- Hızlı bilgi panosu
- Boşanma davası nedir?
- Boşanma sebepleri (TMK m.161-166)
- Anlaşmalı boşanma davası
- Çekişmeli boşanma davası
- Anlaşmalı vs. çekişmeli karşılaştırma
- Boşanma davası adım adım süreç
- Velayet ve kişisel ilişki
- Nafaka türleri ve tablosu
- Mal paylaşımı
- Ziynet eşyaları (altın) davası
- Aile içi şiddet ve 6284 sayılı Kanun
- Yabancı mahkeme kararları (tanıma–tenfiz)
- Yargıtay emsal kararları (içtihat)
- Boşanma davasında deliller
- 20 sıkça sorulan soru
- Yazar hakkında
- Randevu ve iletişim
Hızlı Bilgi Panosu
Boşanma Davası Nedir?
Boşanma, evlilik birliğinin hâkim kararıyla sona erdirilmesidir. Türkiye'de boşanma davaları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161 ila 184. maddeleri arasında düzenlenmiş olup Aile Mahkemelerinde görülür. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Boşanma kararı yalnızca evlilik bağını ortadan kaldırmakla kalmaz; velayet, nafaka, mal rejimi, soyadı ve tazminat gibi birçok hukuki sonucu da beraberinde getirir. Bu nedenle davaya başlamadan önce kapsamlı bir hukuki değerlendirme yapılması; talep, delil ve karşı argümanların doğru kurgulanması süreci doğrudan etkiler.
"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir."
Boşanma Sebepleri (TMK m.161–166)
Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini iki ana grupta düzenlemiştir: özel sebepler ve genel sebep. Hangi sebebe dayanılması gerektiği, davanın seyrini ve mali sonuçlarını doğrudan etkiler.
Özel Boşanma Sebepleri
Belirli ve somut olgulara dayanan, kanunda tek tek sayılan sebeplerdir:
- Zina (TMK m.161): Eşin başka biriyle cinsel ilişkide bulunması. İspatlanması halinde mutlak boşanma sebebidir; hâkim takdir yetkisini kullanamaz. Hak düşürücü süre: öğrenmeden itibaren 6 ay, her halükarda 5 yıl.
- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162): Eşin diğer eşin hayatına yönelik girişimleri, fiziksel şiddet, ağır onur kırıcı davranışlar. Yargıtay 2. HD'nin yerleşik içtihatlarına göre tek bir ciddi olay dahi yeterli olabilir.
- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163): Eşin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya alkol/madde bağımlılığı, kumar gibi haysiyetsiz hayat sürmesi.
- Terk (TMK m.164): Eşin ortak konutu en az 6 ay terk etmesi ve ihtara rağmen dönmemesi. İhtar şart ve şekline uyulması zorunludur.
- Akıl hastalığı (TMK m.165): Eşin akıl hastalığının iyileşmesinin mümkün olmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespiti ve evliliğin diğer eş için çekilmez hale gelmesi.
Genel Boşanma Sebebi — Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
TMK m.166 uygulamada en sık başvurulan boşanma sebebidir. Mahkeme, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede sarsıldığına kanaat getirirse boşanmaya hükmeder. Bu sebebe dayanan davada:
- Davacı, kusurun karşı tarafta daha ağır olduğunu ispat etmek zorundadır,
- Davalı tarafın itirazı varsa, davacının daha kusurlu olduğunun ispatı halinde dava reddedilebilir,
- Yargıtay uygulamasında, davalının daha ağır kusurlu olması halinde, az kusurlu eşe karşı açılan boşanma davasının tek başına dürüstlük kuralına aykırı sayılmadığı kabul edilir.
Uygulamada genel sebep kapsamında değerlendirilen başlıca davranışlar:
- Güven sarsıcı davranışlar (sadakat yükümlülüğünün ihlali boyutuna varmasa da)
- Sürekli kavga, hakaret ve aşağılama
- Ekonomik şiddet (ücreti vermeme, harçlık kesme, mal kaçırma girişimi)
- Ailesel müdahale (eşin ailesinin evlilik birliğine sürekli karışması)
- Cinsel ilişkiden kaçınma
- Müşterek konutu sebepsiz terk etme
- Eşi sosyal yaşamdan izole etme
Anlaşmalı Boşanma Davası
Eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat, mal paylaşımı) ile çocukların velayeti konusunda anlaştığı boşanma türüdür. TMK m.166/3'te düzenlenmiştir. Anlaşmalı boşanmanın mümkün olabilmesi için:
- Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması,
- Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi,
- Hâkim huzurunda anlaşma iradesinin birlikte beyan edilmesi,
- Hâkimin tarafların ve özellikle çocukların menfaatlerini koruyacak şekilde düzenlenmiş bir boşanma protokolünü uygun bulması gerekir.
Anlaşmalı boşanma davasının en büyük avantajı, süresinin kısa olmasıdır. Hazırlanan protokolde eksik bir nokta varsa hâkim değişiklik talep edebilir; bu nedenle protokolün hukuken eksiksiz hazırlanması son derece önemlidir. Tek bir maddenin dahi unutulması (örneğin ziynet eşyaları veya kira gelirleri) sonradan yeni dava açılmasına yol açabilir.
Anlaşmalı boşanmada hazırlanan protokol, hâkim onayından sonra mahkeme kararı niteliği kazanır ve icra edilebilir. Bu nedenle protokol metni, daha sonra uyuşmazlığa yol açmayacak biçimde net düzenlenmelidir.
Çekişmeli Boşanma Davası
Tarafların boşanma iradesi veya sonuçları konusunda anlaşamadığı hallerde açılır. Genel boşanma sebebine (evlilik birliğinin temelden sarsılması) ya da özel boşanma sebeplerine dayanılabilir. Çekişmeli boşanmada;
- Davacı, kusurlu olarak gösterdiği eşin kusurlu davranışlarını ispatlamakla yükümlüdür (tanık beyanı, mesaj/e-posta kayıtları, sosyal medya paylaşımları, fotoğraf, video, hukuka uygun kayıtlar, banka hareketleri vb.).
- Karşı taraf cevap dilekçesi ve karşı dava ile kendi taleplerini ileri sürebilir.
- Tanıklar dinlenir, gerekirse sosyal inceleme raporu alınır.
- Maddi–manevi tazminat ve nafaka talepleri kusur oranı dikkate alınarak değerlendirilir.
Çekişmeli boşanmada en sık karşılaşılan sebepler arasında güven sarsıcı davranışlar, fiziksel veya psikolojik şiddet, ekonomik şiddet, ailesel müdahale, müşterek konuttan uzaklaşma, sadakat yükümlülüğünün ihlali yer alır. Mahkeme her olayı kendi koşulları içinde değerlendirir ve kusur dağılımı kararın mali sonuçları açısından belirleyicidir.
Anlaşmalı vs. Çekişmeli Boşanma — Karşılaştırmalı Tablo
| Özellik | Anlaşmalı Boşanma | Çekişmeli Boşanma |
|---|---|---|
| Yasal Dayanak | TMK m.166/3 | TMK m.161–166 (özel veya genel sebep) |
| Ortalama Süre | 1–3 ay | 1–3 yıl (istinaf ile uzayabilir) |
| Duruşma Sayısı | Genellikle 1 | 3–10+ (delil ve tanık sayısına göre) |
| Evlilik Süresi Şartı | En az 1 yıl | Süre şartı yok |
| Tarafların Hazır Bulunma Zorunluluğu | Hâkim huzurunda bizzat zorunlu | Vekil aracılığıyla temsil yeterli |
| Tanık Dinlenmesi | Gerekmez | Genellikle her taraf 3 tanık dinletir |
| Bilirkişi / Sosyal İnceleme | Gerekmez | Velayet ve mal paylaşımı için gerekebilir |
| Mali Sonuç Belirleyici Unsur | Protokol metni | Kusur dağılımı |
| Yargılama Gideri | Düşük (tek duruşma) | Yüksek (bilirkişi, tanık ücretleri) |
| Temyiz / İstinaf İhtimali | Çok düşük (anlaşma var) | Yüksek |
Boşanma Davası Adım Adım Süreç
Boşanma davası, başvurudan kesinleşmeye kadar 6 temel aşamadan oluşur. Aşağıdaki akış, hem anlaşmalı hem çekişmeli davalar için geçerli ana çerçeveyi gösterir:
Avukatla Ön Görüşme
Olayların kronolojisi ve belgeler değerlendirilir; dosyanızın anlaşmalı mı çekişmeli mi yürütüleceği belirlenir. Strateji, tahmini süre ve mali sonuçlar netleştirilir.
Belge ve Vekaletname
Nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı, varsa delil belgeleri (mesajlar, fotoğraflar, banka hareketleri, sosyal medya paylaşımları) toplanır. Notere vekaletname düzenlenir.
Dilekçenin Hazırlanması
Anlaşmalı boşanmada detaylı protokol; çekişmeli boşanmada kusur iddiası ve talepler delillerle birlikte dilekçeye işlenir. Tedbir nafakası, velayet ve müşterek konut için ihtiyati tedbir talep edilebilir.
Davanın Açılması (Tevzi)
Dilekçe ve harçlar UYAP üzerinden ya da bizzat Aile Mahkemesi tevzi bürosuna sunulur. Dosya numarası verilir; duruşma günü tebliğ edilir.
Duruşma ve Delil İncelemesi
Anlaşmalı davada tek duruşma, taraflar bizzat hâkim huzurunda dinlenir. Çekişmeli davada tanıklar, sosyal inceleme raporu, banka–tapu kayıtları celbedilir; ortalama 3–10 duruşma yapılır.
Karar, Kesinleşme ve Nüfusa Tescil
Mahkeme kararı tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna gidilmezse kesinleşir. Kesinleşen karar nüfus müdürlüğüne bildirilir ve boşanma resmen tescil edilir.
Velayet ve Kişisel İlişki Kurulması
Velayet, ergin olmayan çocuklar üzerinde anne–babaya tanınan hak ve yükümlülükler bütünüdür. Boşanma davasında velayetin hangi eşe verileceği TMK m.182 uyarınca çocuğun üstün yararı ilkesine göre belirlenir.
Mahkemenin değerlendirmede dikkate aldığı başlıca kriterler:
- Çocuğun yaşı, sağlığı ve eğitim durumu,
- Anne–babanın çocukla kurduğu duygusal bağ,
- Ekonomik ve sosyal koşullar; barınma ve eğitim olanakları,
- Sosyal inceleme uzmanının (pedagog–psikolog–sosyal hizmet uzmanı) raporu,
- İdrak çağındaki çocuğun (genellikle 8 yaş ve üzeri) mahkemece görüşünün alınması.
Velayetin verilmediği eş, çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Genellikle hafta sonlarının belirli bölümleri, dini bayramların belirli günleri ve yaz tatilinin belirli haftaları şeklinde düzenlenir. Velayet ve kişisel ilişki kararı, koşulların değişmesi halinde sonradan açılacak bir dava ile değiştirilebilir.
Nafaka Türleri
Türk hukukunda dört farklı nafaka türü düzenlenmiştir:
- Tedbir nafakası (TMK m.169): Boşanma davası süresince eşin ve çocukların geçimini sağlamak üzere mahkemece geçici olarak hükmedilir. Davanın açılmasıyla başlar, karar kesinleşinceye kadar devam eder.
- Yoksulluk nafakası (TMK m.175): Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan ödenir. Süresizdir; tarafların ekonomik durumu değişirse artırma, azaltma veya kaldırma davası açılabilir.
- İştirak nafakası (TMK m.182): Velayet kendisine bırakılmayan eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmakla yükümlüdür.
- Yardım nafakası (TMK m.364): Boşanma süreciyle doğrudan ilgili olmasa da, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere ödenebilir.
Nafaka miktarı; yükümlünün mali gücü, lehtarın ihtiyaç durumu, çocuğun yaşı, eğitim durumu ve genel hayat standartları gözetilerek belirlenir. Her yıl TÜFE oranında otomatik artış kararlaştırılabilir veya talep üzerine sonradan artırım davası açılabilir.
| Nafaka Türü | Kanun Maddesi | Başlangıç | Süre | Lehtar |
|---|---|---|---|---|
| Tedbir Nafakası | TMK m.169 | Dava açıldığında | Karar kesinleşinceye kadar | Eş ve müşterek çocuk |
| Yoksulluk Nafakası | TMK m.175 | Karar kesinleşince | Süresiz (koşullar değişirse kalkar) | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşen eş |
| İştirak Nafakası | TMK m.182 | Karar kesinleşince | Çocuk 18 yaşına kadar (eğitim varsa devam) | Velayet sahibi olmayan eşten çocuğa |
| Yardım Nafakası | TMK m.364 | Talep tarihinden | İhtiyaç devam ettiği sürece | Üstsoy, altsoy ve kardeşler |
Mal Paylaşımı (Mal Rejiminin Tasfiyesi)
1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde, başka bir mal rejimi sözleşmesi yapılmadıysa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır (TMK m.218 vd.). Bu rejimin temel mantığı, evlilik birliği içinde edinilen mal varlığı değerlerinin boşanma halinde eşit olarak paylaşılmasıdır.
Edinilmiş mallar ile kişisel mallar şu şekilde ayrılır:
- Edinilmiş mallar: Çalışmanın karşılığı olan edinimler (maaş, ikramiye), sosyal güvenlik ödemeleri, kişisel malların gelirleri, edinilmiş malların yerine geçen değerler.
- Kişisel mallar: Evlilik öncesi mal varlığı, miras yoluyla kazanılanlar, bağışlar, manevi tazminat alacakları, kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar.
Boşanma davası sonrasında ya da bu davayla birlikte açılan mal rejiminin tasfiyesi davasında; tarafların evlilik içinde edindikleri taşınır–taşınmaz mallar, banka mevduatları, şirket payları, araçlar gibi varlıklar değerlendirilir. Bu süreçte değer tespiti için bilirkişi incelemesi yapılır; banka kayıtları, tapu kayıtları ve ticaret sicili kayıtları celbedilir.
"Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir."
Ziynet (Düğün Altınları) Davası
Türk evlilik kültüründe düğün takıları ve altınlar önemli bir mal varlığı oluşturur. Bu eşyaların mülkiyeti ve boşanma halinde paylaşımı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarıyla şekillenmiştir.
Temel ilke: Düğünde takılan ziynet eşyaları — kim tarafından (gelin tarafı / damat tarafı / akraba) takılırsa takılsın — kadına aittir ve kişisel mal sayılır (TMK m.220). Bu eşyalar evlilik birliği içinde edinilmemiş olduğu için mal rejimi paylaşımına dahil değildir; kadın boşanma sonrasında ya aynen iadesini ya da bedelinin tahsilini talep edebilir.
- İspat yükü: Ziynetin var olduğunu ispat yükü onu talep eden kadındadır. Düğün fotoğraf/videoları, takı listesi, tanık beyanları, kuyumcu faturaları en güçlü delillerdir.
- Bozdurma savunması: Davalı koca, ziynetin "ev ihtiyacı için bozdurulduğunu" iddia ederse bunu kendisi ispat etmek zorundadır (Yargıtay 3. HD yerleşik içtihadı).
- Değer hesabı: Dava tarihindeki güncel altın rayici esas alınır; geçmiş tarihteki gram fiyatı değil, mahkeme tarihindeki değer hesaplanır.
- Zamanaşımı: Ziynet alacağı 10 yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m.146).
Aile İçi Şiddet ve 6284 Sayılı Kanun
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi altında bulunan kişiler için koruma ve tedbir kararları alınabilir. Bu kararlar şunları içerebilir:
- Müşterek konuttan uzaklaştırma,
- Korunan kişiye, çocuklara veya yakınlara yaklaşmama,
- İletişim araçlarıyla rahatsız etmeme,
- Silahların geçici olarak teslim edilmesi,
- Sığınma evine yerleştirme, geçici maddi yardım,
- İş yerinin değiştirilmesi (talep edilirse).
6284 sayılı Kanun kapsamındaki başvurular Aile Mahkemesi'ne yapılır; acil hallerde mülki amir veya kolluk kuvvetleri de geçici karar alabilir. Tedbir kararları genellikle ilk olarak 6 aya kadar verilir, ihtiyaç halinde uzatılır.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi
Türk vatandaşı çiftlerin yurt dışında aldığı boşanma kararının Türkiye'de hüküm doğurabilmesi için ya tanıma–tenfiz davası açılması ya da koşulları sağlıyorsa nüfus müdürlüğünde idari tescil yoluna gidilmesi gerekir.
2017 yılında 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda yapılan değişiklikle, aşağıdaki koşulların birlikte gerçekleşmesi halinde idari tescil mümkün hale gelmiştir:
- Kararın iki tarafının da hazır bulunduğu veya temsil edildiği bir mahkemeden verilmiş olması,
- Kararın kesinleşmiş olması,
- Tarafların birlikte başvurması,
- Kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması.
Bu koşulları taşımayan kararlar için klasik tanıma–tenfiz davası açılması gerekir. Bu davalar Aile Mahkemelerinde görülür ve velayet, nafaka gibi konular da kararla birlikte değerlendirilir.
Yargıtay Emsal Kararları — Aile Hukukunu Şekillendiren İçtihatlar
→ Tüm emsal karar arşivimiz: 97 Yargıtay/BAM kararının tam metni
Aile hukuku uygulaması büyük ölçüde Yargıtay içtihatlarıyla şekillenir: boşanma, kusur, velayet ve nafaka konularında 2. Hukuk Dairesi; mal rejimi tasfiyesinde 8. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları belirleyicidir. Aşağıda bu mahkemelerin güncel ve gerçek emsal kararları; gerçek Esas/Karar numaraları, tarihleri ve karar metninden birebir alıntılarla yer almaktadır. Avukatlık büromuz, dosya stratejilerini bu içtihat hattına göre kurar.
Güncel Emsal Kararlar
Hatalı Eşit Kusur Belirlemesine Dayanılarak Az Kusurlu Eşin Tazminatı Reddedilemez
Hukuk Genel Kurulu; eşit kusur belirlemesinin dosya kapsamına uygun olmaması halinde, bu hatalı tespite dayanılarak daha az kusurlu eşin tazminat taleplerinin reddedilemeyeceğini belirterek yerel mahkemenin direnme kararını bozmuştur. Mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan tazminat isteyebilir (TMK m.174).
Karardan (Hukuk Genel Kurulu gerekçesi)"Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak kadın eş tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir."
İlke: Kusur dağılımı hatalı belirlenip "eşit kusur" denirse, gerçekte daha az kusurlu olan eşin tazminat hakkı doğar.
Tamamen/Ağır Kusurlu Eş, Kendi Kusuruna Dayanarak Boşanma Elde Edemez
Sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, tehdit, hakaret ve ekonomik şiddet nedeniyle ağır kusurlu bulunan erkeğin açtığı boşanma davası, az kusurlu kadının itirazı üzerine reddedilmiştir. Daire, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak elde edemeyeceği temel ilkesine vurgu yapmıştır (TMK m.166).
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer…"
İlke: Boşanmayı isteyen eşin kusursuz veya en azından daha az kusurlu olması gerekir; aksi halde diğer eşin itirazı dava reddine yol açar.
Ağır Kusurlu Eş Tazminat Talep Edemez
Karşılıklı boşanma davasında erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu belirlenmiştir. Daire; ağır kusurlu erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddini, buna karşılık az kusurlu kadın lehine maddî–manevî tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini onamıştır.
Karardan (onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)"…erkek ağır kusurlu olduğundan maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine…"
İlke: Tazminat ve yoksulluk nafakası, kusuru daha ağır olmayan eş lehine hükmedilir; ağır kusurlu taraf bu kalemleri isteyemez.
Karşılıklı Hakaret ve Güven Sarsıcı Davranışta Eşit Kusur
Hem kadının hem erkeğin hakaret ettiği ve güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu olayda, kadının daha ağır kusurlu sayılması bozulmuştur. Eşit kusur halinde taraf lehine manevî tazminata hükmedilemez; ancak kusuru daha ağır olmayan ve yoksulluğa düşecek eş, TMK m.175 uyarınca yoksulluk nafakası alabilir.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince kadının erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre erkek yararına manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir."
İlke: Eşit kusurda tazminat verilmez; fakat eşit kusurlu eş dahi yoksulluğa düşüyorsa yoksulluk nafakası isteyebilir.
Her Kusurlu Davranış Manevî Tazminat Gerektirmez
Daire, TMK m.174/2 uyarınca manevî tazminata hükmedilebilmesi için kusurlu davranışların eşin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmasını aramış; somut olayda erkeğin kusurlu davranışlarını bu ağırlıkta görmeyerek kadın lehine manevî tazminat verilmesini bozmuştur.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen davacı erkeğin kusurlu davranışları kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Davalı kadın yararına manevî tazminat koşulları oluşmamıştır."
İlke: Manevî tazminat için kusur tek başına yetmez; kişilik haklarına saldırı düzeyinde bir ihlal şarttır.
Salt Sosyal Medya Kullanımı Tek Başına Kusur Sayılmaz
Daire, ilk derece mahkemesinin kadına sosyal medya kullanımını güven sarsıcı davranış/kusur olarak yüklemesini yerinde bulmamıştır. Bununla birlikte dosyadaki diğer olgular nedeniyle kadının tam kusurlu olduğu sonucu değişmemiştir.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)«…kadına kusur olarak yüklenen "sosyal medya kullanımının" güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmesinin ve kusur olarak yüklenmesinin yerinde olmadığının…»
İlke: Sosyal medya kullanmak başlı başına güven sarsıcı davranış değildir; kusur, somut ve sadakate aykırı içerikle ispatlanmalıdır.
Yoksulluk Nafakası Toptan (Toplu) Ödenebilir
Daire, kadın yararına yoksulluk nafakasının toptan (toplu ödeme) şeklinde hükmedilmesini yerinde bulmuş; ancak takdir edilen miktarı düşük görerek TMK m.4'teki hakkaniyet ilkesi gereği daha uygun bir miktara hükmedilmesi için kararı bozmuştur.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının toptan olarak hükmedilmesi yerinde ise de miktarının az olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir."
İlke: Yoksulluk nafakası aylık irat yerine toptan da bağlanabilir; miktar hakkaniyetle belirlenmelidir.
Zina Sebebiyle Boşanma ve Affın Sonucu
Erkeğin zina eylemiyle açılan boşanma davasında; eylemin ispatlanıp ispatlanmadığı ve kadın tarafından affedilip affedilmediği değerlendirilmiş, mahkemenin zinaya dayalı boşanma kararı ile kadın lehine tazminat ve velâyet düzenlemesi onanmıştır.
Karardan (onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)"…davalının bir başka kadınla evliymiş gibi birlikte yaşadığının sabit olduğu… zina sebebiyle açılan boşanma davasının tüm toplanan deliller ile ispat edildiği…"
İlke: Zina, özel ve mutlak bir boşanma sebebidir (TMK m.161); ancak affedilen zina sonradan dava sebebi yapılamaz.
Soyut ve Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Boşanmaya Yetmez
Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Daire; sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak ve temelinden sarsılmayı kabule elverişli olmayan tanık beyanlarına dayanılarak boşanmaya karar verilmesini bozmuştur.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…erkek tanıklarının sözlerinin bir kısmı 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla erkeğin davasının da reddi gerekirken…"
İlke: Boşanma somut ve inandırıcı delille ispatlanmalıdır; soyut veya duyuma dayalı tanık beyanı tek başına yeterli değildir.
İspatlanamayan ve Duyuma Dayalı Vakıa Eşe Kusur Olarak Yüklenemez
Eşe kusur yüklenebilmesi için vakıanın ispatlanması gerekir. Daire, yalnızca duyuma dayalı tanık anlatımına dayanan ve ispatlanamayan davranışların kadına kusur olarak yüklenemeyeceğini belirterek hatalı kusur belirlemesini bozmuştur.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…tanık anlatımının da duyuma dayalı olduğu, bu nedenle bu vakıaların davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ve kadının kusurları arasından çıkartılması gerektiği anlaşılmaktadır…"
İlke: Duyuma dayalı veya ispatlanamayan vakıalar kusur sayılamaz; kusur somut delille kanıtlanmalıdır.
Tazminat Miktarı Hakkaniyetle Belirlenir; Ölçüsüz Takdir Bozma Sebebidir
Maddî ve manevî tazminat; tarafların ekonomik-sosyal durumu, kusur dereceleri, paranın alım gücü ve ihlal edilen menfaat gözetilerek, TMK m.4 hakkaniyet ilkesi ve TBK m.50-51 uyarınca belirlenir. Daire, kadın lehine takdir edilen tazminatı düşük bularak kararı bozmuştur.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…davalı kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminatlar azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 … madde hükümlerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları nazara alınarak … daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir."
İlke: Tazminat miktarı somut ölçütler ve hakkaniyetle belirlenir; ölçüsüz düşük veya yüksek takdir bozma sebebidir.
Ziynet Alacağında Her Takının Cinsi, Gramı ve Değeri Ayrı Belirlenmelidir
Ziynet eşyası alacağında, talep edilen her bir takının cinsi, gramı ve değeri ayrı ayrı tespit edilmeden toplam değer üzerinden hüküm kurulamaz. Daire, takıların ayrıntısı gösterilmeksizin toplam değer yazılmasını usule aykırı bularak bu yönden kararı bozmuştur.
Karardan (Yargıtay 2. HD değerlendirmesi)"…hangi takıların hangi değer ve gramda olduğu belirtilmeksizin toplam değerinin yazılmasının usul ve yasaya uygun olmadığı…"
İlke: Ziynet alacağı, her takının cinsi-gramı-değeri ayrı ayrı tespit edilerek hükme bağlanmalıdır.
Sırf Dava İçin Gizlice Alınan Ses Kaydı Hükme Esas Alınamaz
Eşin, yalnızca boşanma davasında delil oluşturmak amacıyla gizlice elde ettiği ses kaydı hukuka aykırı delildir ve mahkemece hükme esas alınamaz. Daire, zina iddiasının bu tür kayıt ve duyuma dayalı tanık beyanıyla ispatlanamayacağı yönündeki derece mahkemesi değerlendirmesini bu yönüyle onamıştır.
Karardan (Yargıtay 2. HD'ce onanan derece mahkemesi gerekçesi)"…davacı erkek tarafından sırf boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla alınan bir kayıt olduğunun açıkça anlaşıldığı, ses kayıtlarının da hukuka aykırı delil olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı…"
İlke: Sadece dava için gizlice oluşturulan ses kayıtları hukuka aykırı delildir; hükme dayanak yapılamaz.
Anne Bakım ve Şefkatine Muhtaç Yaştaki Çocuğun Velayeti Anneye Verilir
Yaşı itibarıyla anne bakım ve gözetimine muhtaç olan çocuğun üstün menfaati, kural olarak anne yanında kalmasını gerektirir. Daire, sosyal inceleme raporuyla da desteklenen bu gerekçeyle ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesini ve babayla kurulan kişisel ilişkiyi yerinde bularak (erkeğin velayete yönelik itirazlarını reddederek) bu yönden kararı onamıştır.
Karardan (Yargıtay 2. HD'ce onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)"…yaşı itibariyle anne bakım ve gözetimine muhtaç olan anne yanında kalmasının üstün menfaatine olduğu sosyal inceleme raporu ile tespit edilen ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesinin isabetli olduğu…"
İlke: Küçük yaşta, anne bakım ve şefkatine muhtaç çocuğun üstün yararı kural olarak velayetin anneye verilmesini gerektirir.
Ortak Velayet Türk Kamu Düzenine Aykırı Değildir
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu öncü kararıyla; İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 No'lu Protokol'ün (eşlerin evlilikte eşit hak ve sorumluluğu) iç hukukun parçası olduğunu belirterek, ortak velayet düzenlemesinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığını kabul etmiştir. Bu karar, Türk hukukunda ortak velayetin önünü açan dönüm noktasıdır.
Karardan (Yargıtay 2. HD gerekçesi)«…"ortak velâyet" düzenlemesinin, Türk kamu düzenine "açıkça" aykırı olduğunu ya da Türk toplumunun temel yapısı ve temel çıkarlarını ihlal ettiğini söylemek mümkün değildir.»
İlke: Ortak velayet Türk kamu düzenine aykırı değildir; çocuğun üstün yararına uygun olduğu hallerde uygulanabilir.
Katılma Alacağı Yasadan Doğar — Katkı veya Gelir Şartı Yoktur
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, bir eşin edinilmiş malındaki artık değerin yarısı diğer eşin katılma alacağıdır. Bu hak doğrudan kanundan doğar; talep eden eşin geliri olması ya da malın edinilmesine maddî katkıda bulunmuş olması gerekmez. Mal, tasfiye (karar) tarihindeki rayiç değeri üzerinden hesaplanır.
Karardan (Yargıtay 8. HD gerekçesi)"Katılma alacağı, Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur. … ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir."
İlke: Katılma alacağı için "ben de katkı yaptım" demek gerekmez; hak yasanın kendisinden doğar ve mal, karar tarihindeki rayiç değer üzerinden hesaplanır.
Katılma Alacağı Nasıl Hesaplanır? (TMK m.231)
Katılma alacağı; eklemeler ve denkleştirme dahil edinilmiş malların toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan (artık değer) miktarın yarısının talep eden eşe verilmesiyle bulunur (TMK m.231, 236).
Karardan (Hukuk Genel Kurulu gerekçesi)"Katılma alacağına ilişkin talepte mahkemece yapılacak iş eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere edinilmiş malların toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra, varsa kalan miktarın yarısının davacı eşe verilmesidir.(4721 s.TMK madde 231)"
İlke: Artık değer = edinilmiş malların toplam değeri − borçlar; katılma alacağı bu değerin yarısıdır.
Aksi İspatlanmadıkça Mallar Edinilmiş Mal Sayılır (TMK m.222)
Mal rejiminin tasfiyesinde, belirli bir malın bir eşin kişisel malı olduğunu iddia eden taraf bunu ispatla yükümlüdür. İspatlanamadığı sürece eşlerin malları edinilmiş mal kabul edilir ve katılma alacağına konu olur.
Karardan (Hukuk Genel Kurulu gerekçesi)"Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad. 222)."
İlke: İspat yükü "bu benim kişisel malım" diyen eştedir; ispatlanamazsa mal edinilmiş sayılır.
İki Tür Alacak: Değer Artış Payı (m.227) ve Katılma Alacağı (m.231)
Mal rejiminin sona ermesiyle açılabilecek davalar iki türdür: bir eşin, diğerine ait malın edinilmesine/iyileştirilmesine/korunmasına karşılıksız katkısından doğan değer artış payı alacağı (TMK m.227) ve artık değerin yarısını isteme hakkı veren katılma alacağı (TMK m.231). İki alacağın koşulları ve hesap yöntemleri farklıdır.
Karardan (Hukuk Genel Kurulu gerekçesi)"Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesiyle birlikte eşler veya mirasçılar tarafından açılabilecek davalar; değer artış payı alacağı (4721 sayılı Kanun md. 227) ve artık değere katılma alacağı (4721 sayılı Kanun md. 231) davalarıdır."
İlke: Değer artış payı (m.227) ile katılma alacağı (m.231) ayrı taleplerdir; doğru talebin seçilmesi sonucu doğrudan etkiler.
2002 Öncesi Evliliklerde "Katkı Payı Alacağı" (Mal Ayrılığı Dönemi)
01.01.2002'den önce 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi. Bu dönemde edinilen mallar bakımından edinilmiş mallara katılma değil, Borçlar Kanunu genel hükümlerine dayanan "katkı payı alacağı" hesabı uygulanır. (Evlilik 2002 öncesine uzanıyorsa hangi dönem hangi rejime tabi, ayrı ayrı değerlendirilir.)
Karardan (Yargıtay 8. HD gerekçesi)«01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad. 170). TKM'de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi…»
İlke: 2002 öncesi dönemde mal ayrılığı geçerlidir; o döneme ilişkin talep katılma alacağı değil, katkı payı alacağıdır.
Önemli: Yukarıdaki kararlar emsal niteliğinde olup her dosya kendi somut koşulları içinde değerlendirilir; bir karardaki sonuç, farklı delil ve olgulara sahip başka bir dosya için bağlayıcı değildir. Somut durumunuz için bir aile hukuku avukatına danışmanız tavsiye edilir.
Boşanma Davasında Deliller — Ne Sunulur, Nasıl Sunulur?
Çekişmeli boşanmada davanın seyri büyük ölçüde sunulan delillere bağlıdır. Uygulamada kabul edilen başlıca delil türleri şunlardır:
- Tanık beyanları: Her taraf genellikle 3 tanık dinletebilir. Aile bireyleri, komşular, iş arkadaşları en sık başvurulan tanıklardır. Tanıkların olayları bizzat gözlemlediği konularda beyan vermesi gerekir; "duydum, anlatıldı" ifadelerinin delil değeri zayıftır.
- Yazışma kayıtları: WhatsApp, SMS, e-posta yazışmaları, hakaret/tehdit içeren mesajlar, sadakat ihlali itirafları en güçlü delillerdir. Ekran görüntüsü alınırken tarih ve saat görünmelidir.
- Sosyal medya paylaşımları: Instagram, X, Facebook gibi açık erişimli platformlardaki paylaşımlar, fotoğraflar, beğeniler delil olarak kullanılabilir; ancak salt sosyal medya kullanımı tek başına kusur sayılmaz (yukarıdaki Yargıtay 2. HD kararı, E. 2023/1652).
- Fotoğraf ve video: Şiddet izleri, kavga sonrası ev hali, eşin başka biriyle yakaladığı anlar gibi görüntüler — ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şarttır.
- Banka ve mal varlığı kayıtları: Ekonomik şiddet, mal kaçırma, harcama düzeyi gibi iddialar için banka dekontları, kredi kartı ekstreleri, tapu/araç kayıtları celbedilir.
- Sağlık raporları: Şiddet sonrası alınan darp raporları, psikolojik destek raporları, doktor reçeteleri.
- Sosyal inceleme raporu: Velayet uyuşmazlığında Aile Mahkemesi'nin uzman heyetinden talep ettiği rapor.
- Tutanak ve karakol kayıtları: Polise yapılan başvurular, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararları, kabahat tutanakları.
- Kamu kurumu kayıtları: SGK, vergi dairesi, ticaret sicili gibi kurumlardan celbedilen bilgi ve belgeler.
- Bilirkişi raporu: Mal paylaşımı, ses/görüntü incelemesi, el yazısı incelemesi gibi teknik konularda mahkemece atanan bilirkişiden rapor alınır.
İspat yükü genel kural olarak iddia eden taraftadır. Hangi delilin nasıl sunulacağına, hangi olayların hangi sırayla anlatılacağına dair stratejik karar, davanın seyrini doğrudan etkiler. Bu nedenle dosyanın bir aile hukuku avukatı tarafından yürütülmesi tavsiye edilir.
Boşanma Hukuku — Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma sürecine ilişkin müvekkillerimizin en sık yönelttiği 20 soruyu derledik. Somut dosyanız için mutlaka bir avukata danışmanızı tavsiye ederiz.
Anlaşmalı boşanma davası ne kadar sürer?
Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların duruşmada hazır bulunması ve protokolün hâkim tarafından uygun bulunması halinde genellikle tek celsede karara bağlanır ve 1 ila 3 ay içerisinde sonuçlanır. Karar kesinleştikten sonra nüfusa işlenmesi 2-4 hafta daha sürebilir.
Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?
Çekişmeli boşanma davaları; tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi, sosyal inceleme raporları ve mahkemenin iş yüküne bağlı olarak ortalama 1 ila 3 yıl sürmektedir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulması halinde bu süre uzayabilir.
Boşanma davasını hangi eş açabilir?
Eşlerden her ikisi de boşanma davası açabilir. Davayı önce açan taraf "davacı", karşı taraf ise "davalı" olarak adlandırılır. Davalı, cevap süresi içerisinde karşı dava açarak kendi taleplerini de ileri sürebilir.
Eşim boşanmak istemiyorsa ne yapabilirim?
Eşinizin rızası olmasa dahi çekişmeli boşanma davası açabilirsiniz. Mahkemede evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ve birlikte yaşamanın çekilmez hale geldiğini delillerle ispatlamanız halinde, karşı taraf istemese de boşanmaya karar verilebilir.
Boşanma davası nerede açılır?
Boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesinde açılır (TMK m.168). İstanbul'da yerleşim yeri Kadıköy ise dava Kadıköy Aile Mahkemesinde görülür. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Boşanma davasında kusur neden önemlidir?
Kusur dağılımı; maddi–manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinde belirleyici rol oynar. Daha kusurlu olan eş, az kusurlu olan eşten tazminat ve nafaka talep edemez. Tamamen kusursuz olunması da şart değildir; kusurun daha ağır olmaması yeterlidir.
Velayet anneye mi babaya mı verilir?
Türk hukukunda velayette belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme; çocuğun yaşı, sağlık durumu, eğitimi, ana–babanın ekonomik ve sosyal durumu, çocukla kurdukları bağı, sosyal inceleme raporu ve idrak çağındaki çocuğun görüşünü dikkate alır. Küçük yaştaki çocukların anneye verilmesi yönünde Yargıtay içtihatları yoğun olmakla birlikte, somut olayın koşulları her zaman tek başına belirleyicidir.
Ortak velayet mümkün müdür?
Yargıtay 2017 sonrası kararlarıyla, tarafların anlaşması ve çocuğun yararına uygun bulunması durumunda ortak velayet kararı verilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu istisnai bir karardır; eşlerin uyumlu olması, yakın yerleşim yerlerinde yaşaması ve çocuğun yararını gözetmesi koşullarında uygulanır.
Velayet kararı sonradan değişebilir mi?
Evet. Koşulların esaslı şekilde değişmesi halinde (velayet sahibinin başka şehre veya ülkeye gitmesi, çocuğun bakımında ihmal, çocuğun büyüyüp farklı tercih bildirmesi, sağlık sorunları vb.) TMK m.183 uyarınca velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
1 Ocak 2002 sonrası evliliklerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejim, evlilik birliği içinde edinilen malların boşanma halinde eşit olarak paylaşımını öngörür. Kişisel mallar (miras, bağış, evlilik öncesi mallar) paylaşıma dahil değildir. Mal paylaşımı, boşanma davasından ayrı bir 'mal rejiminin tasfiyesi' davasıyla görülür.
Eşim malları kaçırıyor, ne yapabilirim?
Mal kaçırma riski varsa boşanma davası açıldıktan sonra mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir. Banka hesapları üzerine bloke, taşınmazlara satışı engelleyen şerh konulabilir. Mal kaçırma işlemi gerçekleşmişse tasarrufun iptali davası ile devir işlemleri iptal ettirilebilir.
Düğünde takılan altınlar ve ziynet eşyaları kime aittir?
Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, kim tarafından takılırsa takılsın, düğünde takılan ziynet eşyaları kadına aittir ve kişisel mal sayılır. Bu eşyaların ya aynen iadesi ya da bedelinin tahsili için "ziynet alacağı davası" açılabilir. İspat yükü kural olarak talep eden taraftadır.
Nafaka miktarı neye göre belirlenir?
Nafaka miktarı; yükümlünün mali gücü, lehtarın ihtiyaç durumu, çocuğun yaşı ve eğitim durumu, tarafların yaşam standartları gözetilerek belirlenir. Genellikle her yıl TÜFE oranında otomatik artış kararlaştırılır; sonradan koşullar değişirse artırım veya azaltma davası açılabilir.
Yoksulluk nafakası ne kadar süre ödenir?
Yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir. Ancak nafaka alanın evlenmesi, fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi hallerde kaldırılabilir. Tarafların ekonomik durumunun değişmesi halinde artırma veya azaltma davası açılabilir.
Boşanma davası sırasında müşterek konutta kim kalır?
Mahkeme, talep üzerine veya re'sen, dava süresince eşlerden hangisinin müşterek konutta kalacağına ve özellikle çocukların hangi eşle birlikte yaşayacağına dair tedbir kararı verir (TMK m.169). Bu karar geçici olup, boşanma davasıyla birlikte yeniden değerlendirilir.
Boşandıktan sonra eski soyadımı kullanmak zorunda mıyım?
Kadın, boşanmayla birlikte evlenmeden önceki soyadını yeniden alır (TMK m.173). Ancak boşanan kadın, evlilik süresince kullandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceğini ispatlarsa, hâkim tarafından kocasının soyadını taşımasına izin verilebilir.
Yurt dışında alınan boşanma kararı Türkiye'de geçerli midir?
Yurt dışında alınan boşanma kararının Türkiye'de hüküm doğurması için "tanıma" veya "tenfiz" davası açılması gerekir. 2017 yılında getirilen düzenlemeyle, belirli koşulları taşıyan kararlar nüfus müdürlüklerinde idari yolla da tescil edilebilmektedir. Hangi yolun uygun olduğu somut karara ve tarafların durumuna göre değerlendirilmelidir.
Aile içi şiddete uğradım, ne yapabilirim?
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında Aile Mahkemesi'nden koruma ve uzaklaştırma tedbiri alınabilir: müşterek konuttan uzaklaştırma, yaklaşmama, iletişim yasağı, geçici nafaka, sığınma evine yerleştirme. Acil hallerde kolluk veya mülki amir geçici karar alabilir. Tedbir kararları genellikle ilk olarak 6 aya kadar verilir, ihtiyaç halinde uzatılır.
Anlaşmalı boşanmadan vazgeçilebilir mi?
Anlaşmalı boşanma davası açıldıktan sonra duruşma anına kadar taraflar anlaşmadan tek taraflı olarak vazgeçebilir. Bu durumda davaya çekişmeli boşanma davası olarak devam edilmesi mümkündür. Karar kesinleştikten sonra ise vazgeçme mümkün değildir; bunun yerine yeniden evlilik gerçekleştirmek gerekir.
Online (görüntülü) görüşme ile boşanma davası açılabilir mi?
Davanın açılması ve dilekçelerin sunulması avukat aracılığıyla yapılabilir; bu süreçte fiziki olarak bulunmanız gerekmez. Vekaletname işlemleri için Türkiye'deki herhangi bir noterde ya da yurt dışında konsoloslukta işlem yapılabilir. Ancak anlaşmalı boşanmada hâkim huzurunda tarafların bizzat dinlenmesi zorunludur.
