Yargıtay 2. HD · E. 2024/669, K. 2024/8029
Konu: Kusur Yükleme · Karar Tarihi: 31.10.2024
← Boşanma ve Aile Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Boşanma ve Aile Hukuku
Karardan çıkan ilke: Duyuma dayalı veya ispatlanamayan vakıalar kusur sayılamaz; kusur somut delille kanıtlanmalıdır.
Kararın Tam Metni
Daire: 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/669
Karar No: 2024/8029
Karar Tarihi: 31.10.2024
2. Hukuk Dairesi 2024/669 E., 2024/8029 K.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1225 E., 2023/2025 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 7. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2019/114 E., 2021/126 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece
Mahkemesince her iki davanın da kabulüne tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı kadın vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince
başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre,
temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin
kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki
belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının erkeği aşağıladığını, hakaretler ettiğini ve
müvekkiline saygısız davrandığını, aşırı derecede kıskanç tavırlar sergilediğini, müvekkilinin aldığı hiçbir
şeyi beğenmediğini, kıskançlık sergilediğini ve küçük düşürdüğünü, davalının ortak çocuklara da sert ve
kırıcı tavırlar sergilediğini, bağırarak ve inciterek konuştuğunu, müvekkilinin telefonundaki numaraları
uygunsuz saatlerde arayarak müvekkilini zor durumda bıraktığını, müvekkilinin ceplerini karıştırdığını,
özel eşyalarını karıştırdığını, cebinden çıkan kredi kartı sliplerini dahi kastederek bu paraları başka
kadınlarla yediğine ilişkin ithamlarda bulunduğunu, cinsel hayat ve diğer tüm mahrem konuları üçüncü
kişiler ile paylaştığını, cinsel birliktelikte yaşanan sorunları ortak çocukların önünde de anlatmaktan
çekinmeyerek ortak çocukların psikolojisini bozduğunu, yatağını ayırarak veya evin içinde başka
odalarda kalmak suretiyle cinsel birliktelikten de aylarca kaçındığını, evlilik birliğinin üzerine yüklediği
yükümlülükleri yerine getirmediğini, yaşanan bu olaylar nedeniyle müvekkilinin 21.06.2019 tarihinde
evden ayrıldığını, çocukları ile görüşmesini engellemeye çalıştığını, yaşanan tüm bu olaylar nedeniyle
müvekkilinin 01.07.2019 tarihinde kalp krizi geçirdiğini, eşinin kalp krizi geçirdiğini öğrenmesine rağmen
hastanede ziyaretine gitmediğini, ortak çocukların da gitmesine izin vermediğini ileri sürerek davanın
kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin
birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların
velâyetinin babaya bırakılmasına, erkek yararına 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep
ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve birleşen/karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin evliliğin üzerinden
belli bir süre geçtikten sonra internet üzerinden ve şahsına ait olan telefon üzerinden, evli olduğunu
gizleyerek başka kadınlarla iletişim kurduğunu, söz konusu konuşmaları nispet yaparcasına müvekkiline
gösterdiğini, müvekkiline sürekli olarak başka kadınlardan bahsettiğini, ailesine ve çevresine hiçbir
zaman uyum göstermediğini, bir çok kez çocuklara şiddet uyguladığını, sık sık spora gitme bahanesi
ile evden ayrıldığını, müvekkilinin yanında gelmesine müsade etmediğini, müvekkilinin davalıyı takip
ettiğini, erkeğin sahilde buluştuğu bir kadın ile birbirlerine sarılarak öpüştüklerini gördüğünü, eşler
arasındaki cinsel hayat açısından da taraflar arasında bir çok sorun olduğunu, hakaret ederek onu
odadan kovduğunu, yatak odasına almadığını, haziran ayında ortak konutu terk ettiğini, 2018 yılının
aralık ayında ... ismindeki bir kadın ile birlikte olduğunu, söz konusu birliktelik sonucu ...'nın hamile
kaldığını, müvekkilinin bu durumu çocuklarının erkeğe ait olan hafıza kartını müvekkilin telefonuna
takması sonucunda hafıza kartında yer alan fotoğraflara bakarken öğrendiğini, erkeğe durumu
sorduğunu,erkeğin fotoğraflarda yer alan kadının kendisinin imam nikahlı eşi olduğunu söylediğini,
ekonomik şiddet de uyguladığını, tokat atarak müvekkilini darp ettiğini ve müvekkiline hakaretlerde
bulunduğunu, müvekkilinin tedavi görmek için hastaneye gittiğini ve rapor aldığını, erkeğin evden
ayrılırken müvekkiline ait olan ziynet eşyalarını da beraberinde götürdüğünü belirterek elirterek, asıl
davanın reddi ile karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası
uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin
anneye bırakılmasına, ortak çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 1.500,00 TL tedbir ve iştirak, kadın yararına
2.500,00 TL tedbir ve yoksulluk, yasal faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddî ve 250.000,00 TL manevî
tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen
kararı ile erkeğin başka kadınlarla ilişki yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı,
eş ile çocuklara ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığı ve agresif karakter sergilediği; kadının ise
eşe hakaret ettiği, erkeğe karşı agresif yapı sergilediği, aşağıladığı, erkeğin aldığı tüm hediyeleri
küçümsediği ve tatminsiz bir yapı sergilediği, evin temizliği ile gerektiği gibi ilgilenmediği, kıskançlık
gösterdiği, cinsel hayat ve mahremi konuları üçüncü kişilerle paylaştığı, eşin hastalığı ile ilgilenmediği
ve çocukları babaları ile görüştürme hususunda sorun çıkardığı belirtilerek, boşanmaya sebep olan
olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne, tarafların 4721 sayılı
Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya
verilmesine, anneyle kişisel ilişki kurulmasına, kadın yararına 700,00 TL tedbir nafakası ve 900,00 TL
yoksulluk nafakası ödenmesine, kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, erkeğin manevî
tazminat talebinin reddine ve karşılıklı maktu vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili istinaf
başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, erkeğin boşanma
davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, yoksulluk nafakası miktarı, kendi tazminat taleplerinin reddi
ve erkeğin boşanmanın eki niteliğindeki manevî tazminatın reddine rağmen asıl dava yönünden lehlerine
vekâlet ücreti verilmemesi yönlerinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni
gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna
uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353
üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davalı-davacı kadının istinaf
başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili
temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, erkeğin boşanma
davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, yoksulluk nafakasının miktarı, kendi tazminat taleplerinin
reddi ve erkeğin boşanmanın eki niteliğindeki manevî tazminatın reddine rağmen asıl dava yönünden
lehlerine vekâlet ücreti verilmemesi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında, taraflar arasında ortak hayatı temelinden
sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup
bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin boşanma davasının kabulü,
kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafaka miktarı ve kadının reddedilen tazminat talepleri, velayet
düzenlemesi ile vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanunun 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 176
ncı, 182 nci, 327 nci, 328 inci, 329 uncu, 330 uncu ve 336 ncı maddeleri; 6100 sayılı Kanun’un 370 inci
ve 371 inci maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile
uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat
kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin aşağıdaki
paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.
Somut uyuşmazlıkta, yukarıda belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince taraflara yüklenen kusurlara
göre tarafların eşit kusurlu olduğu kanaatine varılmış, hüküm kadın tarafından istinaf edilmekle Bölge
Adliye Mahkemesince istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiştir. Kadına İlk Derece Mahkemece
yüklenen erkeğin aldığı tüm hediyeleri küçümsediği ve tatminsiz bir yapı sergilediği kusurunun dosyada
mevcut deliller ve tanık beyanları ile ispatlanamadığı, yine kadının cinsel hayat ve mahrem konuları
üçüncü kişilerle paylaştığı yönündeki kusur belirlemesine dayanak alınan tanık anlatımının da duyuma
dayalı olduğu, bu nedenle bu vakıaların davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ve kadının
kusurları arasından çıkartılması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde belirlenen ve gerçekleşen diğer
kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu
olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü
doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3.
Yukarıda (2) nci paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı erkek
ağır, davalı -davacı kadın az kusurlu olup, erkeğin bu kusurlu davranışları aynı zamanda kadının kişilik
haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci
fıkrası koşulları kadın yararına oluşmuştur. O halde tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun
ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına uygun miktarlarda maddî ve manevî tazminata
hükmedilmesi gerekir.Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup
bozmayı gerektirmiştir.
4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik
koşullarına göre, kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un
"hakkaniyet ilkesi" ile ilgili (4) üncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda yoksulluk
nafakasına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna
aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin
Bölge Adliye Mahkemesi kararının, kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile yoksulluk
nafakasının miktarı yönünden davalı-davacı kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile yoksulluk
nafakasının miktarı yönünden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi
kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci
maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Boşanma ve Aile Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- Yargıtay 2. HD · E. 2016/15771, K. 2017/1737 — Ortak Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/10661, K. 2023/1557 — Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/11495, K. 2023/2440 — Kusur & Tazminat
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/6157, K. 2023/2245 — Tazminat Miktari
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Boşanma ve Aile Hukuku