Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2023/467, K. 2024/199
Konu: İspat / Karine · Karar Tarihi: 24.04.2024
← Boşanma ve Aile Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Boşanma ve Aile Hukuku
Karardan çıkan ilke: İspat yükü "bu benim kişisel malım" diyen eştedir; ispatlanamazsa mal edinilmiş sayılır.
Kararın Tam Metni
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
Daire: Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2023/467
Karar No: 2024/199
Karar Tarihi: 24.04.2024
Hukuk Genel Kurulu 2023/467 E. , 2024/199 K.
MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
SAYISI: 2022/376 E., 2022/570 K.
KARAR: Davanın reddine
ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.06.2022 tarihli ve
2021/10717 Esas, 2022/5627 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki artık değere katılma alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece
Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf
başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk
Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma
kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul
eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 10.08.2013 tarihinde evlendiklerini, ortak iki çocuklarının
bulunduğunu, eşler arasında şiddetli geçimsizlik nedeniyle Balıkesir 1. Aile Mahkemesinin 2017/611
Esas sayılı boşanma davasının görülmekte olduğunu ileri sürerek evlilik birliği içinde edinilen ve davalı
eş adına tescil edilen 10 BU 519 plaka sayılı araç nedeniyle müvekkilinin artık değere katılma alacağına
mahsuben şimdilik 5.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, açılan boşanma davası nedeniyle eşlerin ayrı
yaşadıklarını, sözü edilen aracın ise 28.10.2016 tarihinde 48 ay vadeli taşıt kredisi ile alındığını,
18.000,00 TL peşinatın ve devam eden aylık 1.992,94 TL kredi taksitlerinin müvekkilin arkadaşı olan
ve iflas etmesi nedeniyle adına kredi çekemeyen ... tarafından ödendiğini, davacının bu durumu
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
bildiğini, dolayısıyla aracın alımında davacının bir hakkının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini
savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2017/613 Esas, 2019/808 Karar sayılı kararı ile; davacı
tarafından her ne kadar 10 BU 519 plaka sayılı aracın evlilik birliği içinde edinildiği iddia edilmişse de,
istemin kabul edilebilir bulunmadığı zira aracın davalı ... adına tescilli olmasına rağmen mülkiyetinin
davalı ...’ye ait olmadığı, davalının bu araca zilyet dahi olmadığı, aracı hiç kullanmadığı, dava konusu
aracın gerçekte davalının arkadaşı olan ve tanık olarak dinlenen ...’a ait olduğu, kredi taksitlerinin dava
dışı ... tarafından ödendiği, diğer tanık Selahattin’in de bu tespiti doğrular nitelikte beyanda bulunduğu,
dosyada mevcut yazılı mesajlar ve bir kısım ödeme dekontları gözetildiğinde davanın kabul edilmesinin
mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf
başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.11.2021 tarihli ve 2019/2667 Esas, 2021/1640 Karar sayılı kararı ile;
davaya konu aracın kredi ile alındığı, ne var ki aracın gerçek sahibi olması nedeniyle taksitlerin davalının
yakın arkadaşı olan ... tarafından ödendiği, bu şahsın kredi çekememesi nedeniyle aracın davalı adına
tescil edildiği, İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın
reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan
reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz
isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Belirli bir malın eşlerden
birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu
ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye
kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad. 222).
Somut olayda, mahkemece tasfiye konu aracın ödemelerinin 3. kişi tarafından yapıldığı, davalının
aracın gerçek maliki olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de karar hatalı olmuştur.
Şöyle ki, tasfiyeye konu aracın evlilik birliği içinde 21.08.2017 tarihinde 18.000,00TL peşinat ve
48 ay vadeli 70.000,00TL araç kredisi kullanılarak davalı erkek adına satın alındığı, araç kredisinin
boşanma dava tarihinde kadar (21.08.2017) 9 aylık taksitinin ödendiği, dosya kapsamına sunulan
banka dekontlarında boşanma dava tarihine kadar ödenen kredi taksitlerinden sadece 29.06.2017 tarihli
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
ödemenin 3. kişi tarafından yapıldığına dair dekont bulunduğu, boşanma dava tarihine kadar ödenen
diğer taksit ödemelerinin kim tarafından ödendiğinin tespit edilemediğinin ilgili bankaca bildirildiği
anlaşılmaktadır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş maldır (TMK mad. 222),
diğer bir deyişle tasfiye konu araç edinilmiş mal olup aksinin ispat külfeti davalı erkektedir (TMK
mad. 6, HMK mad. 190). O halde, aracın edinilmesi için evlilik birliği içinde ödenen peşinat ve
29.06.2017 tarihinde ödenen kredi taksiti dışındaki kredi taksitlerinin (8 aylık taksit) edinilmiş malla
karşılanmadığına dair davalı erkek tarafından somut bir delil sunulamadığı dolayısıyla 3. kişi tarafından
ödemelerin yapıldığına dair iddiasını dosya kapsamına göre ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu
açıklamalara göre, mahkemece tasfiyeye konusu aracın edinilmesi için evlilik birliği içinde ödenen
peşinat ve 29.06.2017 tarihinde ödenen kredi taksiti dışındaki kredi taksitleri yönünden davacının
katılma alacağının hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı
gerektirmiştir..."
gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin
yanında; sadece 29.06.2017 tarihli banka ödeme belgesini dikkate alan ancak aynı nitelikteki diğer
dekontlara itibar etmeyen Yargıtay bozma ilâmının somut olaya uygun olmadığı, davaya konu aracın
70.000,00 TL bedel ve 48 ay vadeden oluşan kredi ile alındığı, bu ödemelerin 28.11.2016 ilâ 28.10.2020
tarihleri arasında gerçekleştiği, 29.06.2017 tarihli 1.997,00 TL ödemenin Denizli/Çamlık Garanti Bankası
Şubesinden ... tarafından yapıldığı gibi 04.05.2018 tarihli 2.103,00 TL ödemenin Balıkesir/Sanayi Garanti
Bankası Şubesinden ve ..., 26.02.2018 tarihli 2.103,00 TL ödemenin Uşak Garanti Bankası Şubesinden ve
..., 15.02.2019 tarihli 2.530,00 TL ödemenin Denizli/Çivril Garanti Bankası Şubesinden... ..., 30.11.2017
tarihli 4.046,00 TL ödemenin Uşak/Sivaslı İş Bankası Şubesinde isimsiz kişi tarafından, 31.05.2018
tarihli 6.269,00 TL ödemenin Uşak/Sivaslı İş Bankası Şubesinden ..., 05.10.2017 tarihli 2.005,00 TL
ödemenin Uşak/Sivaslı İş Bankası Şubesinden yine isimsiz kişi tarafından yapıldığı, belirtilen bu yedi
adet makbuzun dosya içerisinde bulunduğu ve özellikle davacı ...’nın davaya konu araç ile ilgili dava
dışı ...’la olan mesaj içeriklerinden aracın mülkiyetinin davalıya ait olmadığına dair bilgisi bulunduğu
gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda karar verilmesi istemiyle hükmün
bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eşler arasında edinilmiş mallara katılma
rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alındığı anlaşılan ve davalı erkek eş adına kayıtlı olan davaya
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
konu araç nedeniyle, davacı kadın eşin artık değere katılma alacağının bulunup bulunmadığı noktasında
toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1.Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 218 ilâ 241 inci maddeleri.
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 187 ve 190 ıncı maddeleri.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar
görülmektedir.
2. Mal rejimi; eşlerin evlenmeden önce sahip oldukları ve evlilik birliği devam ettiği sürece edindikleri
mallar üzerindeki hakları, birbirlerine ve üçüncü kişilere karşı sorumlulukları ile evlilik birliği sona
erdiğinde bu malların paylaştırılması yönündeki kurallar bütününü ifade etmektedir. Mal rejimleri, yasal
ve seçimlik mal rejimleri olarak iki gruba ayrılmıştır. Eşlerin mal varlıklarının yönetimi hususunda
sözleşme ile mal rejimini tayin etme imkânı bulunmakla birlikte, bu seçimin gerçekleşmemesi ihtimali
gözetilerek kanun gereği eşlerin tabi olacakları yasal mal rejimi belirlenmiştir.
3. Türk Medeni Kanunu'un 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca eşler arasında edinilmiş mallara
katılma rejimi kabul edilmiştir. Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine yönelik
düzenlemeler anılan Kanun'un 218 ilâ 241 inci maddeleri arasında yer almaktadır. Edinilmiş mallara
katılma rejimi, edinilmiş mallar (4721 sayılı Kanun md. 219) ile eşlerden her birinin kişisel mallarını (4721
sayılı Kanun md. 220-221) kapsar.
4. Edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye davasının görülebilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin
sona ermiş olması gerekir. 4721 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi ile "Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü
veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle
sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden
geçerli olmak üzere sona erer" hükmü düzenleme altına alınmıştır.
5. Edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesiyle birlikte eşler veya mirasçılar tarafından
açılabilecek davalar; değer artış payı alacağı (4721 sayılı Kanun md. 227) ve artık değere katılma
alacağı (4721 sayılı Kanun md. 231) davalarıdır. Bu iki alacak türünün özellikleri, koşulları ve hesaplama
yöntemleri arasında farklılıklar bulunmakla birlikte, tasfiye davalarına özgü usul ve esasa yönelik genel
ilkelerin tamamı her iki dava türü için de geçerlidir.
6. Maddi vakıaları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini
belirlemek hâkime aittir (HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere
katılma alacağı istemine ilişkindir. Artık değer; edinilmiş mallara katılma rejiminde, eklenmeden ve
denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam
değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan tutardır (Türk Hukuk Lugatı, Türk Hukuk
Kurumu, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 74). 4721 sayılı Kanun'un 229 uncu maddesinde eklenecek değer,
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
230 uncu maddesinde denkleştirme, 231/1 inci maddesinde artık değer ve 236 ncı maddesinde ise
yarı pay hükümleri düzenleme altına alınmıştır. 4721 sayılı Kanun hükümleri uyarınca edinilmiş mallara
katılma rejiminde bir eşin, artık değere katılma alacağı hakkının oluşması için; talep eden eşin gelirinin
olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda
bulunulmasına gerek yoktur. Kural olarak mal rejiminin devamı süresince sahip olunan edinilmiş bir
malın bulunması ve varsa bu mala ilişkin borçlar çıktıktan sonra geriye artık değer kalması durumunda,
başka bir şeye gerek kalmaksızın kendiliğinden diğer eşin artık değere katılma alacağı hakkı oluşur.
7. Eldeki davada; taraflar 10.08.2013 tarihinde evlenmiş, 21.08.2017 tarihinde açılan boşanma davasının
kabulüne ilişkin hükmün 13.12.2018 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal
rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir. Eşler arasında; sözleşmeyle başka
mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden, evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar
edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Davaya konu aracın 28.10.2016 tarihinde bir miktar peşinat ve
kalan tutarın kredi çekilmek suretiyle satın alınarak davalı eş adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalı eş
ise; aracın gerçekte kendine ait olmadığını, yakın arkadaşı olan ...'ın ekonomik durumunun kötü olması
nedeniyle kredi kullanamadığını, bu nedenle araç kredisini kendisinin çektiğini, ödenen 18.000,00 TL
peşinat ile kredi taksitlerinin arkadaşı tarafından ödendiğini ileri sürerek, dava konusu aracın üçüncü
bir kişiye ait olduğu gerekçesiyle edinilmiş mallara katılma rejimi hükümlerine konu olamayacağını
savunmuştur.
8. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi için tasfiyeye konu malın hangi grupta yer aldığının
belirlenmesi zorunludur. Zira mal varlığının yer aldığı grup, bu mal varlığının tasfiyeye girip girmeyeceği
veya tasfiyeye girmesi hâlinde ne şekilde tasfiye edileceği açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca
belirtmek gerekir ki; edinilmiş mallara katılma rejiminde kural, mal gruplarının değişmezliğidir. 4721
sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile açıklanan istisnalar dışında, eşler; mal
gruplarını değiştiremezler, aksine ilişkin sözleşmeler geçersizdir. Bir eşin bütün malları, aksi ispat
edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (4721 sayılı Kanun md. 222/3). Öyle ise somut olayda
iddia ve buna karşılık yapılan savunma gözetildiğinde, uyuşmazlığın çözümü açısından ispat yükü ve
ispat yükünü tersine çeviren kanuni karine kavramının açıklanması gerekmektedir.
9. Bilindiği üzere ispatın konusu, 6100 sayılı Kanun'un 187 nci maddesinin birinci fıkrasında "tarafların
üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar" olarak
açıklanmıştır. Anılan Kanun'un 190 ıncı maddesi de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme
bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü
altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”
şeklinde hüküm altına alınmıştır.
10. Madde metninde geçen "karine" sözlük anlamıyla bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olguyu anlamaya
yarayan çıkarımlardır ve her şeyden önce süregiden hayat seyrini düzene koyan hukukta doğabilecek
belirsizlikleri gidermek için kullanılırlar (Türk Hukuk Lügatı; Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s.
664). Karineler, fiili ve hukuki olmak üzere ikiye ayrılmakta olup; belirli bir olgunun varlığına işaret olarak
kabul edilen kuralın, bir hukuk kuralı olması hâlinde "kanuni karine" söz konusu olmaktadır. Bir kanuni
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
karinenin söz konusu olduğu hâllerde, karinenin içerdiği olgunun ispat edilmesiyle birlikte, o karineye
bağlanan sonuç ortaya çıkmaktadır. Kanuni karineler; aksi ispat edilip edilemediklerine göre kesin ve
adi kanuni karine olarak tanımlanmakta olup, esasen 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinin ikinci
fıkrasının ikinci cümlesi ile adi kanuni karine hüküm altına alınmıştır. Kesin karine ile hükme bağlanan
sonuç mutlak olarak ortaya çıkmaktayken, adi kanuni karinede ise karşı taraf aksini ispatlayamadığı
sürece aynı sonuç geçerli olmaktadır.
11. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; İlk
Derece Mahkemesince yapılan yargılamada "aracın mülkiyetinin davalıya değil, üçüncü kişi konumunda
olan ...'a ait olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine
Bölge Adliye Mahkemesince başvuru esastan reddedilmiştir. Özel Daire tarafından yapılan temyiz
incelemesinde ise; "aracın edinilmesinde ödenen 18.000 TL peşinat ve sekiz aylık kredi taksiti yönünden
davacının katılma alacağının hesaplanması" gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur. İlk Derece
Mahkemesince önceki kararda yer alana gerekçenin yanında; bozmaya esas alınan 29.06.2017
tarihli dekont gibi dosyada mevcut 05.10.2017, 30.11.2017, 26.02.2018, 04.05.2018, 31.05.2018 ve
15.02.2019 tarihli altı adet daha dekontun bulunduğu, tüm dekontlar ve mesajlar gözetildiğinde davanın
ispat edilemediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
12. Yukarıda ayrıntıları ile belirtildiği üzere taraflar arasındaki mal rejimi 21.08.2017 tarihinde açılan
boşanma davası ile sona ermiştir. Dolayısıyla dava tarihi itibari ile davaya konu alacak; evlilik birliği
devam ederken aracın edinilmesinde ödenen peşinat ile 28.11.2016 tarihinden 28.07.2017 tarihine
kadar ödendiği anlaşılan 9 aylık kredi taksiti ile sınırlanmış, diğer bir ifade ile davacı tasfiyeye konu
araç nedeniyle sadece belirtilen bu miktarlar yönünden artık değere katılma alacağı talep edebilir
duruma gelmiştir. Öyle ise dava tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olması nedeniyle dava konusu
olmadığı anlaşılan dekontların Mahkemece hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesi
hukuken mümkün değildir.
13. Diğer yandan "araç üzerindeki tedbirin kaldırılması" isteğine üzerine davacı ile yapıldığı ileri sürülen
mesaj içeriğinden "davacı ...’nın, davaya konu aracın gerçekte davalı ...’ye ait olmadığına dair bilgisi
bulunduğuna" dair direnme gerekçesine de katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıkça vurgulandığı
üzere, 4721 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bir eşin bütün malları, aksi
ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edildiğinden, davacı aracın evlilik birliği devam
ederken alındığını ispatlayarak, üzerine düşen ispat yükünü kanuni bir karineyle (6100 sayılı Kanun
md. 190/2) yerine getirmiş, dolayısıyla ispat külfeti bunun aksini iddia eden davalı erkeğe geçmiştir.
Davalı erkek, dava konusu aracın gerçekte kendisine ait olmadığını, 18.000,00 TL peşinat ve evlilik
birliği içerisinde ödemesi gerçekleşen 9 aylık kredi taksitlerinin aracın gerçek sahibi ... tarafından
ödendiğini savunmuş, bu savunmasına dayanak olarak ödeme belgelerine ve tanık deliline dayanmıştır.
Davalı tarafından yapılmış olunan savunma ve sunduğu deliller detaylı bir şekilde incelendiğinde, Özel
Daire bozma ilâmında belirtildiği gibi dava konusu döneme ilişkin 29.06.2017 tarihli ödeme dışındaki
ödemelerin üçüncü bir kişi tarafından yapıldığının ispatlanamadığı, tanık olarak dinlenen ...'ın "...oğlumun
arkadaşı olan bu kişi işinde kullanmak üzere bir otomobil almak istemiş, iflası nedeniyle bankalar
kredi vermediği için oğlumun bu araç için bir kredi çekip kendisine vermesini istemiş..." şeklindeki
bilgisinin duyuma dayalı olduğu, aracın kendisine ait olduğunu beyan eden diğer tanık ...'ın ise "...'nin
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2023/467, K. 2024/199, T. 24.04.2024
adına kredi çektik. Aracın tescilini de ...'nin üzerine yaptık. Ancak söz konusu kredinin ödemesini
ben yapıyorum. Hatta bu krediye ilişkin kredi kartları da bendedir. Ben kullanıyorum. Aracı da ben
kullanıyorum. Aracı alırken 20.000,00 TL peşinatı ben ödedim. 80.000 TL civarı krediyi ...'nin adına çektik.
Kredinin ödemelerini düzenli bir şekilde ödemeye çalışıyorum" şeklinde beyanda bulunduğu ne var ki bu
beyanlarını destekler nitelikte ödeme belgelerinin dosya içerisine sunulmadığı, Mahkemece ilgili finans
şirketine "kredi ödemelerinin kim tarafından yapıldığının" sorulması karşısında şirketçe "ödemelerin
kim tarafından yapıldığı tarafımızca bilinmemektedir" şeklinde cevap verildiği, davalı vekilinin yargılama
aşamasında gerçekleştiğini ileri sürerek 12.03.2019 tarihli dilekçe ekinde sunmuş olduğu ve davacı
...'ya ait olduğu iddia edilen yazışmaların incelenmesinde ise ikrar sayılabilecek nitelikte aracın bir
başkasına ait olduğuna ilişkin beyan içermediği, dolayısıyla davalının kanuni bir karineye karşı yapmış
olduğu savunmasını yeterli nitelikte delillerle ispatlayamadığı sonucuna varılmış ve Özel Dairenin bozma
ilâmında gösterilen ilke ve esaslar doğrultusunda işin esasına yönelik bir karar verilmesi gerekirken yazılı
şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
14. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması
gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
15. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen
nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca direnme kararını veren Balıkesir
1. Aile Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Boşanma ve Aile Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- Yargıtay 2. HD · E. 2016/15771, K. 2017/1737 — Ortak Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/10661, K. 2023/1557 — Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/11495, K. 2023/2440 — Kusur & Tazminat
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/6157, K. 2023/2245 — Tazminat Miktari
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Boşanma ve Aile Hukuku