Yargıtay 2. HD · E. 2023/8247, K. 2024/6612
Konu: Ziynet · Karar Tarihi: 30.09.2024
← Boşanma ve Aile Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Boşanma ve Aile Hukuku
Karardan çıkan ilke: Ziynet alacağı, her takının cinsi-gramı-değeri ayrı ayrı tespit edilerek hükme bağlanmalıdır.
Kararın Tam Metni
Daire: 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2023/8247
Karar No: 2024/6612
Karar Tarihi: 30.09.2024
2. Hukuk Dairesi 2023/8247 E., 2024/6612 K.
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1701 E., 2023/813 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden hüküm kurulması ve kaldırma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Çatalca 1. Asliye (Aile) Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/176 E., 2022/200 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda
İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine boşanmanın fer'îlerine, ziynet
alacağı davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı-davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince
başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili
bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş, bir kısım yönlerden gönderme kararı
verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre,
temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin
kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırla rapor dinlendikten sonra dosyadaki
belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı kadın vekili dava cevaba cevap dilekçesinde özetle; erkeğin öfke kontrolü olmadığı,
erkeğin annesinin tarafların evliliğinde her daim söz sahibi olduğunu, erkeğin kendisi için sınır koymadan
harcamalar yaptığını, her hafta sonu ve aralıklarla hafta içi düzenli alkol kullandığını ve gezmeye
gittiğini, erkeğin ve annesinin kadına sözlü ve fiziksel şiddet uygulamaya başladıklarını, aşağılayıcı
sözler söylediklerini, kadının psikolojik baskılara dayanamadığı için panik atak olduğunu ve iki yıl ilaç
kullandığını bu olayların tarafların yataklarını ayırmasına yol açtığını, erkeğin kadının maaş kartına el
koyduğu ve kadına hiç bir zaman harçlık vermediğini, müşterek çocuğun doktor masrafı için kadının
bilekliğini bozdurduğu kalan para ile kendisine harcama yaptığını erkeğin bunun duyması üzerine kadına
hakaret ve tehdit ederek müşterek konuttan kovduğunu, erkeğin çocuğa olumsuz davranışlarının olduğu,
iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun
velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 1.500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın
yararına aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 50.000,00 TL manevî tazminata, ziynet ve
düğünde takılan paranın kadına verilmesine, mal rejiminin tasfiye edilmesine hükmedilmesini talep ve
dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; kadının birlik görevlerini yerine getirmediği,
yemek yapmadığı, ortak çocukla ilgilenmediği, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, kadının
talebi üzerine defalarca erkeğin kadını doktora götürdüğü kadının kendi kendine kanser teşhisini
koyduğu, ancak tedavi sonucunda sağlığının iyi olduğunun ortaya çıktığı, bu durumun ilerleyerek kadının
panik atak hastası olduğu ve psikiyatri tedavisinin devam ettiği, kadının doğum sonrasında yatağını
ayırdığı tarafların cinsel hayatlarının kalmadığı, kadının ortak konut içinde kalması gereken konuları
başkalarına anlattığı, kadının çocuğun doktor masraflarının karşılamak için bilekliğini bozdurduktan
sonra kalan para ile kendisine harcama yaptığı çocuğu avm ye götürdüğü erkeğin kadına sinirlendiği
aralarında tartışma başladığı kadının evi terk ettiği 3 gün sonra geri döndüğü ancak tarafların
evliliklerini sürdüremediklerini iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle
boşanmalarına, kadının nafaka ve tazminat taleplerinin reddine, ortak çocuğun velâyetinin babaya
verilmesine, erkek yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini, mal
rejimine ilişkin taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde; kadının evlilik birliğinin verdiği yükümlülükleri
yerine getirmediğini, yemek temizlik yapmadığını, erkeğin ya da erkeğin annesinin evin ütü temizlik
yemek gibi ihtiyaçları ile ilgilendiğini, tarafların anlaşamadığını, kadının ortak çocuk ile ilgilenmediğini,
müsrif, sorumsuz ve kıskanç olduğunu, yatağının ayırdığını, kadının müşterek konut içinde kalması
gereken konuları başkalarına anlattığını iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması
nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, aksi halde ortak velayet
tesisine, erkek lehine 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata iş bu davanın Çatalca 1.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/176 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine hükmedilmesini talep ve
dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı
ile özetle; tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında; aksine ciddi ve idırıcı
deliller yok ise tanıkların söylediklerinin doğru kabul edilmesi gerektiği, alı tanıklarının beyanlarında,
kadının psikolojisinin bozuk olduğu, tutumlu olmadığı, erkek ile aynı yatağı paylaşmadığı, erkeğin fiziksel
şiddet uyguladığının görülmediği ancak ara sıra alkol aldığı, sinirlenince kapıları kırdığı, bu bakımdan
davalının öfke kontrolünün olmadığı, sinirli ve gergin bir yapıya sahip olduğu, erkeğin, kadına yönelik,
şişmansın, sende annen gibisin, delisin, gibi hakaretlerde bulunduğu, manevi olarak eşini mağdur ettiği
sabit olduğu bu anlamda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadının ise kusurunun bulunmadığı tespit edildiği,
evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı,
boşanma sebebiyle kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına manevî tazminata hükmedilmesi
gerektiği, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının kusuru bulunmadığı anlaşılmış ise de yaptırılan
sosyal ve ekonomik durum araştırması neticesinde kadının asgari ücretle çalıştığı, düzenli bir geliri
bulunduğu, üzerine kayıtlı 12 adet farklı taşınmaz hissesi bulunduğu, boşanma nedeniyle yoksulluğa
düşecek taraf olmadığı dikkate alınarak, yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına karar
kesinleşinceye kadar tedbir nafakasına hükmedildiği, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesinin
üstün yararına olacağı ve velâyeti babaya verilen çocuk lehine nafaka talebi bulunmadığından bu
hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği gerekçesi ile; asıl davanın kabulüne birleşen
davanın reddine tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin
birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, çocuk ile anne
arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına iştirak nafakası takdiri yönünden karar
verilmesine yer olmadığına, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası
talebinin reddine, kadın yararına 10.000,00 TL manevî tazminata, ziynet alacağı yönünden talebinin
kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı kadın vekili istinaf
başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı-davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanma ve velayet yönünden kararı istinaf
etmediklerini beyanla, manevi tazminat miktarı, yoksulluk nafakası talebinin reddi ile ziynet eşyaları
yönünden kararın kaldırılarak ziynet eşyası yönünden güncel sürüm değeri esas alınarak talepleri
doğrultusunda karar verilmesi yönlerinden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-karşı davalı kadın yararına
takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine 4721 sayılı Kanun 4 üncü maddesinde yer
alan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmadığı, davacı-davalının istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk
Derece Mahkemesinin 6 nolu bendinin kaldırılmasına, yerine davacı davalı kadın için 35.000,00 TL
manevi tazminat takdiri ile erkekten alınarak kadına verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, kadının
asgari ücretli çalışmasının kendisini yoksulluktan kurtarmayacağı, İlk Derece Mahkemesince, kadın
adına kayıtlı taşınmazlarının gelir getiren bir mal varlığı bulunup bulunmadığı, gelirlerinin sürekli ve
düzenli olup olmadığı, erkeğin nafaka yükümlülüğünü bulunmayacağı nitelikte geliri olup olmadığı
hususlarının araştırılmadığı, bu haliyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)
353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ncı alt bendi gereğince uyuşmazlığın çözümünde
etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşıldığından kadının
yoksulluk nafakası talebine yönelik esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın istinaf talebinin kabulüne, İlk
Derece Mahkemesi 5 nolu bendinin yoksulluk nafakası yönünden kaldırılmasına, belirtilen eksiklikler
giderilerek yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, ziynet eşyaları talebi
yönünden İlk Derece Mahkemesince hangi takıların hangi değer ve gramda olduğu belirtilmeksizin
toplam değerinin yazılmasının usul ve yasaya uygun olmadığı bu nedenle kadının ziynet eşyası
alacağı davasına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının B bendinde
ziynet eşyalarıyla ilgili olarak kurduğu ilgili hükmün kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına,
davacı-davalı kadının diğer istinaf taleplerinin esastan reddine, kararın boşanma yönünden Yargıtay
temyiz yolu açık, ziynet alacağı yönünden kesin olmak üzere karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili
temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi'nin tazminat ve yoksulluk
nafakası yönünden verdiği kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kadın yararına hükmettiği tazminat miktarlarının isabetli olup
olmadığı, yoksulluk nafakası yönünden verilen kararının doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi, 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370
ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci ve 176
ncı maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Taraflar arasında asıl ve birleşen dava ile açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda
İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, kadının yoksulluk nafakası
talebinin reddine, kadın yararına 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, kararın davacı-davalı
kadın tarafından, manevi tazminat miktarı, yoksulluk nafakası talebinin reddi ve ziynet eşyaları yönünden
istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadın yararına hükmedilen manevî tazminat
miktarının az olduğu, kadının yoksulluk nafakası talebi yönünden ise eksik inceleme yapıldığı, ziynet
eşyaları yönünden hangi takıların hangi değer ve gramda olduğu belirtilmeksizin toplam değerinin
yazılmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının manevî tazminat miktarı,
yoksulluk nafakası ve ziynet eşyaları yönünden kaldırılarak, kadın lehine 35.000,00 TL manevî tazminata,
ziynet eşyası yönünden yeniden hüküm kurulmasına, yoksulluk nafakası yönünden gerekli inceleme
yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, sair yönlerden istinaf başvurusunun
esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-davacı erkek vekili tarafından; Bölge Adliye
Mahkemesi'nin manevî tazminat ve yoksulluk nafakası yönünden verdiği kararın bozulması talebiyle
temyiz yoluna başvurulmuştur.
Boşanma davalarında gerek taraflara atfedilen kusurlar, gerekse boşanmanın eki (fer’îsi) niteliğindeki
maddî ve manevî tazminat, nafaka ve özellikle velâyet gibi konular boşanmaya bağlı ve birbirinden
ayrılamayacak niteliktedir. Boşanma davası ve eklerinin biri hakkında verilecek hüküm diğerinin
sonucunu etkileyecek olup, bu istemler hakkında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi ancak bu istemlerin
birlikte görülüp değerlendirilmesi suretiyle mümkündür.
Kural olarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar sonrasında tarafların istinaf itirazı üzerine Bölge
Adliye Mahkemesince boşanma veya boşanma davasının ekleri yönünden istinaf incelemesi yapılırken;
şayet dosyada giderilebilecek bir eksiklik varsa bu eksikliğin 6100 sayılı Kanun'un 353 vd. maddeleri
uyarınca ve usul ekonomisi de göz önünde bulundurularak Bölge Adliye Mahkemesince giderilip
İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları verebilir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından giderilemeyecek nitelikte bir eksiklik bulunması durumunda ise,
taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmadığından kesinleşen yönler hariç olmak üzere boşanma ve
ekleri ayrılmadan, istinaf edilen tüm yönlerden kararın tamamının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesine
gönderilmesi gerekir (6100 sayılı Kanun md. 353). Aksi uygulamayla, birbiriyle bağlantılı ve
sonuçları birbirlerini doğrudan etkileyebilen istemlerin ayrılması; sağlıklı, isabetli infazı kabil kararlar
verilmemesine sebep olacağı gibi bu durum usul ekonomisine de aykırıdır.
Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince verilecek yeni karar
ile temyiz incelemesi sonucu verilecek olası bozma kararı sonrası, İlk Derece Mahkemesince verilecek
yeni karara karşı kanun yollarında da değişiklik olacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucu bozma
kararı verildiğinde (Bölge Adliye Mahkemesi daha evvel bu konuda esastan ret kararı verdiğinden),
yeni karar sadece temyiz yoluna tabi olacak, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırıp gönderdiği yönlerle
ilgili İlk Derece Mahkemesi bir karar verdiğinde bu karar ise önce istinaf, sonra temyiz aşamalarından
geçecektir. Dolayısıyla, zorunlu olarak birlikte görülmesi gereken dava ve ekleri ayrı ayrı dosyalarda
görüşülüp ayrı ayrı yasa yollarından geçerek ortaya usulen karmaşık bir sonuç ve hukuki güvenirlik
ilkesine aykırı bir durum çıkabilecektir.
Boşanma davası ve ekleri birbirinden ayrıldığında, biri hakkında verilecek hüküm diğerinin
sonucunu etkileyecek nitelikte olması nedeniyle; örneğin, boşanma sorunu halledilmeden velâyete
ilişkin uyuşmazlık, velayete ilişkin uyuşmazlık çözülmeden kişisel ilişki ve iştirak nafakası, kusur
sorunu çözülmeden maddî ve manevî tazminat ile yoksulluk nafakasına ilişkin uyuşmazlık
çözülemeyeceğinden, bu istemlerin biri diğerinin sonucunu bekleyecek, gereksiz zaman kaybı ve usul
ekonomisine aykırı bir yargılama süreci başlatılmış olacaktır.
Diğer yandan, bilindiği üzere Bölge Adliye Mahkemelerinin, esasa ilişkin hiçbir hüküm içermeyen ve
yalnızca (münhasıran) gönderme kararları kesindir (6100 sayılı Kanun md. 353/1-a). Ancak, somut
olayda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf istemi üzerine vermiş olduğu karar, yalnızca (münhasıran)
gönderme kararı olmayıp aynı dava ve eklerine ilişkin esas hükümle birlikte, aynı davanın eki niteliğinde
olan yoksulluk nafakası ile ilgili kaldırma ve gönderme kararı verilmiştir. Bu durumda, Bölge Adliye
Mahkemesinin eldeki dosyaya ilişkin kararı tüm yönleriyle temyizi kabil bir karardır. Diğer bir anlatımla,
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının tüm yönleriyle temyizen incelenmesi yönünden herhangi bir engel
bulunmamaktadır.
Somut olay incelendiğinde, boşanmanın eki niteliğinde bulu ve yukarıda açıkla ilkeler çerçevesinde
boşanma davasının eki olması sebebiyle tüm istinaf istemlerinin bir bütün hâlinde değerlendirilerek
bir karar verilmesi gerekirken, boşanma davasının eki niteliğindeki yoksulluk nafakasına ilişkin hükmün
kaldırılarak dosyanın bu yönüyle İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi, sair yönlerden ise kısmen istinaf
incelemesi yapılarak esastan karar verilmesi hatalı olmuş, temyiz edilen hükmün bu sebeple bozulması
gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıkla sebeplerle;
Temyiz olu Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı-davacı erkek
vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alı temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI Bölge Adliye Mahkemesince kadının yoksulluk nafakası talebi hakkında; 6100 sayılı
Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ıncı alt bendi uyarınca uyuşmazlığın
çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği bu nedenle
kadının yoksulluk nafakası talebine yönelik esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın istinaf talebinin
kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 5 nolu bendinin yoksulluk nafakası yönünden kaldırılmasına,
belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden karar verilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine
karar verilmiş olup, bu karar kesindir. 6100 sayılı Kanun'un 362 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi
uyarınca; Bölge Adliye Mahkemelerinin 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi kapsamında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz. Hal böyle iken bu yönüyle
yapılan temyiz itirazlarının kesinlikten ötürü dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken buna yönelik
temyiz itirazının incelenerek değerlendirilmesi usul ve yasaya aykırı olup sayın çoğunluğun kararına
katılmadığım arz olunur.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Boşanma ve Aile Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- Yargıtay 2. HD · E. 2016/15771, K. 2017/1737 — Ortak Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/10661, K. 2023/1557 — Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/11495, K. 2023/2440 — Kusur & Tazminat
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/6157, K. 2023/2245 — Tazminat Miktari
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Boşanma ve Aile Hukuku