Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2020/365, K. 2022/1465
Konu: Kusur & Tazminat · Karar Tarihi: 09.11.2022
← Boşanma ve Aile Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Boşanma ve Aile Hukuku
Karardan çıkan ilke: Kusur dağılımı hatalı belirlenip "eşit kusur" denirse, gerçekte daha az kusurlu olan eşin tazminat hakkı doğar.
Kararın Tam Metni
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2020/365, K. 2022/1465, T. 09.11.2022
Daire: Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2020/365
Karar No: 2022/1465
Karar Tarihi: 09.11.2022
Hukuk Genel Kurulu 2020/365 E. , 2022/1465 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
1. Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Bölge
Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine
Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel
Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı-Karşı Davalı İstemi:
4. Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; tarafların 1998 yılında evlendiklerini, bu evlilikten
bir tane ortak çocuklarının bulunduğunu, yaklaşık sekiz aydır ayrı yaşadıklarını, müvekkilinin evlilik
birliği yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davalının evlilik birliğinin yüklediği sorumlulukları
yerine getirmediğini, müvekkilinin işi ile ilgili konularda aşırı kıskanç ve baskıcı davranarak
müvekkiline ciddi sıkıntılar yaşattığını, davalının güven sarsıcı davranışlarından sonra tarafların
boşanma konusunda anlaşarak Büyükçekmece Aile Mahkemesinde dava açtıklarını, ancak davalının
boşanmaktan vazgeçtiğini, müvekkilin görüştüğü her kadınla ilişkisi olduğu yönünde suçladığını, bu
durumun müvekkilini rencide ettiğini, sosyal medyada başka birileriyle yazışan davalının müvekkiline
“seni kıskandırmak için yapıyorum” diyerek bu durumu kabul ettiğini, davalının müvekkilinin psikolojisini
bozduğunu ileri sürerek tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-Karşı Davacı İstemi:
5. Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların
gerçeği yansıtmadığını, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına müvekkilinin değil davacının kusurlu
davranışlarının neden olduğunu, tarafların tanıştıkları tarihte davacının ilkokul mezunu olduğunu ve
mesleğinin bulunmadığını, müvekkilinin evlilik birliğinin yüklediği tüm sorumlulukları eksiksiz şekilde
yerine getirdiğini, eşinden hiçbir karşılık beklemeden tüm yatırımlarını tek başına gerçekleştirdiğini,
davacının açtığı tuhafiye dükkanı için yatırım yaptığını ve hâlen davacının ofis olarak kullandığı
“Colorist” daki ofis dairesini de müvekkilinin satın aldığını, müvekkilinin çalıştığı banka tarafından
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2020/365, K. 2022/1465, T. 09.11.2022
emekliliğe zorlandığını ve 06.04.2015 tarihinde emekli olduğunu, davacının aşağılayıcı ifadeleri ve
ihanetlerinden dolayı ruhsal dengesinin bozulduğunu belirterek asıl davanın reddine ve karşı davanın
kabulü ile tarafların boşanmalarına, müşterek çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, müvekkili
için 500.000TL maddi ve 500.000TL manevi tazminat,müşterek çocuk için aylık 5.000TL nafaka ile
müvekkiline ait ofis için 1.500TL kiranın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Büyükçekmece 1. Aile Mahkemesinin 13.12.2016 tarihli ve 2015/282 E., 2016/1401 K. sayılı kararı
ile; boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin güven sarsıcı davranışlar sergilediği, ünlü olduktan sonra
evlilik birliğinden kaynaklanan sorumluluklarını unuttuğu, buna karşılık kadınında erkeğin güven sarsıcı
davranışları nedeniyle kendisinin de eşine karşı güven sarsıcı davranışlar sergilediği ve kıskanç olduğu,
gerçekleşen bu kusurlu davranışa göre erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve
karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 166/1-2. maddesi uyarınca
boşanmalarına, müşterek çocuk Mert'in velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine,
müşterek çocuk için aylık 700TL tedbir-iştirak nafakası, kadın yararına 200.000TL maddi ve 50.000TL
manevi tazminat ödenmesine; kadın eş tarafından ofis için kira talebine ilişkin usulüne uygun açılmış
bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı-karşı davalı
vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 29/05/2018 tarihli ve 2017/1121 E., 2018/729
K. sayılı kararı ile; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; evden ayrılan, evlilik
birliğini devam ettirmek istemeyen, güven sarsıcı davranışlarda bulunan erkek ile aşırı kıskanç olup eşine
baskı yapan ve güven sarsıcı davranışlarda bulunan kadının eşit kusurlu olduğu, eşit kusur nedeniyle eş
yararına maddi-manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle kadının maddi ve manevi tazminat
taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı:
9. Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davalı-karşı davacı
vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
10. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarihli ve 2019/1370 E., 2019/6652 K. sayılı kararı ile;
“...Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davasında ilk derece mahkemesince davaların kabulüne
karar verilerek ortak çocuğun velayeti davalı-davacı kadına verilmiş, baba ile kişisel ilişki tesis edilmiş;
çocuk için tedbir-iştirak nafakasına, kadın için de maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Hükme
karşı, erkek tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve aleyhine hükmedilen tazminatlar
yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesi, erkeğin kadının kabul edilen
davasına yönelik başvurusunun esastan reddine; kusur tespiti ve tazminatlara yönelik başvurunun
da, tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle, kabulüne karar vermiş ve kadının tazminat taleplerini
reddetmiştir.
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2020/365, K. 2022/1465, T. 09.11.2022
İlk derece mahkemesi kararında, davacı-davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarının olduğu, ayrıca
evlilik birliği sorumluluklarını yerine getirmediği; davalı-davacı kadının da güven sarsıcı davranışlarının
olduğu belirtilerek boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının da hafif kusurlu olduğuna
hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesi hükmüne karşı erkek tarafından istinaf kanun yoluna
başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesi; erkeğin evlilik birliğini devam ettirmek istemeyerek evden
ayrıldığı ve güven sarsıcı davranışlarının olduğu; kadının da güven sarsıcı davranışlarının olduğu ve aşırı
kıskanç olup eşine baskı yaptığından bahisle tarafların eşit kusurlu olduğunu belirterek erkeğin kusur
tespiti ile tazminatlara yönelik başvurusunu kabul etmiş ve kadının tazminat taleplerinin reddine karar
vermiştir.
Bölge adliye mahkemesi hükmü sadece davalı-davacı kadın tarafından temyiz edildiğinden, bölge
adliye mahkemesince erkeğe yüklenen kusurlar kadın yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmiştir.
Bu durumda, davacı-davalı erkeğin evden ayrılarak evlilik birliğini devam ettirmek istemediği ve güven
sarsıcı davranışlarının olduğu sabittir. Bölge adliye mahkemesince kadına kıskançlık nedeniyle eşine
baskı yaptığı kusuru yüklenmişse de, kadının kıskançlığı erkeğin süregelen güven sarsıcı davranışlarına
tepki niteliğinde olduğundan, kadına bu kusurun yüklenmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda;
boşanmaya sebebiyet veren olaylarda gerçekleşen ve bölge adliye mahkemesince kabul edilerek
erkek tarafından temyiz edilmediğinden kesinleşen kusurlara göre; evden ayrılarak evlilik birliğini
devam ettirmek istemeyen ve güven sarsıcı davranışları bulunan erkek güven sarsıcı davranışları
bulunan kadına göre ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan
olaylar yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen az kusurlu
davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2.maddesi gereğince uygun miktarda
maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, erkeğin kusur belirlemesi ve tazminatlara
yönelik istinaf talebinin kabul edilerek kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yerinde
görülmemiştir …” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/1373 E.,
2019/1717 K. ile; önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; her ne kadar Yargıtay bozma ilamında
davalı-davacı kadının kıskançlığı erkeğin süregelen güven sarsıcı davranışlarına tepki niteliğinde
olduğundan kadına bu kusurun yüklenmesi yerinde görülmediği belirtilmiş ise de, kadının kıskançlık
eylemlerinin erkeğin güven sarsıcı davranışlarına tepkiyi aşar nitelikte olduğu sabit olmakla bu
eylemlerin diğer kusurdan bağımsız bir kusur olduğu kanaatine varılmış olduğu gerekçesiyle direnme
kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda
tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre davalı-karşı davacı eş yararına
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2020/365, K. 2022/1465, T. 09.11.2022
Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata
hükmedilmesinin gerekip gerekmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddeleri ve kavramların incelenmesinde yarar
görülmektedir.
15. Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166.
maddesinin 1 ve 2. fıkraları;
"Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış
olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı
vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında
davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.”
hükmünü taşımaktadır.
16. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya
ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok
geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma
davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun
gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı
için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden
sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini
ispatlamak zorundadır.
17. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı
yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer’îleri ve boşanmanın malî
sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda
gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının “kusursuz, az kusurlu,
eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu
olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye
gidilemeyeceğine” karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden
kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir.
18. Diğer yandan, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının
kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve malî olmak üzere bir
takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi-manevi tazminat talepleri boşanmanın eşlerle ilgili
malî sonuçlarındandır.
19. Türk Medeni Kanunu’nun “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 174. maddesinde "Mevcut veya
beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu
taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2020/365, K. 2022/1465, T. 09.11.2022
saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para
ödenmesini isteyebilir." hükmü düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan
olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine
sahiptir.
20. Maddi tazminat, kişinin mal varlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan
giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya
beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda
tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut
veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının
bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut
menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın
maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı
menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona
ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder.
21. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep
olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021
Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap
ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için
kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlâl edilenin zararının
giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2. maddesi genel
tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir.
Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada manevi zararı tam olarak belirlemek zordur. Manevi
tazminat miktarı, maddi olarak kesin bir miktar değildir. Manevi tazminat talep eden eşin ruhen uğramış
olduğu çöküntü ile psikolojik olarak yaşamış olduğu sıkıntılara karşılık olarak onu rahatlatacak olan bir
bedeldir. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen ve kişilik hakları ihlâl edilen eşe “uygun
bir tazminat” verileceğini belirtmektedir. O hâlde hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik
haklarına yapılan saldırının niteliği ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak takdir
hakkını kullanmalıdır.
22. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; tarafların 16.08.1998 tarihinde evlendikleri, bu
evlilikten ortak bir çocuklarının bulunduğu, dosyada dinlenen kadın eşin tanıkları ...’in “…Sanırım 1 ay
geçti veya geçmedi yaz aylarıydı Temmuz ayı olabilir Uğur beyin tamamen evden ayrıldığını duydum. Bu
dönemde ilk evden ayrıldığını öğrendikten sonra Gülsen hanımla konuştuğumuzda Uğur beyin daha önce
de bir kaç kez evden ayrılıp geri döndüğünü anlattı. Ancak ben fark etmemiştim.” şeklinde, ...’ın ise “…Aynı
iş yerinde çalışan avukatı Özlem hanımla ilişkisi başlayınca sorun başladı. Ben onların fotoğraflarını
gördüm. Benim yanımda tarafların tartışması olmadı...” şeklinde beyanda bulundukları, buna karşılık
erkek eşin annesi olan ve dosyada tanık olarak dinlenen ...’ın beyanında ise; “…taraflar sabaha kadar
tartışmışlar. Ancak ben duymadım. Ne olduğunu sorduğumda davalı gelinim bana Adana’da yaşayan bir
erkekle yazışıyordum. Uğur bundan şüphelenmiş gece benim telefonumu kontrol etmiş, bu yazışmaları
görerek bana çok kızdı, bu nedenle tartıştık…” dediği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı bir bütün olarak
değerlendirildiğinde; erkek eşin evi terk ederek evlilik birliğini devam ettirmek istemediği ve güven
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2020/365, K. 2022/1465, T. 09.11.2022
sarsıcı davranışlar sergilediği, buna karşılık kadın eşin ise; güven sarsıcı davranışları olduğu olduğu
görülmektedir. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında tarafların kusurlarının birbirine
denk olduğundan bahisle, eşit kusurlu sayılamayacakları, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır,
kadının ise az kusurlu olduğu hususu tartışmasızdır. Hâl böyle olunca tarafların eşit kusurlu olduğunun
kabulü ile dosya kapsamına uygun düşmeyen bu kusur belirlemesine bağlı olarak kadın eş tazminat
taleplerinin reddine karar verilmesi açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değildir.
23. O hâlde; aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma
kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
24. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel daire bozma kararında
gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesine
gönderilmesine, 09.11.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Boşanma ve Aile Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- Yargıtay 2. HD · E. 2016/15771, K. 2017/1737 — Ortak Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/10661, K. 2023/1557 — Velayet
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/11495, K. 2023/2440 — Kusur & Tazminat
- Yargıtay 2. HD · E. 2022/6157, K. 2023/2245 — Tazminat Miktari
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Boşanma ve Aile Hukuku