Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2022/314, K. 2022/978
Konu: Çalişmanin Tespiti · Karar Tarihi: 21.06.2022
← İş Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: İş Hukuku
Karardan çıkan ilke: Çalışmanın tespiti kamu düzenindendir; hâkim resen gözetir, salt şeklî kayıtla yetinilemez.
Kararın Tam Metni
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
Daire: Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2022/314
Karar No: 2022/978
Karar Tarihi: 21.06.2022
Hukuk Genel Kurulu 2022/314 E. , 2022/978 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “İşçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Zonguldak 3. İş
Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne dair karar davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından
temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece
Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğünün
alt işvereni olarak faaliyet gösteren Zonguldak Kozlu Galeri Islahı sürülmesi işini üstlenen ... İnşaat ve
Ticaret A.Ş’de elektrik şefi olarak 26.07.2004 tarihinde işe başladığını, iş sözleşmesinin 30.09.2014
tarihinde ihbar sürelerine riayet edilmeden ve yazılı bildirim yapılmaksızın feshedildiğini ve işçilik
alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık izin ücreti, 2014 yılı Temmuz ve
Ağustos aylarına ait ücret farkları ile 2014 yılı Eylül ayı ücretinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
5. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere davalılar arasındaki
hukukî ilişkinin muvazaalı olduğunu, Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 2014/1068 Esas sayılı dosyasında
bilirkişi incelemesi yapıldığını ve müvekkilinin işçilik alacaklarının hesaplandığını, eldeki dava ile fazlaya
dair hakları saklı kalmak üzere 582,85TL kıdem tazminatı ve 2.053,20TL yıllık izin ücreti alacaklarının
tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
6. Davalı ... Genel Müdürlüğü (TTK Genel Müdürlüğü/Kurum) vekili asıl davada cevap dilekçesinde;
müvekkili Kurumun Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesinin üretim yaptığı -630 Kat Hazırlığı II.
Kısım Galerileri ve -560 Katı Kılıçlar Galerisi Sürülmesi işinin ihalesini yaptığını ve ihale sonucunda
... İnşaat ve Ticaret A.Ş. ile 16.01.2008 tarihli ve 1342 yevmiye numaralı hizmet alım sözleşmesi
imzalandığını, sözleşme gereğince yer teslimi yapılarak şirketin ocaktaki çalışmalarına başladığını ve
işin gerektirdiği işçileri de şirketin aldığını, işçilerin ücret dâhil tüm ödeme ve haklarından ... İnşaat
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
ve Ticaret A.Ş.’nin sorumlu olduğunu, davacının müvekkili Kurumun işçisi olmayıp ... İnşaat ve Ticaret
A.Ş.’nin işe başlattığı işçilerden olduğunu, işin tamamı ihale usulü ile anahtar teslim olarak davalı şirkete
verildiğinden müvekkilinin asıl işveren olarak sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın
reddi gerektiğini savunmuş, yargılama sırasında birleşen davaya ilişkin olarak yargılama devam ederken
ileri sürülen muvazaa iddiasının dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili Kurumun
ana statüsündeki yetkiler çerçevesinde ihaleleri gerçekleştirdiğini ve muvazaa olmadığını belirtmiştir.
7. Davalı ... Ticaret A.Ş. (... A.Ş.) asıl ve birleşen davalara cevap vermemiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı:
8. Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 03.05.2016 tarihli ve 2014/1068 E., 2016/334 K. sayılı kararı ile;
davacının, davalı TTK Genel Müdürlüğünün asıl işveren, diğer davalı ... A.Ş’nin ise alt işveren olarak
faaliyet gösterdiği işyerinde çalışmaktayken iş sözleşmesinin 30.09.2014 tarihinde feshedildiği, davalı
tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle
davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
9. Zonguldak 3. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı TTK Genel Müdürlüğü
vekili tarafından temyiz edilmiştir.
10. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 10.12.2019 tarihli ve 2017/26029 E., 2019/22901 K.
sayılı kararı ile; “Taraflar arasında davacının çalışma süresinin tespiti ile davalı ... Genel Müdürlüğünün
sorumlu olduğunun alacak miktarının belirlenmesi noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece davacının değişen alt işverenler bünyesinde 26/07/2004-30/09/2014 tarihleri arasında
10 yıl 2 ay 4 gün kesintisiz çalıştığı kabul edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının 26/07/2004-05/05/2007 tarihleri arasında
1029539, 10/01/2008-30/09/2010 tarihleri arasında 1038466, 01/10/2010-30/09/2014 tarihleri
arasında 10338778 ve 000001 sicil numaralı işyerlerinde çalıştığı, son işten ayrılma bildirgesinin davalı
... İnş ve Tic A.Ş. tarafından verildiği, diğer şirketlere ait bilgilerin ise dosya kapsamında bulunmadığı
anlaşılmaktadır. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, diğer davalı ile Kurum arasındaki hizmet alım
sözleşmesinin 2008 yılında yapıldığını ileri sürmüş olup, dosyada sadece 16/01/2008 tarihli hizmet alım
sözleşmesi mevcuttur. Mahkemece uyuşmazlık konusu döneme ait tüm hizmet alım sözleşmeleri ile
Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları eksiksiz olarak dosyaya getirtilerek, davacının tüm çalışmasının asıl
işveren bünyesinde geçip geçmediği yöntemince belirlenmeden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi
hatalıdır.
Ayrıca hizmet döküm cetveline göre davacının 05/05/2007 – 10/01/2008 tarihleri arasında sigortalı
çalışması görülmemektedir. Mahkemece bu yönden herhangi bir araştırma yapılmadan çalışma
süresinin kesintisiz kabul edilmesi de yerinde değildir. Davacı tanığı Muhtar, işyerinde 2007 -2008
yıllarında fiili çalışma yapılmadığını ifade etmiş, tanık Meftun ise “2014 yılı 9. Ayına kadar bu çalışmamız
aralıksız devam etti, ihale arası dönemde 3 ay kadar ara dışında çalışma kesintiye uğramadı” şeklindeki
beyanda bulunmuştur. Eksik Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, hizmet alım sözleşmeleri ile davacının
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
çalışma süresine ilişkin tüm kayıt ve belgeler dosyaya getirtildikten sonra, tanık anlatımları ile dosya
kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, öncelikle davacının davalı asıl işveren bünyesindeki
çalışma süresi belirlenmeli, ayrıca çalışmanın süresinin kesintisiz olup olmadığı konusunda bir karar
verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, temyiz edilen hükmün bu sebeple bozulması
gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
11. Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli ve 2020/42 E., 2020/381 K. sayılı kararı ile; bozma
kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 1029539,
1038466, 10338778 sigorta sicil numaralı işyerlerinin davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş.’ye ait olduğu, davacının
çalışmasının kesintisiz devam ettiği, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen
kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
12. Zonguldak 3. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı TTK Genel Müdürlüğü
vekili tarafından temyiz edilmiştir.
13. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/2960 E., 2021/7152 K. sayılı kararı ile;
“Taraflar arasında davacının çalışma süresinin tespiti ve bu sürenin kesintili olup olmadığı noktalarında
uyuşmazlık bulunmaktadır.
Bozma öncesi karar, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesince “Mahkemece davacının değişen alt
işverenler bünyesinde 26/07/2004-30/09/2014 tarihleri arasında 10 yıl 2 ay 4 gün kesintisiz çalıştığı
kabul edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına
göre davacının 26/07/2004 - 05/05/2007 tarihleri arasında 1029539, 10/01/2008 - 30/09/2010 tarihleri
arasında 1038466, 01/10/2010 - 30/09/2014 tarihleri arasında 10338778 ve 000001 sicil numaralı
işyerlerinde çalıştığı, son işten ayrılma bildirgesinin davalı ... İnş. ve Tic. A.Ş. tarafından verildiği, diğer
şirketlere ait bilgilerin ise dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ... Genel Müdürlüğü
vekili, diğer davalı ile Kurum arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 2008 yılında yapıldığını ileri sürmüş
olup, dosyada sadece 16/01/2008 tarihli hizmet alım sözleşmesi mevcuttur. Mahkemece uyuşmazlık
konusu döneme ait tüm hizmet alım sözleşmeleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları eksiksiz olarak
dosyaya getirtilerek, davacının tüm çalışmasının asıl işveren bünyesinde geçip geçmediği yöntemince
belirlenmeden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalıdır.
Ayrıca hizmet döküm cetveline göre davacının 05/05/2007 – 10/01/2008 tarihleri arasında sigortalı
çalışması görülmemektedir. Mahkemece bu yönden herhangi bir araştırma yapılmadan çalışma
süresinin kesintisiz kabul edilmesi de yerinde değildir. Davacı tanığı Muhtar, işyerinde 2007 -2008
yıllarında fiili çalışma yapılmadığını ifade etmiş, tanık Meftun ise “2014 yılı 9. Ayına kadar bu çalışmamız
aralıksız devam etti, ihale arası dönemde 3 ay kadar ara dışında çalışma kesintiye uğramadı” şeklindeki
beyanda bulunmuştur. Eksik Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, hizmet alım sözleşmeleri ile davacının
çalışma süresine ilişkin tüm kayıt ve belgeler dosyaya getirtildikten sonra, tanık anlatımları ile dosya
kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, öncelikle davacının davalı asıl işveren bünyesindeki
çalışma süresi belirlenmeli, ayrıca çalışmanın süresinin kesintisiz olup olmadığı konusunda bir karar
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
verilmelidir.” gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar
verilmiştir.
Yargıtay’ın bozma kararına uyulduğunda, mahkemece bozma doğrultusunda araştırma yapılması
zorunlu hale gelir. Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilmiş, kayıtlara göre davacının
çalıştığı 1029539, 1038466, 1038778 sicil numaralı işyerlerinin davalı ... Tic. A.Ş'ye ait olduğu
belirlendiğinden davacının çalışması süresinde bir değişiklik bulunmadığı gerekçesi ile hüküm
kurulmuştur. Ancak bozma kararında da işaret edildiği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına
göre davacının 26/07/2004-05/05/2007 tarihleri arasında 1029539, 10/01/2008-30/09/2010 tarihleri
arasında 1038466, 01/10/2010-30/09/2014 tarihleri arasında 10338778 ve 000001 sicil numaralı
işyerlerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Kayıtlara göre davacının çalışma süresi kesintilidir. Ayrıca
davalı kurum, ... İnşaat Ticaret A.Ş. ile 2008 yılında sözleşme aktedildiğini savunmaktadır. Bozma
sonrası celbedilen Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları arasında 2007 ve 2008 yıllarına ait işe giriş
ve işten ayrılış bildirgeleri mevcut değildir. Davacının 26/07/2004-30/09/2014 tarihleri arasındaki
çalışmalarının tamamına isabet eden alacaklardan davalı ... Genel Müdürlüğü’nün sorumlu olduğuna
karar verilebilmesi için, çalışılan işverenler ile davalı Kurum arasında bir bağ kurulması gerektiği açıktır.
Her ne kadar davacının çalıştığı işyerlerinin davalı ... Şirketine ait olduğu belirlenmiş ise de, öncelikle bu
işyerlerinin diğer davalıya karşı üstlenilen iş kapsamındaki işyerlerinden olup olmadığı belirlenmelidir.
Belirtilmesi gereken bir diğer husus ise, davacının tüm çalışmalarının ... İnşaat Ticaret A.Ş.'ye ait
işyerlerinde geçmiş olması, çalışmanın kesintisiz olarak kabulü için yeterli değildir. Sosyal Güvenlik
Kurumu kayıtlarına yansıyan çalışma kesintili olup, bozma kararında özellikle tanık anlatımları ve diğer
tüm deliller dikkate alınarak bu konuda bir değerlendirme yapılması gerektiği ifade edildiği halde,
mahkemece bozmaya uygun inceleme yapılmadığı görülmektedir.
Belirtilen sebeplerle öncelikle, yukarıda işaret edilen eksiklikler tamamlanarak davacının uyuşmazlık
konusu dönemdeki çalışmasının tamamının davalı Kurum bünyesinde geçip geçmediği netleştirilmeli,
çalışmanın kesintisiz olup olmadığı dosya kapsamındaki tüm deliller yeniden birlikte değerlendirilerek
açıklığa kavuşturulmalı, oluşacak sonuca göre davacının talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Eksik
inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar
bozulmuştur.
Direnme Kararı:
14. Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2021/226 E., 2021/323 K. sayılı 01.11.2021
tarihinde elektronik imza ile imzalanan kararı ile; davalılar arasında akdedilen sözleşmenin TTK Genel
Müdürlüğü Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi -630 Katı II. Kısım Galerileri ve -560 Katı Kılıçlar
Galerisi Sürülmesi işi olup işin niteliği ve türü ile miktarı kısmında da 1. sınıf gazlı kömür ocaklarında
7325 metre farklı kesit, tahkimat ve meyilde galeri sürülmesi işi olduğunun düzenlendiği, davalı TTK
Genel Müdürlüğünün kendi İşletme Müdürlüklerinde taşkömürü üretim işinin bir parçası olan hazırlık,
galeri açma, taban yolu açma, galerilerin ıslahı ve diğer benzer işlerini alt işverenlere ihale yoluyla verdiği,
davalı Kurum tarafından davalı şirkete verilen işin asıl işin bir bölümü olduğu, işletmenin ve işin gereği ile
teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren bir iş olmadığı, Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 4/b maddesinde
belirtilen asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma şartının gerçekleşmediği, davalılar arasındaki
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
hukukî ilişki muvazaalı olduğundan davacının başından itibaren davalı TTK Genel Müdürlüğünün işçisi
sayılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
15. Zonguldak 3. İş Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2021/226 E., 2021/323 K. sayılı 04.11.2021
tarihinde elektronik imza ile imzalanan ve UYAP sisteminde “Ek Karar Evrakı” olarak kayıtlı bulunan
kararı ile; davacının işe başladığı 26.07.2004 tarihinde davalılar arasında 20.05.2004 tarihli akdedilen
sözleşmenin TTK Genel Müdürlüğü Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi -630 Katı II. Kısım Galerileri
ve -560 Katı Kılıçlar Galerisi Sürülmesi işi olup işin niteliği ve türü ile miktarı kısmında da 1. sınıf gazlı
kömür ocaklarında 7325 metre farklı kesit, tahkimat ve meyilde galeri sürülmesi işi olduğu, 28.12.2007
tarihli sözleşmenin TTK Genel Müdürlüğü Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi -630 Katı II. Kısım
Galerilerin ıslahı işi olup işin niteliği ve türü ile miktarı kısmında da 1. sınıf gazlı kömür ocaklarında
toplam 3.300 metre eski açma, tamir-tarama, tabanyolu ve nefeslik sürülmesi ve galeri betonlaması işi
olduğu, 16.01.2008 tarihli sözleşmenin TTK Genel Müdürlüğü Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi
-630 Katı II. Kısım Galerileri ve -560 Katı Kılıçlar Galerisi Sürülmesi işi olup işin niteliği ve türü ile miktarı
kısmında da 1. sınıf gazlı kömür ocaklarında toplam 7325 metre farklı kesit, tahkimat ve meyilde galeri
sürülmesi işi olduğu, davacının çalıştığı işyerlerinin davalı ... Tic. A.Ş.’ye ait olduğu ve davalı ... Tic.
A.Ş. ile davalı ... Genel Müdürlüğü arasında davacının çalıştığı tarihler itibariyle sözleşme bulunduğu
gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
16. Direnme kararı süresi içinde davalı TTK Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
17. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dosyadaki delil durumu dikkate
alındığında davacının 26.07.2004-30.09.2014 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının kabul edilip
edilemeyeceği, davacının çalışmasının tamamından davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumlu tutulup
tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. ÖN SORUN
18. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, 01.11.2021
tarihinde elektronik imza ile imzalanan ve UYAP sisteminde kayıtlı bulunan direnme kararı ile 04.11.2021
tarihinde elektronik imza ile imzalanan ve UYAP sisteminde “Ek Karar Evrakı” olarak kayıtlı bulunan ve
dosyada yer alan direnme kararının gerekçeleri ile hüküm fıkraları dikkate alındığında; direnme kararının
usulüne uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
19. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle mahkeme kararlarının niteliği ile gerekçeli kararın hangi
hususları kapsayacağına ilişkin yasal düzenleme irdelenmelidir.
20. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün
mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm ile gerekçenin
önemi Anayasa düzeyinde vurgulanmış olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
21. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 297. maddesi bir mahkeme hükmünün neleri
kapsaması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre;
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları,
mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni
temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli
vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla
bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa
kanun yolları ve süresini.
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri
hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe
ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”.
22. Bu düzenleme uyarınca bir mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özetlerinin,
anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin
tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî
sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup bu kısım,
hükmün gerekçe bölümüdür.
23. Kararın açık ve gerekçeli olması hukukî dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir.
Tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri
açıklandığı ölçüde karar, hukukî dinlenilme hakkına uygun bir karar olacaktır. İddia ve savunmaların
kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun
belirtilmesi ancak gerekçeyle mümkün olacaktır.
24. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın üst
mahkeme tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl,
hangi hukukî nedenlerle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Bu
hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemez.
25. Ayrıca kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve
hukuksal düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal
bağlantı açıklanmalıdır. Tarafların o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da
haksız olduğunu anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için
ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin
bulunması, bu yasal ve Anayasal düzenleme karşısında zorunludur. Aksi hâlde kararın gerekçeli
olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Yeri gelmişken maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı
açıklamayan, sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde “zahiri
gerekçe (görünürde gerekçe)” olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır.
26. Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını yani kendini denetler. Üst mahkeme
de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak
gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun
gerekçesiz ise tarafları tatmin etmez (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku,
22. Baskı, Ankara 2011, s. 472).
27. Mahkemenin verdiği her karar, prensip olarak onun, önüne gelen somut uyuşmazlık hakkında,
“Anayasa, kanunlar ve hukuk” çerçevesindeki vicdani kanaatini ifade eder. Bu vicdani kanaatin, söz
konusu çerçeveye uygunluğu ise kararın gerekçesiyle ortaya konulur. Bundan dolayıdır ki, Anayasa’nın
141. maddesinin 3. fıkrasına göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmak
zorundadır. Bu çerçevede yargısal karar, mahkemenin önüne gelen uyuşmazlık hakkında açıkladığı
kanaatinden ibarettir. Diğer bir ifadeyle yargısal karar, mahkemenin somut bir hukukî soruna ilişkin
kanaat açıklamasıdır.
28. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz,
uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o
davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve
hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyması gerekir.
29. Aksi hâlde tarafları, adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek,
mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilerek yazılmış kanun yolu denetimine elverişli bir hükmün
varlığından söz edilemez.
30. Nitekim 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının
gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde
geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu
gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir
gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
31. Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukukî ihtilaflar
yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü
delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan
nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
32. Bu noktada belirtilmelidir ki; direnme kararları yapıları gereği yasanın hukuka uygunluk denetimi
yapmakla görevli kıldığı bir Yargıtay Dairesinin bu denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak gerekçesini
açıklamak suretiyle bozduğu mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla
bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle
birlikte ortaya koymak zorundadırlar.
33. Anılan bu husus, kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine
düşünce ve uygulama gerek yargı erki olan hâkimin, gerekse mahkeme kararlarının her türlü kuşkudan
uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
34. Diğer yandan Yargıtayca bozulan mahkeme kararı ortadan kalkar ve hukukî geçerliliğini yitirir.
Bozulan karar sonraki kararın eki niteliğinde olmadığından bu karara atıf yapılarak hüküm kurulması
isabetsiz olduğu gibi bozulan karardaki gerekçeye atıf yapılması da yasal dayanaktan yoksundur
(HGK’nın 22.06.2011 tarihli ve 2011/11-344 E., 436 K. ile 29.02.2012 tarihli ve 2011/9-754 E., 2012/102
K. sayılı kararları).
35. Tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten
sonra hâkimin, HMK’nın 298. maddesi uyarınca kararını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması
ve hüküm sonucunu HMK’nın 297. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren temyizi mümkün olan
(nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Nihai
kararlar temyiz edilip Yargıtayca bozulmadıkça, hâkimin nihai kararla sonuçlandırmış olduğu davaya
tekrar bakması (el koyması) mümkün değildir.
36. Diğer taraftan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP); HMK’nın “Elektronik işlemler” başlıklı 445.
maddesinin 1. fıkrasında “Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan
bilişim sistemidir” şeklinde tanımlandıktan sonra, dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik
ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır denilmiş, 2. fıkrasında
“Elektronik ortamda, güvenli elektronik imza kullanılarak dava açılabilir, harç ve avans ödenebilir, dava
dosyaları incelenebilir. Bu Kanun kapsamında fizikî olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgeler
güvenli elektronik imzayla elektronik ortamda hazırlanabilir ve gönderilebilir. Güvenli elektronik imza
ile oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fizikî olarak gönderilmez, belge örneği aranmaz.” şeklinde
düzenlemeye yer verilmiştir. Sözü edilen maddenin 5. fıkrasında ise, mahkemelerde görülmekte olan
dava, çekişmesiz yargı, geçici hukukî koruma ve diğer tüm işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul
ve esasların yönetmelikle düzenlendiği hükmüne yer verilmiştir.
37. 06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye
ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin
Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in (Yönetmelik) “Kayıtların düzeni ve düzeltilmesi” başlığını taşıyan 257.
maddesi;
“(1) UYAP’ta tutulan tüm belgeler tarihi, türü ve alfabetik sırasına göre düzenlenir.
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2022/314, K. 2022/978, T. 21.06.2022
(2) Bir elektronik kayıttan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde güvenli elektronik imza ile
imzalanmış belgenin örneğine “Elektronik imza ile imzalanan aslının aynısı olduğunu tasdik ederim."
ifadesi yazılarak belge örneği imzalanır ve mühürlenir.
(3) Düzeltilmesi veya değiştirilmesi kanun yollarına başvurulmak suretiyle mümkün olan kayıtların
elektronik olarak onaylanmasından sonra düzeltme ve değiştirme işlemi yapılamaz.
(4) Üçüncü fıkra kapsamı dışında kalan kayıtlarda yanlışlık yapılması hâlinde, yetkili daire başkanı, üye,
komisyon başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısının onayı ile oluşturulan düzeltme onayından sonra
sistemde kaybolmayacak şekilde yetkili kişi tarafından gerekli değişiklik yapılır.” hükmünü içermektedir.
38. Bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; UYAP sisteminde kayıtlı bulunan ve
gerekçeleri birbirinden farklı şekilde düzenlenerek elektronik imza ile imzalanmış iki adet direnme kararı
bulunmaktadır.
39. Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı
İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in 257. maddesinde belirtildiği üzere; düzeltilmesi
veya değiştirilmesi kanun yollarına başvurulmak suretiyle mümkün olan kayıtların elektronik olarak
onaylanmasından sonra düzeltme ve değiştirme işlemi yapılamaz. Bahsedilen sebeple hâkimin karar
verip davadan el çektikten sonra dosyayı yeniden ele alıp yeniden bir gerekçe yazması mümkün olmayıp,
yapılan işlem önemli bir usul hatasıdır.
40. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca usulüne uygun direnme kararından bahsetme imkânının
olmadığı ve ön sorunun bulunduğu kabul edilmiştir.
41. O hâlde usule uygun olmayan direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı TTK Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda
gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine
göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince
usulden BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre davalı TTK Genel Müdürlüğü vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine
şimdilik yer olmadığına,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.06.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
İş Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HD · E. 2023/404, K. 2023/1344 — Performans
- İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HD · E. 2023/1327, K. 2023/1260 — İş Güvencesi
- Yargıtay 22. HD · E. 2012/12282, K. 2013/3228 — Belirli Süreli Sözleşme
- Yargıtay 7. HD · E. 2014/12804, K. 2014/17882 — Mobbing