İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HD · E. 2023/1327, K. 2023/1260
Konu: İş Güvencesi · Karar Tarihi: 03.07.2023
← İş Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: İş Hukuku
Karardan çıkan ilke: 30 işçi şartı işyeri bazında değil, işverenin aynı işkolundaki tüm işyerleri toplamına göre hesaplanır.
Kararın Tam Metni
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2023/1327, K.
2023/1260, T. 03.07.2023
Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2023/1327
Karar No: 2023/1260
Karar Tarihi: 03.07.2023
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna
başvurulmuş ve istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gelmiş olmakla dosya incelendi, yapılan
müzakere sonunda gereğidüşünüldü
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı şirkette 06/02/2017 tarihinden 14/02/2022
tarihine kadar kesintisiz ve sürekli üretim operatörü olarak çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin
haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini, müvekkilinin fesih bildiriminde covid-19 salgınını, çok fazla
çalışanın izolasyona alınması ve dörtlü takım çalışmasından üçlü takım çalışmasına geçilmesi
sebebiyle işletmesel küçülme gerekçe gösterilerek müvekkilinin sözleşmesinin feshedildiğini, devamla
iş ilişkisinin devam edilmesi amacıyla bünyelerinde müvekkiline uygun pozisyon araştırıldığı ve bu
araştırmalar neticesinde uygun pozisyon bulunamadığı, bu sebeple iş akdinin 4857 sayılı Kanunun
17. ve 18. maddeleri uyarınca feshedildiğinin bildirildiğini, 23 işçinin iş akitlerinin feshedilmesinin
asıl sebebinin ... İş Sendikasının davalı iş yerine girmeye çalışması ve işçilerin bu süreçte üyelik
oluşturmasından kaynaklandığını, ...-İş Sendikası örgütlenmesi olduğunu duyan işverenin sendikaya
üye olan ve olacak olan işçileri tespit ederek bir yandan onların çalışmasını gerçekleştirdiğini, bir
yandan da yapılan bu çıkış işlemlerine tabiri caizse kulp bulmaya çalıştığını, aynı işverenin güya çalışma
düzeninde küçülmeye gittiğini iddia ettiğini, akabinde iş ilanı verdiklerini, bu hususun dahi işverenin
samimiyetsizliğini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin iş akdinin davalı işveren tarafından haksız ve
sebepsiz olarak feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespitine ve müvekkilinin işe iadesine,
müvekkilinin iş akdinin sendikaya üye olması ve sendikal faaliyette bulunması nedeniyle müvekkili lehine
sendikal tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili
şirketin Manisa Organize Sanayi Bölgesinde kurulu, yabancı sermayeli, dünyaca tanınmış kendi alanında
iyi bilinen ve son derece ciddi bir kuruluş olduğunu, davacının müvekkili şirket nezdinde 06/02/2017
tarihinde kalite kontrol ekibi olarak işe başladığını ancak iş akdinin, 14/02/2022 tarihinde feshedildiğini,
davacının iş akdinin fesih nedenini her ne kadar sendikal nedene dayandırmışsa da, anılan bu iddiaların
gerçeklerle uzaktan yakından hiçbir doğruluk payının bulunmadığını, ortada, iş akdinin sendikal nedenle
feshini gerektirecek bir nedenin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin kesinlikte sendikaya karşı
bir tutumunun olmadığını, tam tersine gerek çalışanlarına verdikleri özlük hakları gerekse de şirket
politikaları gereği iş yerinin sendikalı olup olmamasını sorun etmediğini, bu sebeple, şirketin sendikaya
karşı olmasının mümkün olmadığını, bilindiği üzere; ülkemizde olduğu gibi tüm dünyayı etkisi altına
alan, tüm üretim ve maliyetleri derinden olumsuz etkileyerek başta fabrikaları olmak üzere hemen
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2023/1327, K.
2023/1260, T. 03.07.2023
hemen tüm işletmelerde tüm üretim planlamalarını değiştirdiğini, buna göre de, salgın sebebiyle çok
fazla çalışanın izolasyona alınması ve bu nedenlerle de iş yerinde 4lü çalışma düzeninden 3lü takım
çalışma düzenine geçme kararı alınmasıyla birlikte bazı bölümlerde çalışan sayısında istihdam fazlalığı
oluştuğunu, bu doğrultuda da, öncelikle iş ilişkisinin devamı için, iş akdinin feshinde son çare olma ilkesi
gereğince, şirket bünyesinde davacının, öncelikli olarak çalışabileceği uygun pozisyonların araştırıldığını
ancak, maalesef davacının mesleki eğitim, birikim ve deneyimine uygun pozisyon / pozisyonlar ve iş
koşulları olmadığından müvekkili şirket tarafından hizmet akdinin, 4857 sayılı İş Kanunu 17. ve 18.
maddeleri kapsamında yasal her türlü hak ve alacakları ödenerek feshedildiğini, müvekkili şirketin
başta davacı olmak üzere hiçbir çalışanın ne sendika üyeliğinden haberinin olduğunu ne de iş yerindeki
sendikalı işçilerinden müvekkili yönünden, iş yerlerinde çalışanlardan kimin sendikalı kimin sendikasız
olduğunu işverenin bilme şansının kesinlikle bulunmadığını, dolayısıyla davacının iş akdinin bu sebeple
feshedilmesinin mümkün olmadığını, iddia edilenin aksine, davacının iş akdine son verilmesinin sendikal
nedenlerle uzaktan ve yakından hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, fesih kararlarının üretime bağlı olarak
çok önceden verildiğini, bu nedenlerle de, davacının iş akdinin fesih nedeninin işletmesel sebepler
olması nedeniyle işbu feshin son derece doğal ve yasal gerekçelerle yapıldığını savunarak davanın
reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Davanın kabulüne 1-Davalı işverence gerçekleştirilen
fesih işleminin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, 2-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına
rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde, davalı tarafından ödenmesi gereken tazminat
miktarının fesih nedeni ve davacının kıdemi dikkate alınarak 5 aylık ücreti toplamı olan brüt 34.398,00
TL tutarında belirlenmesine, 3-Davacının işe iadesi için işverene süresi içerinde başvurması halinde hak
kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer hakları
olarak toplam brüt 35.028,00 TLnin davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
4-Sendikal tazminat talebinin reddine, şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemenin işe iadeye yönelik
verdiği kabul kararına karşı bir diyeceklerinin olmadığını ancak müvekkilinin sendikal sebeplerle işten
çıkarılmasına rağmen, sendikal talebin kabul edilmediğini, kararın usul ve Yasaya aykırı olup bozulması
gerektiğini, şöyle ki; öncelikle Mahkemenin gerekçeli kararında dinlettikleri ve davası olmayan tanık
beyanlarına hiçbir şekilde itibar etmediğini, tanıklarının beyanlarında açıkça sendikaya üye olanların -
olmak isteyenlerin ve sendikal faaliyette bulunan ve davalı işverence tespit olunan herkesin iş akitlerinin
sona erdiğini açıkça dile getirdiklerini, kaldı ki olayların meydana geliş silsilesine bakıldığında; davalı
iş yeri tarafından sendikal faaliyetlerin önünü kesmek amacıyla işçi çıkarımına gidildiğinin açıkça
ortada olduğunu, şöyle ki; sendikal örgütlenmenin başladığını anlayan davalı iş yerinin, öncelikle
iş yerindeki vardiya sistemini değiştirerek sanki işçilere ihtiyacı yokmuş gibi göstermeye çalıştığını,
davalı iş yerinin, davacının ve sendikayla ilgisi bulunan diğer işçilerin iş akdini feshederken; işletmesel
küçülmeyi ve dörtlü takım çalışma düzeninden üçlü takım çalışma düzenine geçilmesini gerekçe
gösterdiğini ancak davalı işverenin küçülmeye gitmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, aksine
günden güne işlerini büyüttüğünü, öyle ki geçilen üçlü takım çalışma düzeninde mevcut işçilerin
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2023/1327, K.
2023/1260, T. 03.07.2023
çalışma saatlerinin artırıldığını, kendilerine fazla mesailer yaptırıldığını, dörtlü takım çalışma düzeninin
eksikliğinin bu şekilde giderilmeye çalışıldığını, tüm bu hususların dosyada bulunan teknik rapor ve
yargılama sırasında dinlenen tanık anlatımlarıyla da sabit olduğunu, sonrasında ise sendikaya üye olan,
sendikal faaliyette bulunan, sendikaya üye olmak isteyen ve tespit ettikleri herkesin iş akitlerine son
verdiklerini, nitekim yargılama esnasında dinlettikleri tanıklarının; sadece sendika üyesi olanların değil;
olmak isteyenlerin, faaliyette bulunanların, broşür dağıtanların dahi iş akitlerinin sona erdiğini beyan
ettiklerini, yine yargılama esnasında dinlettikleri tanıklarının; ağır sanayi olan davalı iş yerinde çalışma
koşullarının iyileştirilmesi için sendikayı getirmek istediklerini, buna ilişkin çalışmalara başladıklarını,
WhatsApp grubu kurduklarını, bu grup içerisinde sendikaya üye olan - sendikaya üye olmak isteyenlerin
yer aldığı ancak WhatsApp grubunun muhbirler tarafından üst birime ifşa edildiğini, sendikaya üye
olanlar ve üye olmak isteyenler tespit edildiğinde çıkışlarının yapıldığını beyan ettiğini, nitekim tanık
...ın; çalışanlardan ... ve ... isimli kişilerin insan kaynaklarındaki ...a isimleri tek tek bildirdiğini, ... isimli
amirlerinden duyduklarını belirttiğini, yine tanık ...nın; üye olanların ve olmayanların işten çıkarıldığını,
sendikaya üye olmamaları için gönüllü çıkış talep ettiklerini dile getirdiğini, söz konusu dosyaların seri
olarak açılmış olup kimi Mahkemelerde gösterdikleri tanık ...un da ifadesinin alınmış olup bu tanığın
da aynı şekilde yapılan toplu çıkışın sendikal sebeple yapıldığını, sendikaya üye olmaktan caydırmak
amacıyla sosyal haklarda iyileştirme yapıldığını açıkça dile getirdiğini, her ne kadar tanık ...nın davalı
işverene karşı açılmış davası bulunsa da işbu davanın sendikal tazminata ilişkin olmayıp işe iade
davası olduğunu, sendikal örgütlenme hareketleri başladıktan sonra diğer işçilere korku verme amacıyla
bir grup işçiyi işten çıkardıklarını, sonrasında ise gönüllü çıkış yapmaya başladıklarını, yine tanık
beyanlarından anlaşılacağı üzere; sendikal örgütlenmenin önüne geçmek için saat ücretinde iyileştirme
yapıldığını, ikramiye sayılarının arttırıldığını, bunun bile başlı başına bir sebep olduğunu, bu hususun
yargılama esnasında dinlettikleri tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, sendikal faaliyet gösterenlere(üye
olanlar - üye olmak isteyenler)normalde tutulmayan olaylar için tutanak tutulmaya başlandığını,
örneğin baret yahut maske takmadığı gerekçesiyle art arda tutanaklar tutulmaya başlandığını, iş
yerinde iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymayan kişiler hakkında hiçbir yaptırım uygulanmazken
sendikal faaliyette bulunanlara bu şekilde yıldırma politikası uygulandığını, bu hususun yargılama
esnasında dinlettikleri tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, görüleceği gibi; davalı iş yeri tarafından
sendikal örgütlenmenin önüne geçilerek daha ilk sendika girişiminde çoğunluğun sağlanmaması için
işçilerin korkutulduğunu, iş akdinin sendikal sebeplerle sonlandırılmasının, sadece sendika üyeliği
bulunan işçinin iş akdine son verilmesi anlamına gelen dar bir kavram olmadığını, sendikal sebeple
feshin, işçinin sendikal özgürlüğünü kullanmasını engellemek amacıyla yapılan fesih olduğunu, davalı
işverenin sendikaya üye olma hazırlığında bulunan ve sendikaya üye olan müvekkillerinin iş akdine son
vererek kendilerinin Anayasa ile güvence altına alınmış sendika özgürlüğünü ihlal ettiğini(Yargıtay 22.
Hukuk Dairesinin 24.05.2018 tarihli 2018/7059 E. 2018/12965 K. sayılı kararı), feshin altında yatan
gerçek nedenin davacının sendika üyesi olmasını engellemek ve iş yerinde sendikal örgütlenmenin
önüne geçmek olduğunu, davalı iş yerinde sendikalaşma sürecinin başlangıç aşamasında olduğunu,
iş yerindeki bazı çalışanların sendikal örgütlenmede öncü rol oynadıklarını ve diğer iş arkadaşlarını
sendikaya üye olma konusunda teşvik ettiklerini, davalı işverenin de henüz sendika üyeliği bulunmayan
davacının iş akdine sendikalaşma sürecinin baştan önüne geçebilmek adına son verdiğini, yukarıda
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2023/1327, K.
2023/1260, T. 03.07.2023
yapılan açıklamalar doğrultusunda; Mahkemenin sadece davalı iş yerinde halen daha sendikalı çalışan
olup olmadığına, iş akdi sonlandırılanların sendikalı olup olmadığına baktığını ancak diğer kriterleri
hiç değerlendirmediğini, davayı açarken sadece sendika üyesi olanların değil sendikal faaliyette
bulunanların ve üye olmak isteyenlerin de iş akitlerinin sonlandığının iddia edildiğini ve bu iddianın davası
olmayan tanık beyanlarıyla ispat edildiğini, Mahkemenin tanık beyanlarına neden itibar etmediğine
ilişkin de bir açıklama yapmadığını, kaldı ki sadece iş yerinde sendikalı işçi çalışmaya devam ediyor
diye sendikal tazminatın reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, nitekim; yetki sürecinin
başlatılabileceği bir çoğunluğun davalı iş yerinde mevcut olmadığını, belki de bu dosyanın sonucuna
göre yeniden çıkarmaya başlanacağını, kaldı ki tespit edilenlerin çıkarıldığını, diğerlerinin sendika
üyesi olduğunu da bilip bilmemesinin meçhul olduğunu, sadece bu kritere bakılarak sendikal tazminat
değerlendirilecek ise; tanık dinletmenin de bir mantığının kalmayacağını, sendikal tazminat davalarında
olayların meydana geliş silsilesinin irdelenmesi, tüm delillerin değerlendirilmesi ile sonuca varılması
gerektiğini, yukarıda açıklanan sebeplerle; Yargıtay kararlarına göre; olayların meydana geliş silsilesinin
dikkate alınarak tanık beyanlarının da değerlendirilerek iş yerinin müvekkilini sendikal sebeplerle
çıkardığını, bu haliyle kararın bozulması gerektiğini iddia ederek sendikal tazminat talebinin reddine
yönelik kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; bilindiği üzere, ülkemizde olduğu gibi tüm dünyayı etkisi altına alan,
tüm üretim ve maliyetleri derinden olumsuz etkileyerek başta fabrika olmak üzere hemen hemen tüm
işletmelerde tüm üretim planlamalarını değiştiren salgın hastalık nedeniyle müvekkili şirkette yaşanan
bu ekonomik kriz nedeniyle bir takım önlemler alındığını, buna göre de, salgın sebebiyle çok fazla
çalışanın izolasyona alınması ve bu nedenlerle de işyerinde 4lü çalışma düzeninden 3lü takım çalışma
düzenine geçme kararı alınmasıyla birlikte bazı bölümlerde çalışan sayısında istihdam fazlalığının
oluştuğunu, bu doğrultuda da, öncelikle iş ilişkisinin devamı için, iş akdinin feshinde son çare olma ilkesi
gereğince, şirket bünyesinde davacının, öncelikli olarak çalışabileceği uygun pozisyonların araştırıldığını
ancak, maalesef davacının mesleki eğitim, birikim ve deneyimine uygun pozisyon / pozisyonlar ve
iş koşulları olmadığından müvekkilince hizmet akdinin, 4857 sayılı İş Kanunu 17. ve 18. maddeleri
kapsamında yasal her türlü hak ve alacakları ödenerek feshedildiğini, müvekkili şirketin yukarıda
da ifade ettikleri üzere, başta davacı olmak üzere hiçbir çalışanın ne sendika üyeliğinden haberinin
olduğunu ne de iş yerindeki sendikalı işçilerinden müvekkili şirket yönünden, iş yerlerinde çalışanlardan
kimin sendikalı kimin sendikasız olduğunu işverenin bilme şansının kesinlikle olmadığını, bu durumun
Mahkeme nezdinde gerek tanık beyanları gerekse de ibraz edilen iş yeri kayıtlarıyla da ispatlandığını,
bu nedenlerle yapılan feshin haklı ve yerinde olduğunu, buna rağmen Mahkemece davacının öncelikli
olarak başka pozisyonlar olmak üzere sair departmanlarda değerlendirilmediği gerekçesiyle davacının
işe iade edilmesine ilişkin kararın hatalı olduğunu, yine aynı şekilde Mahkemenin bu hükmünün hatalı
değerlendirmelerle iş yerinde sadece 1,5 ay sonra eski düzene dönüldüğü gerekçesine dayandırmasının
da hatalı olduğunu, oysa dinlenen tanık ifadelerinde de görüldüğü gibi eski düzene dönülen bir
sistemin olmadığını, Mahkemenin müvekkili iş yerinde keşif yapmaksızın bu gerekçeye dayanmasının da
yeterli inceleme yapmaksızın hüküm kurduğunu gösterdiğini, Mahkemenin işbu hatalı işe iade kararına
rağmen, feshin sendikal nedene dayanmadığı tespitlerinin ise haklı ve yerinde olduğunu, bilindiği üzere:
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2023/1327, K.
2023/1260, T. 03.07.2023
sendikal nedenle hizmet sözleşmesinin fesholduğunu iddia eden işçinin, iddiasını ispat yükümlülüğü
vardır(Yargıtay 9. HD 27/01/1999 gün, 1998/19528 E. ve 1999/646 K. D.M.K. Sendikalar Hukuku ve
Toplu İş Uyuşmazlıkları, Ankara, 1999 syf. 216), yine Yargıtay uygulamasında, işçilerin salt sendikalı
olmalarının, feshin sendikaya üyelik nedeniyle yapıldığını kabule yeterli olmadığını, bu hususun diğer
delillerle de kronolojik bir sıra içerisinde ispat edilmesi gerektiğini(İş Hukuku II, Toplu İş İlişkileri -
P.D.Ü.N., İzmir, 2001 syf. 168), yine tek başına sendika üyeliğinin, sendikal talepler ve tazminat için
de yeterli olmadığını(Yargıtay 9. H.D. 28/03/2002 tarih, 2002/6095 E. ve 2002/5481 K. sayılı ilamı,
TUBA/İİÇB 1382-29 Nisan 2002), anılan bu Yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere davacının iş
akdinin feshinin sendikal bir neden ile bağlantısının bulunmadığını, bu nedenlerle hükmün anılan bu
kısmının doğru ve yerinde olduğunu, Mahkemenin aksine davacının hizmet akdinin işveren tarafından
haklı nedenlerle feshedildiğinden işbu işe iade davasının tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken
davacının işe iadesine karar verilmesinin hukuken hatalı olduğunu savunarak kararın bozulmasına
karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve HUKUKİ SEBEPLER: Dava, feshin
geçersizliğinin tespiti ile işe iade talebine ilişkindir. Mahkemece talebin kabulüne karar verilmiş, karara
karşı taraflar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur. Dairemizce istinaf incelemesi
HMKnun 355 ve 357. maddeleri gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık
hususları da gözetilerek yapılmıştır.
Davalının istinaf nedenleri bakımından yapılan incelemede; iş akdinin haklı veya geçerli nedenle
feshedildiğinin ispat külfeti işveren ait olup feshin geçerli olduğunun ispata yarayışlı delillerle
ispatlanamadığı, dolayısıyla işe iade yönündeki Mahkeme kararına yönelik itirazların yerinde olmadığı
anlaşılmaktadır.
Davacının fesihten sonra yasal bir aylık süre içinde arabulucuya başvurduğu, arabuluculuk faaliyeti
sonunda anlaşmaya varılamaması üzerine davacının son tutanağın düzenlediği tarihten itibaren yasal
iki haftalık süre içinde eldeki davayı açtığı, davanın süresinde olduğu, fesih tarihi itibariyle davacının
çalıştığı aynı iş kolundaki tüm iş yerlerinde otuzdan fazla işçi çalıştığı, davacının işveren vekili veya
yardımcısı olmadığı, taraflar arasında imzalanan iş akdinin belirsiz süreli olduğu, davacının kıdeminin
altı aydan fazla olduğu, davacının hizmet süresi nazara alındığında Mahkemece işe başlatmama
tazminatının davacının 5 aylık ücreti olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi
nazara alındığında Mahkemece işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin parasal olarak
belirlenmesinin yerinde olduğu, parasal belirlemeye dair Mahkemece yapılan tespit ve hesaplamalarda
bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede; işçinin, feshin sendikal sebebe dayandığını
iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Sendika özgürlüğü olarak belirtilen sendikaya
üye olma ve sendikal faaliyette bulunma hakkı, Anayasa ve Sendikalar Kanununda düzenlenmiştir.
Sendika özgürlüğü kavramı geniş bir kavram olup, işçinin sendika kurma özgürlüğünü kapsadığı
gibi, sendikaya üye olma, üye olmama, üyelikten çekilme ve yasal sınırlar içinde sendikal faaliyetlere
katılma özgürlüğünü de içerir. Sendikal fesih yönünden somut dosyaya ilişkin toplanan deliller, tanık
beyanları, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve ... İş Sendikası yazı cevapları bir bütün
olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafça sendikal fesih iddiasının ispata yarayışlı belge ve delillerle
İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ, E. 2023/1327, K.
2023/1260, T. 03.07.2023
ispatlanamadığı anlaşılmakla, sendikal fesih ve tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hukuka
uygun olup davacının istinaf itirazı yerinde değildir. HMKnun 359. maddesine 28/07/2020 tarihli
31199 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 38. maddesi ile eklenen Fıkra gereğince;
dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle Kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde
bir yanlışlık görülmemesine göre; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve
Yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ve kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilemediğinden
HMKnun 353/1-b-1. maddesi gereğince taraflar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine
karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Mahkemenin
vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum
bulunmamasına göre taraflar vekillerinin istinaf başvurularının HMKnun 353/1-b.1 maddesi gereğince
ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Taraflardan alınan istinaf karar harçları yeterli olduğundan yeniden harç
alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraf lehine vekalet ücreti
takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, HMKnun 333. maddesi
uyarınca kullanılmayıp kalan gider avansının olması durumunda sarf edene iadesine, 5-Kararın taraflara
tebliği işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan
inceleme sonucunda 7036 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03.07.2023
tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
İş Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HD · E. 2023/404, K. 2023/1344 — Performans
- Yargıtay 22. HD · E. 2012/12282, K. 2013/3228 — Belirli Süreli Sözleşme
- Yargıtay 7. HD · E. 2014/12804, K. 2014/17882 — Mobbing
- Yargıtay 9. HD · E. 2015/3731, K. 2015/27608 — İbraname