Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · E. 2017/1709, K. 2021/428
Konu: TRAFİK ZAMANAŞIMI (KTK m. 109/2) · Karar Tarihi: 06.04.2021
← Tazminat Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Tazminat Hukuku
Karardan çıkan ilke: Trafik kazasında eylem taksirle yaralama/öldürme suçu oluşturuyorsa, tazminat davasında 2/10 yıl yerine 8 yıllık ceza zamanaşımı uygulanır; ceza davası açılması şart değildir.
Kararın Tam Metni
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
Daire: Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/1709
Karar No: 2021/428
Karar Tarihi: 06.04.2021
Hukuk Genel Kurulu 2017/1709 E. , 2021/428 K.
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 3. Asliye
Ticaret Mahkemesince verilen zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin karar davacılar vekili
tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş,
Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I.YARGILAMA SÜRE>İ
Davacı İstemi:
4. Davacılar vekili 17.01.2013 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkillerinin desteği Ferit'in davalıya
sigortalı araçta bulunduğu sırada tek taraflı olarak meydana gelen kazada vefat ettiğini belirterek
destekten yoksun kalma nedeni ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak her bir davacı için 3.000TL’er olmak
üzere toplam 9.000TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte
tahsilini talep etmiştir.
Davalı >evabı:
5. Davalı vekili 13.02.2013 havale tarihli cevap dilekçesinde; kazanın meydana geldiği tarih ile davanın
açıldığı tarih arasında iki yıllık zamanaşımı süresi geçtiğini, tek taraflı kazada ölen sürücünün tam
kusurlu olması nedeniyle davacıların dava açma haklarının olmadığını savunarak davanın reddine karar
verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.09.2013 tarihli ve 2013/43 E., 2013/467 K. sayılı kararı ile;
davacıların desteği Ferit’in kendi idaresinde bulunan araçla yaşanan tek taraflı trafik kazasında vefat
ettiğinden uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, olay tarihinden dava tarihine kadar
Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109/I. maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği
gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde
bulunmuştur.
8. Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 16.01.2014 tarihli ve 2013/21183 E., 2014/494 K. sayılı kararı ile;
“…Dava trafik kazası nedeni ile Borçlar Kanunu'nun 45. maddesi (6098 sayılı BK m. 53) gereğince
destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Çekişmelerin bir an önce sonuçlandırılmayıp uzun süre askıda bırakılmasının toplumun barış ve
huzurunu bozacağı düşünülerek yargı yoluyla hak aramaya konulan zaman sınırı olarak öngörülen
zamanaşımı kurumu bir maddi hukuk kurumu değildir. Bir borcu doğuran, değiştiren, ortadan kaldıran
bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır.
Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar
görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu
zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi
öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki
kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun
zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku
Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794).
Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike
sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç
kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat
yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde
zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir
fiilden doğar ve >eza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi
tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir
fiil olabilir. Bu fiile göre >eza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde,
tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma,
müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza
davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel
olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.
Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen,
ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar
için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin >eza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının
yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının
uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun
dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya
mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz
konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin
işleten veya Güvence Hesabı) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001
gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza
zamanaşımı benimsenmiştir).
Ayrıca ceza zamanaşımının uygulanması yönünden hukuk hakiminin tazminat davasını görürken,
ceza hukuku kurallarıyla ve özellikle ceza mahkemesinin fail hakkında vermiş olduğu beraat veya
mahkumiyet kararıyla bağlı olup olmadığı BK 53. maddesinde düzenlenmiştir. Sözkonusu maddede
hukuk hakiminin ceza hukuku kurallarıyla bağlı olmadığı hükme bağlandığı gibi ceza mahkemesi
kararlarıyla da bağlı olmadığı düzenlenmiştir. Bununla birlikte suçun işlendiğine veya işlenmediğine
ilişkin ceza mahkemesinin kesin kararı varsa, hukuk hakimi bu kararla bağlıdır. Görüldüğü gibi ceza
mahkemesince haksız eylemin suç niteliği saptanmamış ise hukuk hakimine bunu kendiliğinden ve
özgürce araştırma ve sonucuna göre karar verme yetkisi tanınmıştır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 31.07.2011 tarihinde gerçekleşmiş,
davaya konu trafik kazası sonucunda davacılar desteği >evat Aydın dışında araçta bulunan Mehmet
Sinan Karaman adlı kişinin de yaralandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı
üzere KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu
davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı
gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Sözkonusu trafik kazasında davacılar desteğinin vefatı ve Mehmet
Sinan Karaman adındaki kişinin yaralanması cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre eylem
için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı T>K öngörülen ceza zamanaşımı süresi dikkate
alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu hale göre zamanaşımı
süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna
göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir…”
gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.11.2014 tarihli ve 2014/509 E., 2014/792 K. sayılı kararı
ile; KTK'nın 109/2. maddesinde belirtilen, daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak
davalar için de geçerli olabilmesinin sadece fiilin ceza kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının
yeterli olması koşuluna bağlandığı, anılan hükmün ancak kazada yaralanan kişi bakımından açılacak
davada uygulanabileceği, sürücünün vefatı nedeniyle talep edilen tazminat ile ilgili belirtilen uzamış ceza
zamanaşımının uygulanamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından KTK’nın
109/2. maddesindeki ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı ve talep edilen
tazminatın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
12. Bilindiği üzere trafik kazaları bir haksız fiildir. Haksız fiil mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 41.
maddesinde tanımlanmış, Kanun'un 60. maddesinde ise haksız fiilden zarar görenin zararının tazmini
istemiyle açacağı davaların zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir.
13. Belirtilmelidir ki 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)
konuya ilişkin 49 ve 72. maddeleri de aynı yönde düzenleme içermektedir. Anılan maddeler ile
haksız fiillere uygulanacak üç zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Bunlar, zarar görenin zararı ve faili
öğrendiği tarihten itibaren başlayacak bir yıllık zamanaşımı; fiilin vukuundan itibaren işleyecek on yıllık
zamanaşımı ve fiilin aynı zamanda ceza kanunlarında düzenlenmiş olması hâlinde uygulanacak olan
ceza davası zamanaşımı süreleridir.
14. Haksız fiillerin bir kısmı, sadece hukuk açısından değil, ceza yasaları bakımından da sorumluluğu
gerektirir; haksız fiilin faili, yani sorumlusu genellikle daha ağır sonuçları olan ceza kovuşturmasına konu
olabileceği sürece, zarar görenin haklarını yitirmesinin kabul edilmesi mümkün değildir. Bu bakımdan
haksız eylem aynı zamanda ceza kanunları gereğince bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunları ya
da ceza hükümlerini ihtiva eden sair kanunlar bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi tayin
etmişse, tazminat davası da ceza davasına ilişkin zamanaşımı süresine tabi olur. Nitekim bu husus
07.12.1955 tarihli ve 17/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulanmıştır. Buna göre, anılan
mevzuat uyarınca ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için öncelikle zarar veren eylemin
ceza kanunu veya ceza hükmü taşıyan özel kanunlarda suç olarak düzenlenmesi gerekli olup özel
kanunlarda haksız eylem için başka bir zamanaşımı süresi tayin edilmiş olmadıkça, haksız eylemden
doğan maddi ve manevi zararların tazmini için açılacak davalarda BK'nın 60 (TBK'nın 72). maddesinde
öngörülen zamanaşımının uygulanması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarihli ve
2013/4-36 E. 2013/1457 K.).
15. Özel kanun niteliğinde olan KTK’nın 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki
trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden BK'nın 60.
maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilmiştir.
16. KTK'nın “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi;
“...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve
tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on
yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi
öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur.
Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini
tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda
zamanaşımına uğrar.
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.
17. Buna göre madde ile BK’nın 60 (TBK'nın 72). maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, trafik
kazasından kaynaklanan tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmiş olup BK’nın 60. maddesi
ile KTK’nın 109. maddesinin 2. fıkrası zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbiriyle uyumlu
olmakla birlikte, zamanaşımı süresi yönünden birbirlerinden ayrılmaktadır.
18. Vurgulamakta yarar vardır ki KTK’nın 109. maddesinin 2. fıkrasına göre, ceza kanununda öngörülen
daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, sadece
eylemin “cezayı gerektiren fiilden” doğmuş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer bir ifade ile tazminat
davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için fail hakkında bir
ceza davası açılması; mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı veya zarar görenin
o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması aranmamaktadır. Sadece cezalandırılması
kabil bir eylemin işlenmiş olması, bir diğer söyleyişle, haksız fiilin suç niteliğini taşıması yeterlidir.
19. Anılan madde uyarınca “eylemin” suç teşkil etmesi; cezai nitelik taşımasından hareketle mahkûmiyet
veya takipsizlik kararı aranmaksızın ceza davası zamanaşımı uygulanacaktır.
20. Bundan başka, işlenen eylemin, kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç teşkil edip etmemesi de önemli
değildir. Zira bu yön, ceza davasının açılabilmesinin bir şartıdır. Bu bakımdan şikâyet süresinin (mülga
T>K m. 108) geçirilmesinden ötürü, ceza davasının açılamamış olması, bu davaya ilişkin zamanaşımı
süresinin, tazminat davasına uygulanmasına engel değildir.
21. Belirtilmelidir ki KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme ile ceza kanununda öngörülen
daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olabilmesi, sadece
eylemin ceza kanunlarına göre suç sayılması koşuluna bağlanmıştır. Zira sonuçta haksız eylemin
cezayı gerektiren bir fiil teşkil etmesi durumunda o fiil için öngörülen ceza zamanaşımı süresi hukuk
yargılamasında da uygulanacaktır.
22. Kaldı ki T>K’da suç tanımı faile değil fiile göre yapıldığından, ceza kanunlarındaki zamanaşımı
sürelerine atıf yapan 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesinin 2. fıkrasındaki tarifin fiili tanımlaması ve
maddenin bu yoruma göre değerlendirilmesi kanun sistematiği açısından da zorunludur. Yeri gelmişken
belirtilmelidir ki eylemin cezayı gerektiren bir fiil teşkil edip etmediği, kural olarak hukuk hâkimince
belirlenecektir. Bununla beraber hukuk hâkimi, ceza tertibine ilişkin olarak ceza hâkimince verilen ve
suçun işlendiğini ya da işlenmediğini kesinlikle tespit eden bir hüküm varsa, bununla bağlı olacaktır (BK
m. 53).
23. Ayrıca ceza davası zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve işleten gibi diğer sorumlular
arasında bir ayrım da yapılmamış; zamanaşımı süresinin hepsi için uygulanması öngörülmüştür.
24. Bu itibarla şayet zarar doğuran eylem aynı zamanda cezayı gerektirir nitelikte ise; eğer ceza
kanunundaki ya da ceza hükümlerini taşıyan özel kanunlardaki bu eylem için kabul edilen zamanaşımı
süresi, BK’daki bir yıllık süreden daha kısa ise, o zaman yine BK’nın 60. maddesinin birinci paragrafındaki
süre (TBK m. 72) olaya uygulanacak; ceza kanunundaki zamanaşımı süresi BK’nın 60. maddesinin
birinci paragrafındaki süreden daha uzun ise, o zaman bu uzun süre tazminat davaları için de uygulama
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
yeri bulacaktır. Böyle bir durumda uygulanması söz konusu olan ceza davası zamanaşımı süresi ise
fiilin gerçekleştiği tarihe göre uygulama alanı bulacak olan ve hâlen yürürlükteki 5237 sayılı T>K’nın 66
(mülga 765 sayılı T>K’nın 102 ). maddesine göre belirlenecektir.
25. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 23.05.2010 tarihinde Ferit Yiğit’in sevk
ve idaresindeki motosiklet ile yaşanan tek taraflı trafik kazasında sürücü vefat etmiş, motosiklette
yolcu olarak bulunan Mehmet Sinan Karaman’da yaralanmıştır. (Her ne kadar Özel Daire bozma
kararının bir bölümünde sürücü >evat Aydın, kaza tarihi de 31.07.2011 olarak yazılmış ise de, bozma
kararında yer alan diğer anlatımlardan ve dosya kapsamından bu hususun sonuca etkili olmayan
bir maddi hata olduğu anlaşılmaktadır). Olayın meydana geliş şekli itibariyle ölen sürücünün eylemi
bir bütün olarak ele alındığında, eylem 5237 sayılı T>K’nın 85. maddesini değil, 89/2. maddesinde
yer alan taksirle yaralama suçunu oluşturmaktadır. KTK’nın 109. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ceza
davası zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Ferit Yiğit’in eyleminin T>K'nın 89/2. maddesinde
düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu
eylemle ilgili ceza davasının T>K'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi
olması; KTK'nın 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de
geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda
zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır.
26. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; kişinin kendi kusuruyla ölmesi hâlinde ortada
cezayı gerektiren bir fiilden bahsedilemeyeceğinden uzamış zamanaşımının söz konusu olamayacağı,
iki yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden yerel mahkeme kararının onanması gerektiği
yönünde görüş ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca
benimsenmemiştir.
27. Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının bozulması gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme
yolu açık olmak üzere 06.04.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, tek taraflı trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
Yerel Mahkemece, sürücünün kendi kusuruyla ölümü hâlinde kazanın suç teşkil eden eylem niteliğinde
olmadığı bu nedenle zamanaşımının 2 yıl olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle
reddine karar verilmiş, Özel Dairece, cezayı gerektiren fiilin varlığının yeterli olduğu, dava açılmasının
YARGITAY, HUKUK GENEL KURULU, E. 2017/1709, K. 2021/428, T. 06.04.2021
gerekmediği bu nedenle ceza zamanaşımı süresinin nazara alınması gerektiği gerekçesiyle kararın
bozulması üzerine Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Çözümlenmesi gereken husus, tek taraflı trafik kazasında tam kusuruyla sürücünün ölmesi hâlinde
destekleri tarafından açılan tazminat davasında uygulanması gereken zamanaşımı süresine ilişkindir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesi “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu
bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için
de geçerlidir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yine 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi “cezayı müstelzim bir fiil”den, 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu'nun 72. maddesi “cezayı gerektiren bir fiilden” bahsetmektedir.
5237 sayılı Türk >eza Kanunu'nun 66. maddesi “Dava zamanaşımı” başlığı ile düzenlenmiş ve hangi
suç için zamanaşımının ne kadar olacağını saymıştır. Söz konusu maddede kendi kusuru ile ölüm hâli
düzenlenmediği gibi herhangi bir ceza kanununda da kusuruyla ölüm hâli suç olarak düzenlenmemiştir.
Suç olmayan bir husus için ceza zamanaşımından bahsetmek dahi mümkün olmayacaktır.
Davayı açan, müteveffa sürücünün mirasçıları olup, kişi kendi kendisine karşı taksirle öldürme suçunu
işleyemeyeceğinden ortada ceza zamanaşımını uygulamayı gerektirecek bir eylem bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle, kişinin kendi kusuruyla ölmesi hâlinde ortada cezayı gerektiren bir fiilden
bahsedilemeyeceğinden uzamış zamanaşımı söz konusu olmayacak 2 yıllık zamanaşımı süresi
uygulanacaktır. Bu nedenle Yerel Mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun
aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Tazminat Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HD · E. 2022/1235, K. 2024/844 — DAVA ŞARTI (KTK m. 97)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/1410, K. 2024/1993 — İŞLETENİN SORUMLULUĞU (KTK m. 85)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/2383, K. 2025/468 — SİGORTA TEMERRÜT FAİZİ (KTK m. 99/1)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/606, K. 2024/704 — Manevi Tazminat — Amaç
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Tazminat Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Tazminat Hukuku