ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HD · E. 2022/1235, K. 2024/844
Konu: DAVA ŞARTI (KTK m. 97) · Karar Tarihi: 13.06.2024
← Tazminat Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Tazminat Hukuku
Karardan çıkan ilke: KTK m. 97 dava şartı yazılı başvuru ile yerine getirilir; kanunda sayılmayan belgelerin eklenmemesi dava şartını ihlal etmez.
Kararın Tam Metni
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K.
2024/844, T. 13.06.2024
Daire: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/1235
Karar No: 2024/844
Karar Tarihi: 13.06.2024
T.. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1235 - 2024/844
T..
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2022/1235 KARAR NO: 2024/844
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANKARA 13.
ASLİYE TİARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2022 NUMARASI: 2021/36 Esas 2022/174 Karar DAVAI:
VEKİLİ: DAVALI: DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve ismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR
TARİHİ: 13/06/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ: 10/07/2024 İlk derece mahkemesince
verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup,
başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf
incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 06.08.2019 tarihinde davalı
sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ... idaresindeki ...
plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik
kazasında davacının yaralandığını, kaza ile ilgili Fethiye umhuriyet Başsavcılığının 2019/11173 Esas
sayılı soruşturması bulunduğunu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda
davacının %27 oranında sürekli maluliyeti olduğu, 6 ay süreyle geçici iş göremez olduğu ve 45
gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiğini ve bu raporun hükme esas alınmasını talep ettiklerini,
davalı sigorta şirketine başvurunun sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk aşamasında sonuç alınamadığını
davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin
hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik, 400,00 TL geçici iş
göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı ile 1.260,00 TL rapor ücreti olmak üzere
toplam 6.260,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline
karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 147.832,86 TL’ye,
geçici iş göremezlik tazminatı talebini 3.288,37 TL’ye, bakıcı gideri talebini 959,40 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın
süresi içinde açılmadığını ve zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacı tarafça davadan önce usulüne
uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ekte sunulan
temlikname uyarınca davacının alacağının % 15’ini dava dışı şirkete temlik ettiğini ve husumet nedeniyle
davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olup aksi kanaat halinde
kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini,
müterafik kusur durumu nazara alınarak tazminattan indirim yapılmasını, maluliyetin belirlenmesi için
mevzuata uygun olarak rapor alınması gerektiğini, davaya dayanak gösterilen rapordaki maluliyet oranını
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K.
2024/844, T. 13.06.2024
kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını,
faizin dava tarihinden itibaren talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DEREE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi
tazminat istemine ilişkin olduğu, 03.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana
gelmesinde davacının % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun
belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler
İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca düzenlenen 09.08.2020 tarihli raporda
davacının özür oranının % 27 olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacı
olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü
ile 147.832,86 TL daimi, 3.288,37 TL geçici iş göremezlik ile 959,40 TL bakıcı gideri toplamı 152.080,62
TL'nin 16.09.2020 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili
tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını
ve zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, 2 yıllık zamanaşamı süresinin dolduğunu, davacı tarafça sigorta
şirketine 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca belirtilen belgelerle müracaat edilmediğini ve
davanın usulden reddi gerektiğini, davacının temlik ettiği tazminat alacağı bakımından taraf sıfatı
bulunmadığını ve kararın hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazada
kusurlu olduğu kanaatine varılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka uygun olmadığını,
aksinin kabulü halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayalı
olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, hükme esas
alınan bilirkişi raporundan progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığını, ancak hesaplamanın
TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, yargı kararlarının bu
yönde olduğunu, Anayasa Mahkemesi iptal kararının olaya etki etmesinin mümkün olmadığını, geçici
iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının SGK’nın sorumluluğunda olmasına rağmen aleyhe
hüküm verilmesinin doğru olmadığını, davalı sigorta şirketinin bu talepler bakımından sorumluluğu
bulunmadığını, poliçe kapsamı dışında olduğunu, hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden
itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, davacının temerrüde sebep olacak usulüne uygun bir başvurusu
bulunmadığını, faiz başlangıcının başvuru tarihi olarak kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf
başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen
istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan
delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 06.08.2019 tarihinde
davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ... idaresindeki
... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen
trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik
tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece kusura ilişkin 03.01.2022 tarihli bilirkişi
raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %
25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim
Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K.
2024/844, T. 13.06.2024
düzenlenen 09.08.2020 tarihli raporda davacının özür oranının % 27 olduğu, iyileşme süresinin 6
ay olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve
hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf
başvurusunda bulunulmuştur.
1-2918 sayılı KTK.'nun 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine
ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl
ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren
bir fiilden doğar ve eza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu
süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda yaralamalı
trafik kazasının 06.08.2019 tarihinde meydana geldiği, davacının kazada yaralanması nedeniyle maddi
tazminat istemine ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak 20.01.2021 tarihinde zamanaşımı
süresinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin
istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili davacının dava açılmadan önce usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını ileri sürmüş
ise de; 2918 sayılı KTK'nun 97.maddesi 26.04.2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve
yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değiştirilmiş "Zarar
görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili
sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren
en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına
ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde
tahkime başvurabilir" hükmü getirilmiştir.
Dava konusu olayda kaza 06.08.2019 tarihinde meydana gelmiş, dava 20/01/2021 tarihinde açılmıştır.
Davacı dava açmadan önce 03.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapmıştır. Dava
açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nun 97. maddesinde “sigorta
kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu
olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir.
Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığı
anlaşıldığından KTK’nun 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava
şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
3-Dosya içeriğinden 06.08.2019 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı sürücü ...'ın idaresindeki
... plakalı otomobil ile seyri sırasında kendi aracının ön kısımlarıyla yola katılmak isteyen ... plakalı
araç sürücüsü ...'in otomobilinin sol yan kısımlarına çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği,
kazada sürücü ...'in kavşakta geçiş önceliği kuralını, sürücü ...'ın aracının hızını, kavşaklara, yaya
geçitlerine yaklaşırken azaltmama kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, kazaya ilişkin Fethiye umhuriyet
Başsavcılığının 2019/11173 sayılı ceza soruşturmasında alınan 18.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve
Fethiye 5. Asliye eza Mahkemesinin 2020/307 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas
Dairesi tarafından düzenlenen 01.06.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacının asli,
dava dışı sürücü ...'ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yargılama sırasında
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K.
2024/844, T. 13.06.2024
alınan 03.01.2022 tarihli raporda davacı ...'in idaresindeki araç ile olay mahalline gelmeden önce aracının
seyir hızını azaltıp seyir yönünde bulunan DUR trafik işaret levhasını gördüğünde kavşak başında durup
solundan gelen araç trafiğini kontrol edip eğer yol boş ile geçiş yapması gerekirken aksine hareketi
nedeniyle %75 oranında, sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın olay mahallinin kontrolsüz kavşak olması
sebebiyle aracının seyir hazını azaltıp daha kontorlü ve dikkatli bir şekilde kavşaga giriş yapması
gerekirken aksine hareketi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit
tutanağı, ceza dosyasında düzenlenen kusura ilişkin 18.10.2019 ve 01.06.2021 tarihli raporlar, toplanan
deliller, ifadeler ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından davalı
vekilinin kusur durumuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
4-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası
kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen
usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve
genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin
17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin
birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci
cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 - 2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle;
zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin
uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının
hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen
TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik
görülmemiştir.
5-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumlu
olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40
Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918
sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre
belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel
zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan
kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara
uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı
yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği"
belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli
işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri
ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan
kayıplar olarak kabul edilmektedir.
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K.
2024/844, T. 13.06.2024
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin
iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya
ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan,
zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali
sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu
sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun
ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün
olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta
şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf
gerekçesi yerinde değildir.
6-Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın
kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak
belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının
52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan
yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda
tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan
uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş
bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi
menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade
etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur
indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması
gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle
tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında
uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, davalı vekili, davacı sürücü için hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince
müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; müterafik kusur indiriminin hangi
sebeple yapılması gerektiğinin açıklanmadığı, dosya kapsamına göre davacının zararın artmasına
neden olacak hususların tespit edilemediğinden davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması
gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
7-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar,
hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının
merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince,
sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı
tarafça sigorta şirketine 03.09.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi
uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 16/09/2020 olarak belirlenmesinde bir
isabetsizlik görülmemiştir.
ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K.
2024/844, T. 13.06.2024
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan
inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı
Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk
Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince
davalıdan alınması gereken 10.388,62 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.598,00 TL'nin
mahsubu ile kalan 7.790,62 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3-Davalı tarafca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil
ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana
iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine
getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN
olmak üzere 13.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Tazminat Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/1410, K. 2024/1993 — İŞLETENİN SORUMLULUĞU (KTK m. 85)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/2383, K. 2025/468 — SİGORTA TEMERRÜT FAİZİ (KTK m. 99/1)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/606, K. 2024/704 — Manevi Tazminat — Amaç
- KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HD · E. 2023/322, K. 2023/2291 — Manevi Tazminat — Ölçütler
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Tazminat Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Tazminat Hukuku