0552 613 87 93info@dengeavukatlik.com Fikirtepe Mah. Kadıköy / İstanbul

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HD · E. 2022/1235, K. 2024/844

Konu: DAVA ŞARTI (KTK m. 97) · Karar Tarihi: 13.06.2024

← Tazminat Hukuku emsal kararlarına dön

Bu karara atıf yapılan sayfa: Tazminat Hukuku

Karardan çıkan ilke: KTK m. 97 dava şartı yazılı başvuru ile yerine getirilir; kanunda sayılmayan belgelerin eklenmemesi dava şartını ihlal etmez.

Kararın Tam Metni

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K. 2024/844, T. 13.06.2024 Daire: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/1235 Karar No: 2024/844 Karar Tarihi: 13.06.2024 T.. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1235 - 2024/844 T.. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2022/1235 KARAR NO: 2024/844 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2022 NUMARASI: 2021/36 Esas 2022/174 Karar DAVAI: VEKİLİ: DAVALI: DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve ismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ: 13/06/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ: 10/07/2024 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 06.08.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, kaza ile ilgili Fethiye umhuriyet Başsavcılığının 2019/11173 Esas sayılı soruşturması bulunduğunu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda davacının %27 oranında sürekli maluliyeti olduğu, 6 ay süreyle geçici iş göremez olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiğini ve bu raporun hükme esas alınmasını talep ettiklerini, davalı sigorta şirketine başvurunun sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk aşamasında sonuç alınamadığını davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik, 400,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı ile 1.260,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 6.260,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 147.832,86 TL’ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 3.288,37 TL’ye, bakıcı gideri talebini 959,40 TL’ye artırmıştır. Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın süresi içinde açılmadığını ve zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, ekte sunulan temlikname uyarınca davacının alacağının % 15’ini dava dışı şirkete temlik ettiğini ve husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olup aksi kanaat halinde kusur durumunun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, müterafik kusur durumu nazara alınarak tazminattan indirim yapılmasını, maluliyetin belirlenmesi için mevzuata uygun olarak rapor alınması gerektiğini, davaya dayanak gösterilen rapordaki maluliyet oranını ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K. 2024/844, T. 13.06.2024 kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığını, faizin dava tarihinden itibaren talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DEREE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 03.01.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca düzenlenen 09.08.2020 tarihli raporda davacının özür oranının % 27 olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 147.832,86 TL daimi, 3.288,37 TL geçici iş göremezlik ile 959,40 TL bakıcı gideri toplamı 152.080,62 TL'nin 16.09.2020 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımı def’i ileri sürdüklerini, 2 yıllık zamanaşamı süresinin dolduğunu, davacı tarafça sigorta şirketine 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca belirtilen belgelerle müracaat edilmediğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, davacının temlik ettiği tazminat alacağı bakımından taraf sıfatı bulunmadığını ve kararın hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazada kusurlu olduğu kanaatine varılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka uygun olmadığını, aksinin kabulü halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundan progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığını, ancak hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, yargı kararlarının bu yönde olduğunu, Anayasa Mahkemesi iptal kararının olaya etki etmesinin mümkün olmadığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının SGK’nın sorumluluğunda olmasına rağmen aleyhe hüküm verilmesinin doğru olmadığını, davalı sigorta şirketinin bu talepler bakımından sorumluluğu bulunmadığını, poliçe kapsamı dışında olduğunu, hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini, davacının temerrüde sebep olacak usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, faiz başlangıcının başvuru tarihi olarak kabulünün mümkün olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 06.08.2019 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile davacının idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece kusura ilişkin 03.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının % 75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik uyarınca ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K. 2024/844, T. 13.06.2024 düzenlenen 09.08.2020 tarihli raporda davacının özür oranının % 27 olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve 45 gün bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-2918 sayılı KTK.'nun 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve eza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda yaralamalı trafik kazasının 06.08.2019 tarihinde meydana geldiği, davacının kazada yaralanması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak 20.01.2021 tarihinde zamanaşımı süresinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir. 2-Davalı vekili davacının dava açılmadan önce usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını ileri sürmüş ise de; 2918 sayılı KTK'nun 97.maddesi 26.04.2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14.04.2016 tarih 6704 sayılı kanunun 5.maddesi ile değiştirilmiş "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" hükmü getirilmiştir. Dava konusu olayda kaza 06.08.2019 tarihinde meydana gelmiş, dava 20/01/2021 tarihinde açılmıştır. Davacı dava açmadan önce 03.09.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapmıştır. Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nun 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre davacı tarafından dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK’nun 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. 3-Dosya içeriğinden 06.08.2019 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı sürücü ...'ın idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyri sırasında kendi aracının ön kısımlarıyla yola katılmak isteyen ... plakalı araç sürücüsü ...'in otomobilinin sol yan kısımlarına çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, kazada sürücü ...'in kavşakta geçiş önceliği kuralını, sürücü ...'ın aracının hızını, kavşaklara, yaya geçitlerine yaklaşırken azaltmama kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, kazaya ilişkin Fethiye umhuriyet Başsavcılığının 2019/11173 sayılı ceza soruşturmasında alınan 18.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve Fethiye 5. Asliye eza Mahkemesinin 2020/307 Esas sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 01.06.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davacının asli, dava dışı sürücü ...'ın tali kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yargılama sırasında ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K. 2024/844, T. 13.06.2024 alınan 03.01.2022 tarihli raporda davacı ...'in idaresindeki araç ile olay mahalline gelmeden önce aracının seyir hızını azaltıp seyir yönünde bulunan DUR trafik işaret levhasını gördüğünde kavşak başında durup solundan gelen araç trafiğini kontrol edip eğer yol boş ile geçiş yapması gerekirken aksine hareketi nedeniyle %75 oranında, sigortalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın olay mahallinin kontrolsüz kavşak olması sebebiyle aracının seyir hazını azaltıp daha kontorlü ve dikkatli bir şekilde kavşaga giriş yapması gerekirken aksine hareketi nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında düzenlenen kusura ilişkin 18.10.2019 ve 01.06.2021 tarihli raporlar, toplanan deliller, ifadeler ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından davalı vekilinin kusur durumuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. 4-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40 - 2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir. 5-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K. 2024/844, T. 13.06.2024 Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. 6-Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, davalı vekili, davacı sürücü için hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; müterafik kusur indiriminin hangi sebeple yapılması gerektiğinin açıklanmadığı, dosya kapsamına göre davacının zararın artmasına neden olacak hususların tespit edilemediğinden davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 7-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 03.09.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 16/09/2020 olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ, E. 2022/1235, K. 2024/844, T. 13.06.2024 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 10.388,62 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.598,00 TL'nin mahsubu ile kalan 7.790,62 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Davalı tarafca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.

Tazminat Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar

Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?

Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Tazminat Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişim   Tazminat Hukuku