İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/1410, K. 2024/1993
Konu: İŞLETENİN SORUMLULUĞU (KTK m. 85) · Karar Tarihi: 05.12.2024
← Tazminat Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Tazminat Hukuku
Karardan çıkan ilke: Araç işleteni KTK m. 85 uyarınca tehlike (kusursuz) sorumluluğuna tabidir; sürücünün kusurundan da kendi kusuru gibi müteselsilen sorumludur.
Kararın Tam Metni
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/1410, K.
2024/1993, T. 05.12.2024
Daire: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/1410
Karar No: 2024/1993
Karar Tarihi: 05.12.2024
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/1410
KARAR NO: 2024/1993
İN+ELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE Tİ+ARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/04/2021
NUMARASI: 2018/743 Esas - 2021/497 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması
üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf
edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara
hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
KARAR Davacılar vekili asliye hukuk mahkemesine hitaben sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı
... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin maliki, diğer davalı ...'in sürücüsü olduğu ZMM sigortası
bulunmayan ... plaka sayılı aracın yaya konumundaki ...'ya çarpması neticesinde meydana gelen
26/05/2016 günlü trafik kazasında, vekil edenlerinden davacı ...'nın eşi, davacı ... ve ...'nın oğlu, diğer
davacıların da babası olan ...'nın hayatını kaybettiğini, kazaya sebebiyet veren aracın ZMM sigortası
bulunmadığından davalı ...'na 01/12/2016 tarihinde yapılan müracat neticesinde vekil edenlerine
26/01/2016 tarihinde toplam 62.394,00-TL, müteakip 06/03/2017 tarihinde de toplam 202.497,00-TL
ödeme yapılmış ise de; bu ödemelerin gerçek zarar miktarını karşılamadığı gibi poliçenin teminatı
limiti altında kaldığını ve kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu
ileri sürerek, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00-TL
olmak üzere toplam 6.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan (-...nın yapmış
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/1410, K.
2024/1993, T. 05.12.2024
olduğu ödemeler mahsup edilmek ve teminat limiti gözetilmek suretiyle) ayrıca, davacı ... tarafından
yapılan yaklaşık 8.000,00-TL'lik cenaze masrafı ile davacı ..., davacı ..., davacı ... ve ... için ayrı ayrı
150.000,00-TL, davacı anne ve babanın her biri için de ayrı ayrı 50.000,00-TL olmak üzere toplam
700.000,00-TL manevi tazminatın davalı ... dışında kalan diğer davalılardan kaza tarihinden işletilecek
yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; 14/12/2020
günlü talep arttırım dilekçesi ile de; destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin istek miktarının
bilirkişi raporu doğrultusunda toplam 158.990,52-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalılar ise davanın
reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Dosya kapsamından, davanın açıldığı İstanbul 18. Asliye
Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2017/149 esas, 2017/435 karar sayılı ilamla; davacılar tarafından
açılan destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava bakımından hükmolunan görevsizlik kararının
kesinleşmesini müteakip davanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/743 esasına
kayıtlandığı anlaşılmıştır. Ticaret mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; -Davanın KABULÜ İLE;
-Davacı ... için 71.865,85.-TL, -Davacı ... için 11.759,48.-TL, -Davacı ... için 26.355,94.-TL, -Davacı ...
için 26.355,94.-TL, -Davacı ... için 14.414,56.-TL ve davacı ... için 8.238,85.-TL olmak üzere toplam
158.990,62.-TL destekten yoksun kalma tazminatının, -Davalı ... Hesabının; -Davacı ... için 20.392,10.-TL,
-Davacı ... için 3.336,10.-TL, -Davacı ... için 7.477,10.-TL,
-Davacı ... için 7.477,10.-TL, -Davacı ... için 4.089,20.-TL ve Davacı ... için 2.337,40.-TL olmak üzere
toplam 45.109,00.-TL sinden sorumlu olmak kaydı ile; davalılar ... ve ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Den kaza tarihi olan 26/05/2016 tarihinden, davalı ... Hesabından temerrüt tarihi olan 26/01/2017
tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile
adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sanayi
ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı ... Sanayi ve
Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf nedenleri; vekil edenine ait aracın geçici olarak verildiği şirket
yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında alınarak veya çalınarak kullanıldığı esnada kazanın meydana
geldiği dosya kapsamıyla belirlendiği halde, mahkemece işleten sıfatı bulunmayan vekil edenine
yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya
aykırı olduğu; ayrıca vekil edeni şirketin kusur durumu hakkında herhangi bir inceleme yapılmadan
ve kusura ilişkin itirazları üzerinde durulmadan karar verilmiş olmasının da isabetsiz bulunduğu;
kabule göre de davacı eşin evlenme ihtimali olduğu halde, bu ihtimalin sıfır olarak kabul edilmesi
neticesinde yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının hatalı bulunduğu; davacı anne ve babaya
fiilen desteklik sağlandığı kanıtlanmadan yararlarına destek tazminatı hükmolunamayacağının karar
yerinde gözetilmediği ve dava açan dilekçede; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını gösterir
herhangi bir beyan bulunmadığından, eldeki davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi ve bu nedenle
de ıslahla arttırılan miktar bakımından yapmış oldukları zaman aşımı itirazlarının değerlendirilmesi
gerekirken, bunun yapılmış olmasının doğru olmadığı; kaldı ki zaman aşımı süresi geçirilmemiş olsa dahi
ıslah suretiyle alacak miktarının arttırılması durumunda ıslah tarihinden faize hükmedilmesi gerektiğinin
de dikkate alınmadığı hususlarına ilişkindir. Davacılar vekilinin istinaf nedenleri ise; müteveffanın aylık
kazancı gerçekte asgari ücretin çok üzerinde bulunduğu halde, bu yönde yeterli araştırma ve inceleme
yapılmadan gelirin asgari ücret olduğu varsayımıyla düzenlenen aktüer hesaplamasının hükme esas
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/1410, K.
2024/1993, T. 05.12.2024
alınmasının doğru olmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine
yöneliktir. Görülmekte olan dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak
açılmış destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.1-Davacılar ile eldeki davanın davalılarından ...
Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... arasında aynı kazaya ilişkin olarak İstanbul Anadolu 18. Asliye
Hukuk Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 2017/498 esas - 2017/467 karar sayılı dava dosyası
nedeniyle dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 2020/2010 esas - 2023/2220
karar sayılı kararda da işaret edildiği üzere; İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun
3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı
görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan
kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak
üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde
yapılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya
yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı
veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın
işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu
olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana
getirdikleri zararlardan araç sahibinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de; bu araçların
sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devredilmesi halinde,
artık üzerinde fiili hakimiyetin kalmadığı ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının
da kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan
kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak
da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Yerleşmiş yargısal uygulamalara göre işleten
sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte
bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin
üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele
uğratacak bir sonuç yaratmaması da şarttır. Görülmekte olan davada davalı araç maliki şirket, vekil
aracılığıyla dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde ve diğer tüm beyanlarında; kazaya sebebiyet veren
...'in dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti'nin personeli bulunduğunu, bu şirketin söz konusu araçla ekmek
dağıtımı yaptığını, ekmek dağıtımında kullanılın araçlarında işin gereği personel yedinde bırakıldığını,
ancak kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün olayla ilgili olarak yapılan kovuşturma sırasındaki
beyanlarında; araç anahtarlarını şirket sahibinin bilgisi ve rızası dışında alarak kullandığını bildirdiğini,
bu durumda müvekkiline ait araç geçici olarak dava dışı şirket personelinin kullanımında iken
aracın çalınması veya izinsiz olarak kullanılması sırasında meydana gelmesi nedeniyle, sorumlulukları
yoluna gidilemeyeceğini savunmuş ise de, davalı şirkete ait aracın geçici olarak dava dışı şirketin
kullanımına bırakıldığı ve bu durumun davalı araç maliki şirket tarafından da açıkça kabul edildiği
dosya kapsamından anlaşılmakta olup, aracın araç sürücüsü tarafından çalındığı veya aracın geçici
olarak bırakıldığı ... Şirketi'nin yetkilisi/sahibinin (...) veya söz konusu bu aracın kullanılmak üzere
bırakıldığı şirket personelinin (...) bilgisi ve rızası dışında araç anahtarının ele geçirilmesi neticesinde
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/1410, K.
2024/1993, T. 05.12.2024
alındığı konusundaki araç malikine ait iddianın ... tarafından doğrulanmadığı, aksine ... tarafından; söz
konusu aracın kendisinin izinli olduğu günlerde kendisi yerine yeğeni olan ... tarafından kullanıldığı ve
günlük yevmiyesinin de ... tarafından ödendiği, olay günü de kendisi ile birlikte evde bulunan yeğeni
...'in araç anahtarını alıp, dışarı çıkması sırasında meydana geldiği ve ...'in kazaya karıştığını ve kaza
yaptığını söylemesi üzerine Kartal Polis Merkezine gidip, olayı anlattıkları ve yeğenin teslim olduğu
yönündeki aksi kanıtlamanayan ifadesi değerlendirildiğinde; aracın veya araç anahtarının, araç sürücüsü
tarafından çalındığının somut olarak kanıtlanabildiğinden söz edilemeyecek olması karşısında, kazaya
sebebiyet veren araç maliki olan davalının Yasa'nın aradığı anlamda işleten sıfatını ortadan kaldırmaya
yetecek şartların eldeki dava bakımından gerçekleşmediği konusundaki belirleme ve değerlendirme
de herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, 2918 sayılı KTK'nın 85/son madde hükmüne göre, araç
sürücüsünün kusurundan yasa gereği kendi kusuru imiş gibi sorumlu bulunan araç maliki-işleteni
davalının araç sürücüsü ile birlikte sorumluluğu yoluna gidilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi
bir durum tespit edilememesi karşısında, davalı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun
reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarına gelince; Dosyadaki bilgi ve
belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan
sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle, talep konusu
kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu bildiren ve Makine Yüksek
Mühendisi ...'ın katılımıyla düzenlendiği anlaşılan 19/11/2020 günlü rapordaki kazanın oluş şekli ile taraf
kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin dosyaya oluşa uygun,
denetlenebilir gerekçeler içermesi ve kusura ilişkin bu belirlemelerin olayla ilgili olarak İstanbul Anadolu
11. Ağır +eza Mahkemesi'nde görülerek davalı araç sürücüsünün mahkumiyeti ile sonuçlandırılan ve
yasa yolun denetiminden de geçmek suretiyle 27/04/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılan 2016/302
esas - 21017/12 karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyasındaki tespitlerle de tam olarak
örtüşmesi karşısında mahkemece kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu,
müteveffa yayaya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının kabul edilmiş olması doğru olmakla; 2918
Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85/son madde hükmü uyarınca araç sürücüsünün kusurundan kendi
kusuru imiş gibi sorumlu olan davalı araç maliki şirketin diğer zarar sorumlusu araç sürücüsü ile birlikte
sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir yanılgı bulunmamasına; Bundan ayrı, görülmekte
olan davada uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, dava tarihi olan 2017
tarihi ile talep miktarının arttırıldığı 14/12/2020 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığının
belirgin bulunmasına ve dahi trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılan
davada araç maliki/işleten bakımından temerrüt hali esasen kaza tarihinde oluşacağından, fazlaya
ilişkin haklar saklı tutularak açılan böyle bir davada ıslahla veya bedel arttırımı dilekçesi ile arttırılan
miktar dahil istinaf eden davalı aleyhine hüküm altına alınan tüm tazminata kaza tarihinden itibaren faiz
işletilmiş olmasında da bir yanılgı mevcut olmamasına; Tüm bunlardan ayrı, davacı eş ... kaza tarihinde
30-31 yaşında olup, AYİM tablosuna göre yeniden evlenme ihtimali %17-27 aralığındadır. Davacı ...'nın
18 yaşından oldukça küçük 3 çocuğu olduğu ve adı geçen davacının halen evlenmemiş bulunduğu
dikkate alındığında evlenme tenzili yapılmadan karar verilmiş olması somut olayın özelliklerine uygun ve
doğru bulunmasına göre davalı vekilinin açıklanan bu hususları amaçlayan istinaf itirazlarının da reddine
karar verilmesi gerekmiştir. 3-Davacılar vekilinin gelire ilişkin istinaf itirazları değerlendirildiğinde;
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HUKUK DAİRESİ, E. 2021/1410, K.
2024/1993, T. 05.12.2024
Haksız bir eylem nedeniyle meydana gelen ölüm olayına dayanılarak açılmış maddi tazminat talepli
bir davada müteveffa gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru belirlenmesinde önemli bir yer tutmakta
ise de; dava açan dilekçede davacının kaza tarihinde ne iş yaptığı ve gelirinin ne olduğu konusunda
herhangi bir açıklama yapılmamış olup, SGK'dan getirtilen bilgi ve belgelere göre de müteveffanın
2004-2008 yılları arasında "4a" kapsamında sigortalı olarak çalıştığı, bundan sonrasında sigortalı bir
çalışmasının gösterilmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan
28/01/2020 günlü dilekçede müteveffanın aylık kazancının 4.500,00-5.000,00-TL arasında olduğu ileri
sürülmüş ise de, müteveffanın bu miktar gelire sahip olduğunu gösterir herhangi somut bilgi ve belge
sunulmamış ve davacının kaza tarihinde ne iş yaptığı da açıkça bildirilmemiş, sadece müteveffa
gelirinin tanık beyanları ile tespit edilebileceği açıklanmıştır. Ancak böyle bir iddia somut yan delillerle
desteklenmediği (- müteveffanın var olduğu iddia edilen ve devamlılık gösterdiği belirtilen çalışmaları
yapmaya ehil olduğunu gösteren sertifika veya işin karşılığında yapılan ödemelerin varlığını gösteren
belge gibi-) sürece sadece tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir. Davacı taraf istinaf aşaması
dahil bu iddiasını kanıtlar somut hiçbir bilgi ve belge ibraz etmemiştir. Kaldı ki, müteveffa gelirinin
asgari ücret olduğu varsayımından hareketle düzenlendiği anlaşılan 19/11/2020 günlü aktüer bilirkişi
raporuna karşı, müteveffa gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu yönünde herhangi bir itiraz ileri
sürülmeksizin iş bu rapor doğrultusunda talep arttırıma gidilmiştir. Hal böyle olunca gelirin asgari
ücret olduğu yönündeki bilirkişi raporundaki belirleme şeklinin davalı taraf yararına usulü kazanılmış
hak oluşturacağı da sabit olmakla; mahkemece 19/11/2020 günlü aktüer bilirkişi raporunun hükme
esas alınması suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmuş olmasında herhangi bir isabetsizlik tespit
edilemediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun da reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak
aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-Usul ve yasaya uygun olan ve yukarıdaki başlıkta yazılı
bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davacılar vekili ve davalı ... Şirketi vekili tarafından
yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davacılardan alınması gereken 2.565,60-TL (427,60*6) harçtan peşin yatırılan 355,80-TL
harcın düşümü ile bakiye 2.209,80-TL istinaf ilam harcının istinaf eden davacılardan müsavi şekilde
tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden davalı ... şirketinden alınması gereken 10.860,64-TL
harçtan peşin yatırılan 2.717,17-TL harcın düşümü ile bakiye 8.145,47-TL istinaf ilam harcının istinaf
eden iş bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması
nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca, istinaf
aşamasında yapılan yargılama giderlerin yapan üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme
sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle
karar verildi.05/12/2024
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Tazminat Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HD · E. 2022/1235, K. 2024/844 — DAVA ŞARTI (KTK m. 97)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/2383, K. 2025/468 — SİGORTA TEMERRÜT FAİZİ (KTK m. 99/1)
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 8. HD · E. 2021/606, K. 2024/704 — Manevi Tazminat — Amaç
- KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HD · E. 2023/322, K. 2023/2291 — Manevi Tazminat — Ölçütler
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Tazminat Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Tazminat Hukuku