Yargıtay 9. HD · E. 2024/7411, K. 2024/9406
Konu: İşe İade / Mahsup · Karar Tarihi: 30.05.2024
← İş Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: İş Hukuku
Karardan çıkan ilke: İlk fesihte ödenen kıdem tazminatı avans değildir; fark alacaktan faizsiz mahsup edilir.
Kararın Tam Metni
Daire: 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/7411
Karar No: 2024/9406
Karar Tarihi: 30.05.2024
9. Hukuk Dairesi 2024/7411 E., 2024/9406 K.
MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/295 E., 2024/42 K.
KARAR: Davanın kısmen kabulü
TEMYİZ EDENLER: Taraf vekilleri
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında
verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
27. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar
verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen
kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul
eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten
ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği
düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işe iade davasının lehine sonuçlandığını belirterek bakiye
kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatı
alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatının
ödendiğini, ihbar tazminatına yönelik taleplerinin de yerine getirildiğini, fark tazminat alacağı
bulunmadığını, yıllık izinlerinin işten çıkış tarihinde davacıya ödendiğini, davacının yıllık izin hak edişi
bulunmadığından fark ücreti doğmadığını, sosyal yardımları ve tüm hak edişlerinin davacıya tam ve
eksiksiz olarak ödendiğini, uygulanması gereken faizin ise yasal faiz olduğunu, davacı faiz taleplerinin
hukuka aykırı olduğunu beyanla işyerinde bütün personele eşit oranda zam uygulanmadığını savunarak
davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2019/394 Esas, 2020/379 Karar sayılı kararı ile; dosya
kapsamında emsal ücret bordrosu yer almadığından davacının 2017 yılında brüt ücret 14.608,83 TL
aldığı, yıllar itibarıyla asgari ücret zam oranı dikkate alınıp davacının 2019 yılı brüt ücretinin 21.026,48
TL olduğunun kabulü ile, ilk fesih esnasında yapılan kıdem ve ihbar tazminatı ödemeleri faizsiz mahsup
edilerek davacıya geçersiz fesihte işten çıkışta 149 gün izin karşılığı 72.557,04 TL brüt izin parası
ödendiği, bu ödemenin davacının geçersiz fesihte işten çıkış tarihindeki ücreti olan 14.608,83 TL
üzerinden yapıldığı, halbuki davacının işe alınmama tarihindeki emsal işçi ücreti üzerinden 149 gün izin
ücretinin hesaplanması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf
başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2020/2675 Esas,
2020/2023 Karar sayılı kararıyla; davacının işe iade kararı neticesinde davalıya işe başlamak için
başvurduğu, davalının kanuni süre içerisinde davacıyı işe başlatmadığı, İlk Derece Mahkemesince
belirlenen ücretlerde hata olmadığı, davalı vekilinin ileri sürdüğü itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle
davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz
isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 15.03.2023 tarihli ve 2023/285 Esas, 2023/3978 Karar sayılı ilâmı ile; davalının diğer
temyiz itirazları reddedilerek işe başlatmama suretiyle gerçekleşen fesih tarihindeki ücretin son ücretin
asgari ücrete oranlaması suretiyle belirlenmesinin ve ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından
bildirilen işçilerin ücretleri araştırılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye
Mahkemesi kararı bozularak ortadan kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar
verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı uyarınca yapılan
araştırma sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ve resen yapılan hesaplama doğrultusunda davanın
kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde
bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesince Yargıtay kararları ve Yargıtay bozma kararı gözden kaçırarak
yapılan son hesaplamada ilk ödenen ihbar ve kıdem tazminatının faizi ile birlikte alacaklardan düşerek
eksik ve hukuka aykırı hüküm altına alındığını, yıllık ücretli izin hesabında damga vergisi 756,04 TL
olarak hesaplanmışsa da doğru tutarın 205,33 TL olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının
bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; davacının müvekkili Şirket nezdinde hüküm altına alınan alacaklarının bulunmadığını,
Yargıtayın bozma ilâmı sonrasında prim alacağının reddi kararının müvekkili Şirket yönünden usuli
müktesep hak teşkil ettiğini, prim alacağının varlığına yönelik hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı
olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, faiz türleri ile faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu
belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava konusu
alacakların hesabında esas alınacak ücretin miktarı, usuli kazanılmış hak ilkesine uygun karar verilip
verilmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi.
3. Dairemizin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16498 Esas, 2022/16753 Karar sayılı ilâmında usuli kazanılmış
hak ilkesi şu şekilde açıklanmıştır:
"...
3. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm
bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara
karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide
kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir
davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve
kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
4. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli
kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de
usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960
tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında
bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde
usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının
kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay
İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
..."
4. 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 58).
5. Dairemizin 22.09.2022 tarihli ve 2022/8094 Esas, 2022/9911 sayılı kararının ilgili bölümü şu
şekildedir:
"...
3. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre geçersiz fesih tarihinde ödenen tutarın avans niteliğinde
olmadığı, işe iade kararı sonrası ödenecek kıdem tazminatı alacağından sadece ödenen miktarın
mahsup edilmesi gerekmekte olup söz konusu ödemelerin faiziyle birlikte mahsubunun hatalı olduğu
kabul edilmektedir.
4. Somut olayda davacıların iş sözleşmelerinin feshedildiği, işe iade davası sonucunda Mahkemece işe
iadelerine karar verildiği ve süresinde işe iade için işverene başvurmalarına rağmen işe başlatılmadıkları
anlaşılmaktadır. Davacılara iş sözleşmelerinin feshedilmesi üzerine işveren tarafından yapılan kıdem
tazminatı ödemesinin feshe bağlı bir ödeme olduğu, bu nedenle iş sözleşmesi devam ederken çeşitli
nedenlerle ödenen kıdem tazminatı gibi avans niteliğinde kabul edilerek sonuca gidilemeyeceği açıktır.
...
1. Uyuşmazlığın geçersiz sayılan ilk fesih tarihinde ödenen kıdem tazminatının işe iade davası
sonucunda işe başlatılmaması üzerine ödenecek fark kıdem tazminatı hesaplanmasında faizsiz olarak
mahsup edilmesi yönündeki İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 23.03.2018 Tarihli ve
2018/110 Esas, 2019/104 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesine,
..."
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının
somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına
kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı
anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde
görülmemiştir.
2. Somut olayda bozma öncesinde kıdem ve ihbar tazminatlarının miktarı belirlenirken, yapılan ödemeler
hesaplamalardan faizsiz mahsup edilmiş olup bu husus bozma sebebi yapılmamıştır. Mahkemece
bozma sonrası usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak ödemelerin faizi ile birlikte mahsup edilmesi
hatalıdır.
3. Yine bozma öncesi yargılama sonucunda prim alacağı reddedilmiş ve davacı tarafça temyiz yoluna
başvurulmamışken usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olarak prim alacağının kabulüne karar verilmesi
bir başka hatalı yöndür.
4. 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2013 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 488 sayılı
Kanun ekinde ücretlerdeki damga vergisi oranının binde 7,59 olarak düzenlendiği, Mahkemece hükme
esas alınan bilirkişi raporunda damga vergisinin bu oran üzerinden hesaplanmadığı anlaşılmakla hatalı
bilirkişi raporuna göre karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
İş Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HD · E. 2023/404, K. 2023/1344 — Performans
- İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HD · E. 2023/1327, K. 2023/1260 — İş Güvencesi
- Yargıtay 22. HD · E. 2012/12282, K. 2013/3228 — Belirli Süreli Sözleşme
- Yargıtay 7. HD · E. 2014/12804, K. 2014/17882 — Mobbing