Yargıtay 9. HD · E. 2022/11247, K. 2022/12849
Konu: Feshin Son Çaresi · Karar Tarihi: 19.10.2022
← İş Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: İş Hukuku
Karardan çıkan ilke: İşçiyi başka birimde değerlendirme imkânı varken çıkarıp yeni işçi almak feshi geçersiz kılar.
Kararın Tam Metni
Daire: 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/11247
Karar No: 2022/12849
Karar Tarihi: 19.10.2022
9. Hukuk Dairesi 2022/11247 E. , 2022/12849 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:... Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen işe iade davasında
verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece ... Bölge Adliye Mahkemesi 9.
Hukuk Dairesi kararının bozularak kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne
karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... (...) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı
ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar
verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip
gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının 40 yıl gibi uzun bir süre davalı Kuruma istimlakçı
topograf olarak hizmet verdiğini, ... sözleşmesinin ... Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı
tarafından küçülme zorunluluğu gerekçe gösterilerek 30 yıllık hizmeti dolanların ... sözleşmesinin
feshedildiğinin 10.11.2016 tarihinde bildirildiğini, yine aynı Personel Daire Başkanlığının 29.07.2016
tarihinde 248 personel açığı olduğunu bildirdiğini, müvekkili ile aynı işi yapacak olan 42 harita
teknikeri talep edildiğini, müvekkilinin ... sözleşmesinin haksız feshedildiğini ... sürerek davacının
... sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini; işe iade kararı
kesinleşinceye kadar geçecek süre için 4 aylık süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının ve 8 aylık işe
başlatmama tazminatının da hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 4857 sayılı ... Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 20 nci maddesi uyarınca
davacı hak dürücü süreyi geçirdikten sonra davayı açmış ise süresinde açılmayan davanın reddine
karar verilmesi gerektiğini, fesih sebeplerinin açık, ... ve geçerli bir nedene dayanmakta olduğunu,
...'ın 1994 yılında ... ve ... olarak ikiye bölünmesinden itibaren kamu iktisadi teşekkülü olarak tüm
...'de elektrik dağıtım faaliyetlerini yürütmeye başladığını, ...'ın 02.04.2004 tarihli ve 2004/22 sayılı
Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığını, özelleştirme
kapsamında ...'ın tüm ...'deki işletme faaliyetlerinin 21 dağıtım şirketine bölünmüş olarak yapılandırdığını,
21 dağıtım şirketinin bölgesinde dağıtım lisansı sahibi olarak ayrı bir tüzel kişilikle faaliyet göstermeye
başladığını, bu çerçevede ... Genel Müdürlüğünün 21 dağıtım şirketinin faaliyetlerini operasyonel
şekilde yönetme şeklinde yapılandığını, dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesi tamamlanmadan önce ...
Genel Müdürlüğünün tüm ...'de 31.000 personelle hizmet verdiğini, özelleştirme programı kapsamında
faaliyet gösteren dağıtım şirketlerinin hisse devirlerinin değişik tarihlerde gerçekleşmesi neticesinde
30.09.2013 tarihi itibarıyla dağıtım şirketlerinin tamamının, dağıtım faaliyetleriyle ilgili tüm tesislerin
mülkiyeti ... Genel Müdürlüğüne ait olmak şartıyla belirli bir lisans süresi boyunca işletme haklarının
devri yöntemiyle özel sektöre devrinin tamamlandığını, hâlen özelleştirme kapsam ve programında olan
... Genel Müdürlüğünün birçok personelinin özelleşen dağıtım ve perakende şirketlerine kendi istekleriyle
geçmesi sonucu ...'ın sahada görev yapan teknik personelinde önemli ölçüde azalma meydana geldiğini
ve zaman içerisinde ...'ın görev ve faaliyetlerinde de değişiklik olduğunu, davacının ayrımcılık yapıldığı ve
eşit davranılmadığı iddiasının söz konusu uygulamanın hem işçi hem memur personel açısından aynı
kriterlere dayanılarak uygulanması karşısında haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak
davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 11. ... Mahkemesinin 14.07.2017 tarihli ve 2016/1059 Esas, 2017/317 Karar sayılı kararıyla
tanık beyanları, dosya içerisindeki fesih sebebi ve ... ilanları ile bilirkişi raporu birlikte
değerlendirildiğinde; davalı Kurumun ... yükünün yoğun olduğu, Kurumun personel alımı yaptığı,
davacının değerlendirilebileceği başka birimlerin olduğunun tespit edildiği, Kurumun küçülme
zorunluluğu ile istihdam fazlası olarak davacının ... sözleşmesinin sona erdirildiği, ancak fesihten çok
kısa süre önce ve sonra ilana çıkılarak projelerin yoğunluğu sebebiyle ivedi olarak aynı branşta çalışacak
işçi alımı yapıldığının görüldüğü ve işverenin fesih sebebi ile tutarlı olmayan şekilde davrandığı, ayrıca
işverenin, işçiyi başka birbirimde veya bölgede görevlendirme imkânı varken mevcut işçiyi çıkarıp yeni
personel ilanına çıktığı, feshin son çare olması ilkesine aykırı hareket edildiği gerekçesiyle davanın
kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf
başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 29.01.2019 tarihli ve 2018/5013 Esas, 2019/56
Karar sayılı kararı ile davacının davalıya ait işyerinde baş topograf olarak çalıştığı, tanık beyanları,
fesih gerekçesi, dosyaya kazandırılan ... ilanları ile Mahkemece aldırılan bilirkişi raporu birlikte
değerlendirildiğinde, davacının değerlendirilebileceği başka birimlerin olduğu, davalının fesihten çok
kısa süre önce ve fesihten sonra projelerin yoğunluğu sebebiyle davacının yaptığı işte veya benzer
işlerde çalıştırılmak üzere işçi alımı için işlemler başlattığı, işverenin fesih sebebi ile tutarlı olmayan
şekilde davrandığı, davacıyı başka bir birimde veya bölgede görevlendirme imkânı varken mevcut işçiyi
çıkarıp yeni personel ilanına çıkılmasının feshin son çare olması ilkesine aykırı olduğu, işveren tarafından
gerçekleştirilen feshin geçerli bir nedene dayanmadığı, davanın yasal süre içinde açıldığı, fesih tarihi
itibarıyla davacının çalıştığı işyerinde otuzdan fazla işçi çalıştığı, davacının işveren vekili veya yardımcısı
olmadığı, taraflar arasında imzalanan ... sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, davacının kıdeminin altı
aydan fazla olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz
isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarihli ve 2019/3100 Esas, 2019/11547 Karar
sayılı kararı ile davalı işyerinde alınan işletmesel kararın tutarlı olarak uygulanıp uygulanmadığı, işyerinde
ve davalı bünyesindeki işyerlerinde fesih öncesi ve sonrası 6 ... süre ile davacı ile aynı görevde işten
çıkarılan ve işe alınan personel olup olmadığı ve fiili 30 yıl hizmet sürsini dolduran herkesin çıkarılıp
çıkarılmadığının araştırılmadığı, bu sebeple fesih bildiriminde yer alan hususların uzman bilirkişi aracılığı
ile geçerli neden oluşturup oluşturmadığının ilâmda belirtilen ilkeler doğrultusunda araştırılarak sonuca
gidilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına
karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işletmesel kararlara dayalı fesihlerin
geçerli olabilmesi için diğer şartların yanında aynı zamanda tutarlı ve objektif bir biçimde uygulanmış
olmaları gerektiği, davalının bu hususu ispata yarar herhangi bir delili dosyaya sunmadığı, davacının
... sözleşmesinin feshinden sonra yeni işçi alımlarının olduğu, Mahkemece konusunda uzman bilirkişi
heyetinden rapor alındığı, raporun denetime ve dosya kapsamına uygun olduğu, feshin son çare
olması ilkesi gözetildiğinde davalı işveren tarafça işletmesel karar temelli geçerli fesih olgusunun
ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının
işe iadesine, 4 aylık ücret tutarında boşta geçen süre ücreti ile 6 aylık ücret tutarında işe başlatmama
tazminatı miktarının belirlenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde
bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkeme tarafından yeterli ve gerekli araştırma yapılmadan ve
bilirkişi raporuna yapılan itirazlar dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verildiğini, Yönetim
Kurulu kararının herhangi bir ayrım olmadan şartları taşıyan, 30 hizmet yılını dolduran her personele
uygulandığını, davacılarla aynı görevde personel alınmadığını, işletmesel kararın istihdam fazlalığı
meydana getirdiğinin tutarlı şekilde uygulandığını ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz
olduğunu, yeni organizasyon yapısı içinde ... ve dinamik personele duyulan ihtiyaç nedeniyle karar
alındığını, alınan kararların öngörülen hukuk düzeni sınırları içinde kalınarak alındığını, Yargıtay
kararlarında küçülmenin başlı başına bir sebep olarak kabul edildiğini, hesaplamaların fahiş olduğunu,
bozmadan önce İlk Derece Mahkemesince işe başlatmama tazminatının 4 ... belirlenmesine rağmen
bozmadan sonra daha yüksek belirlenmesinin hatalı olduğunu, vekâlet ücreti, harç ve yargılama
giderinin hatalı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, feshin geçerli
nedene dayanıp dayanmadığı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti yönünden kurulan
hükmün doğru olup olmadığı ve işe başlatmama tazminatının miktarı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası,
4857 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi.
2. 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu
kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin
sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul
hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin
ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması
zorunlu olan ... ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine
olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı
dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük
Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960 21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı). Hükmün bir kısmının
bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın
sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından
bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına
usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli
ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı).
3. Değerlendirme
1. Uyulan bozma kararı gereğince tesis edilmiş İlk Derece Mahkemesi kararında hukuk kurallarının
somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik olmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına
kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına
göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi tarafından Dairemiz bozmasından önce kurulan hükümde, davacının işe
başlatmama tazminatı alacağı davacının 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesine karar verilmiş olup bu
karara karşı davacı tarafın istinaf ve temyiz yoluna başvurmaması ve bu konuda bozma yapılmamasına
rağmen İlk Derece Mahkemesince davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde
bu alacak kaleminin davacının 6 aylık ücreti tutarında hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı
gerektirmiştir.
3. 7036 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu'nun 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren 12 nci maddesi ile
4857 sayılı Kanun'un 21 inci maddesine eklenen ek dördüncü fıkrada mahkeme veya özel hakemin,
ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki
ücreti esas alarak parasal olarak belirleyeceği hükmüne yer verilmiştir. 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe
giren ve İlk Derece Mahkemesince bozmadan önce verilen ilk karar tarihinde yürürlükte bulunmayan
bu düzenlemenin somut dosya bakımından uygulanması mümkün değildir. Buna göre işe başlatmama
tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin belirlenerek tespitine karar verilmesi gerekirken dava tarihindeki
ücrete göre parasal karşılığının belirlenmesine karar verilmesi de hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un ilk karar tarihinde yürürlükte olan 20 nci maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar
verilmesi gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN
KALDIRILMASINA,
1.İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
2. Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması hâlinde
davalı tarafından ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih sebebi ve davacının kıdemi dikkate
alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
3. Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması hâlinde hak kazanılacak olan ve kararın
kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi
gerektiğinin tespitine,
4. Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilâm harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye
51,50 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5. Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari
Ücret Tarifesi uyarınca 9.200,00 TL vekâlet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak
davacıya verilmesine,
6. Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ve 29,20 TL peşin harç olmak üzere toplam 58,40
TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7. Davacı tarafından yapılan 677,00 TL yargılama giderinin tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan
alınarak davacıya verilmesine,
8. Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9. Tarafların gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde ilgililere iadesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
İş Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HD · E. 2023/404, K. 2023/1344 — Performans
- İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HD · E. 2023/1327, K. 2023/1260 — İş Güvencesi
- Yargıtay 22. HD · E. 2012/12282, K. 2013/3228 — Belirli Süreli Sözleşme
- Yargıtay 7. HD · E. 2014/12804, K. 2014/17882 — Mobbing