Yargıtay 9. HD · E. 2018/3370, K. 2018/8527
Konu: İstifa · Karar Tarihi: 12.04.2018
← İş Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: İş Hukuku
Karardan çıkan ilke: Haklı sebep gösterilmeden ve önel verilmeden işi bırakmak istifadır; istifa iradesi ulaşınca iş ilişkisi biter.
Kararın Tam Metni
Daire: 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/3370
Karar No: 2018/8527
Karar Tarihi: 12.04.2018
9. Hukuk Dairesi 2018/3370 E. , 2018/8527 K.
MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA: Davacı, ihbar tazminatı ve 1.000,00 TL Türk Borçlar Kanunu’nun 439. maddesi uyarınca aylık
ücretin dörtte birine eşit miktarda tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işveren vekili, davalının diğer üç arkadaşıyla birlikte müvekkili şirketin ... ofisinde çalışmaktayken
2014/Ocak ayında hiçbir makul gerekçe olmaksızın ve önceden herhangi bir bildirimde bulunmaksızın
istifa ettiğini ileri sürerek, ihbar tazminatı ile Türk Borçlar Kanunu’nun 439. maddesi uyarınca aylık ücretin
dörtte birine eşit miktarda tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işçi vekili, müvekkilinin 05.02.2010-13.01.2014 tarihleri arasında davacı işyerinde çalıştığını,
işyerindeki işverenin son dönemde sergilediği baskıcı tavırlar nedeniyle huzurlu çalışma ortamının
kaybolduğunu, bunun üzerine müvekkilinin 13.01.2014 tarihinde işverene istifasını sunacağını
ancak ihbar süresini tamamlayıncaya kadar işyerinde çalışmasını sürdürmek istediğini bildirdiğini,
müvekkilinin istifa edeceğini duyan işverenin bu duruma aşırı tepkiler gösterdiğini ve müvekkilinden
tüm işçilik alacaklarına dair ibraname metnini de içeren bir istifa dilekçesi sunarak işyerini terk etmesini
istediğini, müvekkilinin işyerini terk etmemesiyle çalışmasının engellendiğini, müvekkilinin işyerini terk
etmek zorunda bırakıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının işyerine istifa dilekçesi
verdikten sonra hemen işyerini terk etmediği aksine davacı işyerinde durduğu, davalının ihbar
süresi içerisinde çalışmasının davacı işveren tarafınca engellendiğinden davacının ihbar ve tazminat
taleplerinin yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı işveren vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı
vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık
bulunmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı
ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu
yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanununun 24
üncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın
17 nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak
değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın
işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de
işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya
rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan
sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekliyle, işçinin ihbar ve
kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, ikale (bozma sözleşmesi)
yapma yönünde bir icap olarak değerlendirilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin
tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi
vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu
halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi
hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının
değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay 9.HD. 3.7.2007 gün 2007/14407 E, 2007/21552
K.).
İşçinin haklı nedenle derhal fesih nedenleri mevcut olduğu ve buna uygun biçimde bir fesih yoluna
gideceği sırada, iradesi fesada uğratılarak işverence istifa dilekçesi alınması durumunda da istifaya
geçerlilik tanınması doğru olmaz. Bu durumda işçinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiği sonucuna
varılmalıdır.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte, işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş
Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay
yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut
sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek
durum araştırılmalıdır.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması
mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin
işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle
ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik
yönden incelenmelidir.
İstifa halinde dahi işçiye kıdem tazminatı ödeneceğini öngören sözleşme hükümleri ile işyeri
uygulamaları, 4857 sayılı Yasaya göre geçerli olup, bu halde kıdem tazminatı 1475 sayılı Yasanın 14 üncü
maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek
gerekir ki, sözü edilen Yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir.
Somut uyuşmazlıkta; dosyaya sunulan, el ile yazılı, davalının imzasını havi ve davalı tarafından imza
inkarında bulunulmayan 13.01.2014 tarihli istifa dilekçesinde haklı bir nedene dayanılmamış, içeriğinde
davalının şahsi gerekçeler ile kendi isteğiyle işten ayrıldığının yazılı olduğu görülmüştür.
Davalı işçi cevap dilekçesinde, işveren ile çalışanlar arasında yaşanan huzursuzluklar ve davacı işverenin
son zamanlarda tüm çalışanlar üzerindeki baskıcı tavırları sebebiyle işyerinde huzurlu çalışma ortamının
kaybolduğunu, bu nedenle davalının davacı şirkette daha fazla çalışmama kararı aldığını savunmuştur.
Davalı işçinin ispat bakımından dinlettiği tanığın somut görgüye dayalı olmayan nakli beyanlarda
bulunduğu anlaşılmıştır.
Dosyadaki mevcut delil durumu itibariyle, davalı işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden
olmaksızın ve usulüne uygun ihbar öneli tanımadan sona erdirdiği, istifa dilekçesinin hile, tehdit veya
ikrah yoluyla imzalatıldığının da davalı tarafından ispat edilemediği, yargılama sırasında davalının
ileri sürdüğü sebeplerin soyut istifayı haklı çıkarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından, davalının istifa
iradesine değer verilerek davacı işverenin ihbar tazminatı talep etmekte haklı olduğu sonucuna
varılmıştır. Buna göre davacının ihbar tazminatı talebinin kabulü yerine, yerinde olmayan gerekçelerle
reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek
halinde ilgiliye iadesine, 12.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
İş Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 28. HD · E. 2023/404, K. 2023/1344 — Performans
- İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HD · E. 2023/1327, K. 2023/1260 — İş Güvencesi
- Yargıtay 22. HD · E. 2012/12282, K. 2013/3228 — Belirli Süreli Sözleşme
- Yargıtay 7. HD · E. 2014/12804, K. 2014/17882 — Mobbing