Yargıtay 3. HD · E. 2020/1910, K. 2020/3884
Konu: Vasiyetnamenin İptali · Karar Tarihi: 02.07.2020
← Miras Hukuku emsal kararlarına dön
Bu karara atıf yapılan sayfa: Miras Hukuku
Karardan çıkan ilke: Vasiyetnamenin iptali yalnızca TMK m. 557'deki sınırlı sebeplerle mümkündür; hâkim bu sebeplerle bağlıdır.
Kararın Tam Metni
Daire: 3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/1910
Karar No: 2020/3884
Karar Tarihi: 02.07.2020
3. Hukuk Dairesi 2020/1910 E. , 2020/3884 K.
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda,
davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi
üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği
düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; murisi ...’ın 09/12/2009 tarihinde vefat ettiğini, murisin eşi ile birlikte 30/10/1987 tarihinde
Almanya’da düzenledikleri vasiyetname ile tüm mal varlıklarını, taraflardan birinin ölümü halinde
sağ kalan tarafa, iki tarafın ölümü halinde davacıya bıraktıklarını, daha sonra murisin ...Noterliğinin
03/06/1996 tarihli ve 9135 yevmiye numaralı vasiyetnameyi düzenleyerek Türkiye’de bulunan mal
varlığını eşi ...'a bıraktığını, murisin eşinin Alman vatandaşı olduğunu, murisin kendisinin eşinden
önce ölmesi halinde Alman vatandaşı olan eşinin Türkiye'de mirasçı olamayacağı ihtimalini düşünerek
hareket ettiğini, 1996 tarihli vasiyetnamenin 1987 tarihli vasiyetnameyi geçersiz kılmadığını, eşi Erika
Alkan'nın muristen önce 2001 yılında vefat ettiğini, bu durumda eşi ...’ın vasiyet alacaklısı sıfatını
kazanamadığını belirterek, Bursa 15. Noterliğince düzenlenen 03/06/1996 tarihli vasiyetnamenin
iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., ... ve ...; davanın süre yönünden usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak vasiyetnamenin
iptali sebeplerinin kanunda sınırlı olarak sayıldığını, bunun haricinde bir sebepten ötürü dava
açılamayacağını, 1996 tarihli yeni irade beyanıyla eski tarihli vasiyetnamenin ortadan kalktığını, 1987
tarihli vasiyetnamenin iptali için dava açtıklarını ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...; vasiyetnamenin iptali sebeplerinin kanunda sınırlı olarak sayıldığını, murisin 1987 tarihli
vasiyetnamesinden döndüğünü, murisin 1996 yılındaki vasiyetnamesi de uygulanabilir olmadığından,
mirasın veraset ilamındaki paylara göre bölünmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının vasiyetnameyi 24/11/2010 tarihinde öğrenmesine karşılık 1 yıllık süre içerisinde
dava açmadığı gerekçesiyle, davanın süre yönünden reddine dair verilen kararın davacı tarafından
temyizi üzerine, Dairemizin 30/11/2016 tarihli ve 2016/16629 E., 2016/13682 K. sayılı ilamı ile özetle;
vasiyetnamenin iptali davası açma süresinin, vasiyetnamenin açılması davasının kesinleştiği tarihten
itibaren başlayacağı, vasiyetnamenin açılması dosyasının derdest olduğu, mahkemece; vasiyetnamenin
açılması dosyasının kesinleşmesi bekletici mesele yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar
verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yukarıdaki gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediği
gerekçesiyle bozulmuş, davalılar ..., ... ve ...'ın karar düzeltme istemleri Dairemizin 14/11/2017 tarihli ve
2017/12550 E., 2017/15808 K.sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının yasal sürede davayı açtığı,
murisin kendi iradesi ile düzenlediği 1996 tarihli vasiyetname ile 1987 tarihli ilk vasiyetnamenin
geçerliliğini ortadan kaldırdığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından
temyiz edilmiştir.
1-) Dava; vasiyetnamenin iptaline ilişkindir.
Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel
ilkelerindendir ve dava şartıdır. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın
ehliyeti sona ereceğinden, bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına
ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların
haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen
mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir.
TMK.nun 28. maddesine göre, ölüm ile kişilik son bulur. Ölü bir kişi herhangi bir hakkın sujesi
olamayacağına göre onun açmış olduğu davaya devam edilemez. Bu şekilde yürütülen bir dava sonunda
ölü kişi aleyhine hüküm kurulamaz. Borçlar Kanununun 397. maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden
ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur.
Somut olayda; davalı ...'a ait nüfus kaydından, davalının yargılama sırasında 21.10.2014 tarihinde öldüğü,
mirasçılarının yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin, ölmeden evvel verilen vekaletnameye
istinaden davalı vekili ile davaya devam edilip, işin esasına girilerek yazılı şekilde, ölü kişi hakkında
hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her
aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle
yargılama sırasında vefat eden davalı ...'ın mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun
tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya
katılımı sağlanarak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek
suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi
gerekirken; taraf teşkili sağlanmaksızın, ölü kişi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya
aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-) Kabule göre de, 6100 sayılı HMK’nın 114/1.h bendinde davacının dava açmakta hukuki yararının
bulunması dava şartı olarak sayılmıştır. Bilindiği üzere dava şartları yargılamanın her aşamasında
taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkeme tarafından da re’sen dikkate alınmalıdır.
Türk Medeni Kanununun 581.maddesi hükmüne göre ise; “Vasiyet alacaklısı olabilmek için
mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır. Vasiyet alacaklısı mirasbırakandan
önce ölmüş ise, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyeti yerine getirme yükümlülüğü, vasiyet
yükümlüsünün yararına ortadan kalkar.”
Türk Medeni Kanununun 557. maddesi ise iptal nedenlerini sınırlamıştır. Kural olarak anılan hüküm
dışında bir nedenle vasiyetnamenin iptali istenemez ve hakim bu nedenlerle bağlıdır. Bu bakımdan
vasiyet alacaklısının miras bırakandan önce ölmesi olgusuna dayanılarak vasiyetnamenin iptali
istenemez. Bu husus vasiyetname alacaklısı tarafından açılan vasiyetnamenin tenfizi davasında itiraz
olarak ileri sürülebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; muris tarafından düzenlenen Bursa 15.
Noterliğinin 03/06/1996 tarihli ve 9135 yevmiye numaralı vasiyetname ile eşi Erika Alkan'a Türkiye'de
bulunan ve vasiyetnamede sayılan taşınmazlarını ve yine Türkiye'de bulunan resmi ve hususi
bankalardaki vadeli vadesiz hesaplarında bulunan parasının tamamını vasiyet ettiği, Erika Alkan'ın
19.06.2001 tarihinde vefat ettiği, muris ...'ın ise 09.12.2009 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır.
O halde Mahkemece; vasiyet alacaklısının mirasbırakandan önce ölmesi hususu açılacak
vasiyetnamenin tenfizi davasında itiraz olarak ileri sürülebileceğinden, dava şartı olan bu durum re'sen
gözetilerek, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki
yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçe ile davanın reddine karar
verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi
gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene
iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince
kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/07/2020
gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.
Miras Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar
- ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 22. HD · E. 2023/1068, K. 2025/1536 — Mirasin Hükmen Reddi
- Yargıtay 1. HD · E. 2016/17175, K. 2020/4133 — Muris Muvazaasi — İspat
- Yargıtay 1. HD · E. 2020/2954, K. 2020/5969 — Tenkis — Hak Düşürücü Süre
- Yargıtay 1. HD · E. 2021/1705, K. 2022/5258 — Tenkis
Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?
Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Miras Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Miras Hukuku