0552 613 87 93info@dengeavukatlik.com Fikirtepe Mah. Kadıköy / İstanbul

Yargıtay 2. HD · E. 2023/5704, K. 2024/2402

Konu: Düğün Takıları (Ziynet) Aidiyeti — İçtihat Değişikliği · Karar Tarihi: 04.04.2024

← Boşanma ve Aile Hukuku emsal kararlarına dön

Bu karara atıf yapılan sayfa: Boşanma ve Aile Hukuku

Karardan çıkan ilke: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, "aksine anlaşma veya örf-âdet yoksa düğünde kime takılırsa takılsın tüm ziynetin kadına ait olduğu" yönündeki önceki içtihadını 04.04.2024 tarihinde değiştirmiştir. Yeni ilkeye göre: (1) taraflar arasında paylaşım konusunda anlaşma varsa buna göre; (2) yoksa iddia ve ispat edilen yerel örf-âdete göre; (3) o da yoksa erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ancak bir cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) takı, kime takıldığına bakılmaksızın o cinse ait sayılır; özgülük çekişmeliyse bilirkişi incelemesi yapılır ve her iki cinse özgü ise takılan/verilen eşe ait olur.

Kararın Tam Metni

Daire: 2. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/5704 Karar No: 2024/2402 Karar Tarihi: 04.04.2024 "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/766 E., 2023/834 K. KARAR: Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Sivas 1. Aile Mahkemesi SAYISI: 2020/426 E., 2023/36 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulüne, ziynet alacağı davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davacı karşı davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: C. Gerekçe — Değerlendirme (ziynete ilişkin bölüm) 2. Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır. Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir. 3. Bu noktada "kişisel mal" kavramının yasal olarak nasıl düzenlendiği üzerinde durulmalıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 220 nci maddesinde; "Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, 3. Manevî tazminat alacakları, 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler." kişisel mal olarak sayılmıştır. Eşlere ilişkin her türlü giyim eşyası, mücevher, saat, takılar, spor araç ve gereçleri, cep telefonları, gözlük, makyaj malzemesi gibi sadece kişisel kullanıma yönelik kural olarak taşınırlardan oluşan mallar, 4721 sayılı Kanunun 220 inci maddesinin birinci fıkrasına göre o eşin kişisel malıdır. 4. Dairemizin önceki içtihatları, "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönündeydi. Ancak toplumumuzun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişikliğe uğraması, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısı ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda, Dairemizin içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu konuda Dairemizin ilkesel nitelikteki yeni görüşüne göre; "Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir" yönündedir. Uyuşmazlık, tarafların iddia ve savunmaları da dikkate alınarak bu ilkeler doğrultusunda çözülmelidir. 5. Hemen belirtilmelidir ki, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer (6100 sayılı Kanun m.190). 4721 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin birinci fıkrasında da "Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür" düzenlemesiyle ispat yükünün kime ait olduğu gösterilmiştir. Ziynet alacağı davalarında olağan olan, kadına özgü ziynet eşyalarının kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunun aksini iddia eden kadın eş iddiasını ispatla mükelleftir. 6. "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" (6100 sayılı Kanun m. 26/1). 7-8. Somut olayda; davacı karşı davalı kadının delil olarak sunduğu ve erkek tarafından inkâr edilmeyen mesaj kayıtlarına göre, kadının altınlarını getirmesi istendiğinde erkeğin "söz getireceğim, bıktım artık bu konudan yeter" dediği anlaşılmıştır. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek erkeğe geçmiş olup, erkek ziynetlerin uhdesinde olmadığını ve kadına iade edildiğini ispatlayamamıştır. O hâlde ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının ziynet alacağı davasının reddi ile buna yönelik vekâlet ücreti yönünden BOZULMASINA, 3. Bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine, 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak ve bilgilendirme: Bu karar metni, kamuya açık Yargıtay içtihadı olup (Yargıtay Karar Arama sisteminden alınmıştır) yalnızca hukuki bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Karar metnindeki taraf bilgileri ilgili resmî yayında anonimleştirilmiştir; tam metin özetlenerek ilgili bölümleriyle sunulmuştur. Bu karar bir içtihat değişikliği niteliğinde olup güncel gelişmeler için avukatınıza danışınız. Her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları bulunur; somut dosyanız için bir avukata danışmanızı öneririz. Görüşmeler Avukatlık Kanunu m. 36 gereği gizlidir.

Boşanma ve Aile Hukuku Alanında Diğer Emsal Kararlar

Benzer bir hukuki süreçle mi karşı karşıyasınız?

Bu karar yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları vardır. Sürecin nasıl işlediği hakkında genel bilgi için Boşanma ve Aile Hukuku sayfamızı inceleyebilir veya bizimle iletişime geçebilirsiniz.

İletişim   Boşanma ve Aile Hukuku